Hâkim, Hakem, Hüküm
Arapça “h-k-m” kökünden gelen hâkim kelimesi, sözlükte iyileştirmek amacıyla engel olmak, karar vermek; yargı, hikmet, adalet anlamlarına gelir. Literatürde ise devletin yargılama yetkisini kullanarak hüküm veren, uyuşmazlıkları çözen kişi olarak karşılık bulur. Hâkim, bu yetkiyi mahkemeler aracılığıyla, mahkemeler üzerinden kullanabilir. Bu nedenle mahkemeler, hâkimin belki de hâkim olmasını sağlayan mekânlardır. Zira mahkemeler, içerisinde hem yargı erkinin kullanıldığı fiziksel ortamı, hem de uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması sürecinde sağlıklı muhakemelerin yapılabilmesi için gerekli olan manevi ortamı sunar.
Hâkimin görevi, -basit bir tanımla- önüne gelen uyuşmazlığı çözmektir. Fakat onun bu işi yaparken sınırsız bir otoriteye sahip olduğunu, keyfiliğe mahal verecek biçimde serbest bırakıldığını, işleteceği muhakeme sürecinin usul ve esaslarını belirleme noktasında ideolojisine ve şahsî fikirlerine dayanabileceğini söylemek olanaksızdır. Çünkü kendisinin de içerisinde yer aldığı devlet teşkilatı adına yasama erki, hâkimin hareket alanının sınırlarını ve getireceği çözüme giden yolları belirler. Hâkim bu çerçevede yargılama faaliyetini gerçekleştirir.
Kişisel anlamda hâkimin bağımsızlığından söz edilebilmesi için öncelikle kurumsal anlamda yargının bağımsızlığından bahsedilebilmelidir. Yargının bağımsızlığı ise devletin fonksiyonlarının ayrılmasını öngören ve bu fonksiyonların birbirlerinden bağımsız olarak işletilmesi gerektiğini savunan kuvvetler ayrılığı ilkesinin benimsenmesi yoluyla gerçekleşir. Çünkü kuvvetler ayrılığı, yargı fonksiyonu açısından bakıldığında, yasama ve yürütme erklerinin yargılamaya ilişkin hususlara müdahale etmemesi gerektiğini öngörür ve yargılama faaliyetiyle ilintili olarak hâkimin de bu bağımsızlıktan faydalanması sonucunu doğurur.
- Hâkim, hâkim olarak bağımsız ve tarafsız olmalıdır. Hâkimin bağımsız ve buna bağlı olarak tarafsız olması, onun atanması sürecinde de kendini göstermelidir. Zira yasama ya da yürütme organı tarafından doğrudan seçilen/ atanan bir hâkimin kendisini göreve getiren kurumlardan bağımsız olamayacağı fikri, yargılamanın tarafları nezdinde olumlu sonuçlar doğurmaz. Bunun haricinde, hâkimin görevini yaparken adâletin tesis edilmesinden başka bir maddi veya manevi kaygı gütmemesi için hâkimin özlük haklarının korunması, çalışma koşullarının yeterli olması gerekir.
- Hâkim , hüküm kurarken bağımsız ve tarafsız olmalıdır. Her hâkim, önüne gelen uyuşmazlığı kural olarak çözüme kavuşturmak zorundadır. Çözüme kavuşturulan uyuşmazlık sonucunda ortaya hüküm çıkar ve bu hüküm doğrudan tarafları ya da ilgilileri etkiler. Hâkimin hükmü ne kadar tarafsız ve bağımsız bir şekilde kurulmuşsa, hakikate yakınlığı da o kadar fazladır.
TÜRK HUKUKUNDA HÂKİMİN SINIRLARI
1982 Anayasasının 138. maddesinde “mahkemelerin bağımsızlığı” başlığı altında hâkimlerin bağımsızlığı açıklanmış ve hâkimin sınırları belirtilmiştir.
Maddeye göre, hâkim karar verirken Anayasaya, kanunlara, hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecektir. Bu kapsamda, hâkim normatif anlamda sadece pozitif hukuk kurallarıyla bağlı değildir. Bilakis -madde metnindeki “hukuka” kavramından da anlaşılacağı üzere- örf ve âdet hukuku ile hukukun genel ilkeleri de hâkimin hükmü üzerinde etkili olabilecek kaynaklar arasındadır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise yargının ve yargılamanın tarafsızlığını sağlamak amacıyla mahkemeler ve hâkimlerin herhangi bir organ, makam ya da merci tarafından emir, talimat, genelge, tavsiye veya telkin alamayacağı hususu hükme bağlanmaktadır.
10 temmuz 2004’te İstanbul’da doğdu. İlköğretim ve ortaöğretimini de İstanbulda tamamladı. Yükseköğrenimini Afyon Kocatepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 3.sınıf öğrencisi olarak devam ettirmektedir. Kitap okumak, piyano çalmak, müzikle ilgilenmek, sanat tarihi araştırmaları yapmak hobileri arasında olup aktif olarak Afyon Kocatepe Üniversitesi Münazara Topluluğunda münazara yapma, hitabet ve etkin konuşma becerisi kazanma faaliyetlerini devam ettirmektedir.
Yorum gönder