Yapay Zeka Ürünlerinin Eser Niteliği

Yapay Zeka Ürünlerinin Eser Niteliği

Giriş

Teknolojik gelişmeler, insanlık tarihinin her aşamasında toplumsal, kültürel ve hukuki değişimlere yol açmıştır. Bugün, yapay zeka teknolojilerinin hızla ilerlemesi, bu değişimlerin en somut örneklerinden birini göstermektedir. Yapay zeka; sanat, edebiyat, müzik, yazılım geliştirme gibi birçok yaratıcı alanda etkin bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum modern teknolojilerin üretim özelliğiyle beraber aynı zamanda yeni, farklı yaratıcılık örnekleri sağlamasını da ortaya koymaktadır. Yapay zeka ürünleri insan müdahalesi olmadan veya insan gözetimiyle meydana gelmektedir. Bu durum, bu yeni ve farklı eserlerin hukuki, etik ve felsefi açıdan nasıl değerlendirileceği sorusunu gündeme getirmektedir. Yapay zekanın ürettiği müzik, görsel, edebî eserlerin sayısı artmaktadır. Bu yeni ürünlerin fikri mülkiyet hukuku uyarınca eser kavramıyla örtüşüp örtüşmediği tartışma konusudur.

Yapay zekanın ürettiği eserlerin sahipliği, orijinalliği ve eserin yaratıcı niteliği üzerine yapılan tartışmalar, özellikle fikri mülkiyet ve telif hukuku gibi alanlarda önemli sorular doğurmaktadır. Bu makale, yapay zeka ürünlerinin eser niteliğini ve yaratıcı sürecin doğasını inceleyerek, bu dijital eserlerin hukuki ve etik ve felsefi yönlerini ele almayı amaçlamaktadır. Özellikle telif hakları, fikri mülkiyet ve eser sahipliği gibi konularda, yapay zekanın üretim sürecindeki rolü büyük bir belirsizlik yaratmaktadır. Geleneksel anlamda bir eserin “yaratıcı” olarak kabul edilebilmesi için, eserin bir insan tarafından ortaya konması gerektiği kabul edilir. Ancak, yapay zekaların tamamen bağımsız şekilde ürettikleri, daha önce insan eliyle yaratılmamış dijital sanat eserleri veya metinler, bu geleneksel anlayışı sorgulamaktadır. Bu noktada, yapay zeka ürünlerinin “eser” olarak kabul edilip edilemeyeceği sorusu, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda felsefi bir meseledir.

Bu makale, yapay zeka ürünlerinin eser niteliğini tartışırken, öncelikle yapay zekanın yaratıcılık üzerindeki etkilerini inceleyecektir. Yapay zekaların sanatsal yaratım süreçlerine katılımı, onları bir araç olarak mı yoksa yaratıcılığın bir öznesi olarak mı değerlendirmemiz gerektiği sorusunu gündeme getirecektir. Bununla birlikte, yapay zekanın ürettiği eserlerin telif hakkı gibi hukuki sorunları, yaratıcı emeğin ve sahipliğin nasıl belirleneceği meselesini de ele alacaktır. Sonuç olarak, bu makale, yapay zekanın ürettiği içeriklerin eser olarak kabul edilip edilemeyeceğini, hukuki, etik ve felsefi boyutlarıyla derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır.

I. Fikri Mülkiyet Hukuku Uyarınca Eser Kavramı

5846 sayılı kanunun Tanımlar başlıklı 1/B hükmünde eser için “Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” şeklinde tanımlamıştır. 5846 sayılı kanuna göre Türk hukukunda eser sayılabilme şartları; eser sahibinin hususiyetini taşıma, kanunda yer alan eser gruplarından birine dahil olma ve somutlaşmış olması şartı vardır. Somutlaşmamış, şekillenmemiş eserlerde eser sahibinin hususiyeti net olarak tespit edilemez.

5846 sayılı kanunda sayılı olan eser sınıfları; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserleri şeklinde sayılmıştır. Kanunda 2. Madde ve devamında bu eser sınıflarının özellikleri ve nitelikleri belirlenmiştir. Belirtilmesi gerekir ki FSEK’te eser grupları altında sayılan eser çeşitleri bakımından sınırlı sayı ilkesi geçerli değildir (Nal/Suluk, s. 39). Bir ürünün dört eser türünden birine dahil edilebiliyor olması kanunda sayılan eser gruplarından olma şartını sağlaması için yeterlidir (Maman, s.67).

Hususiyet kanunda tanımlanmamıştır. Hususiyet her eser türünde farklı noktalarda aranabilmektedir. Hirsch hususiyeti, herkes tarafından vücuda getirilememe, yaratıcı fikri çalışma ve eser sahibinin şahsiyetinden aldığı vasıf şeklinde ifade etmektedir. Arslanlı’ya göre Hirsch’in tanımı eser sayılma durumunu zorlaştırmaktadır. Hususiyet belirlenirken nispi ölçü aranmalıdır. Eser sahibinin başka eserlerden yararlanması doğaldır. Mutlak bir farklılık ve yenilik şart olarak aranmamalıdır. Ayiter hususiyeti, eseri meydana getiren kişinin zihninin bireyselliğini gösteren özellik olarak ifade etmiştir. Öğretideki diğer isimlerin görüşleri de benzer niteliktedir. Yargıtay ise eser sayılma şartlarını, sübjektif şart olan sahibin hususiyetini taşıma ve objektif şart olan yasada öngörülen eser türlerinden birine dahil olma şeklinde belirtmektedir. Yargıtay kararlarında hususiyetin belirlenebilmesi için eserin, sahibinin hususiyetini yansıtacak düzeyde şekillenmiş olmasını da aramaktadır. İçtihatlar ve öğreti değerlendirildiğinde, hususiyet için nispi bir yaratıcılık yeterli olmakla birlikte sahibinden izler taşıması gerekmektedir (Maman, s. 66-70).

II. Eser Sahipliği

5846 sayılı kanunun Tanımlar başlıklı 1/B hükmünde eser sahibi için Eseri meydana getiren (…) kişiyişeklinde tanımlanmıştır. FSEK m. 8/1 hükmünde de “Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir” ifadesi yer almaktadır. Bu hükümler değerlendirildiğinde Türk hukukunda eser sahipliğinin eseri meydana getirmeye bağlı olduğu ifade edilebilir.

03/03/2004 tarihli ve 5101 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle 5846 sayılı kanun 1/B hükmündeki eser sahibi bentinde yer alan “gerçek“ ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. Yargıtay Yüksek Mahkemesi bu değişiklikten itibaren vermiş olduğu kararlarda tüzel kişilerin eser sahibi olamayacağı içtihadını istikrarlı şekilde devam ettirmiştir. Kanundan gerçek ibaresi kaldırılmış olsa da içtihatlar ve doktrindeki görüşler tüzel kişilerin eser sahipliğine karşı olmakla birlikte tüzel kişiliğin FSEK m.18 ve 80 uyarınca mali hakları kullanmaya yetkili olabilmesi mümkündür (Maman, s. 96).

Belirtilmesi gerekir ki FSEK kapsamındaki eser sahipliği için; patent ve marka hukukundan farklı olarak eser meydana gelmesi yeterlidir. Tescil işlemi zorunlu bir unsur değildir. Lakin tescil işlemi ispat için yararlıdır. Ayrıca FSEK m.11 ve 12’de eser sahipliği karinelerine yer verilmiştir. 11. Maddenin 1. Fıkrasında “Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır.” demektedir. Eser üzerinde, sahibinin adının belirtilmiş olması aksi ispatlanıncaya kadar adı belirtilen kişinin eser sahipliğine karine teşkil etmektedir. FSEK m.12’de “Yayımlanmış olan bir eserin sahibi 11 inci maddeye göre belli olmadıkça, yayımlıyan ve o da belli değilse çoğaltan, eser sahibine ait hak ve salahiyetleri kendi namına kullanabilir” demektedir. Eğer bir eser de eser sahibinin adı belirtilmemişse mali ve manevi hakları kullanmaya yetkisi yayımcıya, o da belli değilse çoğaltana ait olmaktadır (Maman, s. 96). Yine kanun hükümleri (FSEK m.9-10) uyarınca eser sahipliğinin ortak ve iştirak halinde olması mümkündür.

III. Yapay Zeka Ürünlerinin Eser Niteliği ve Eser Sahipliği

Yapay zekanın üretmiş olduğu eserler bakımından kanundaki şartlardan; kanunda sayılı eser gruplarından birine dahil olma ve şekillenmiş/somutlaşmış olma şartları genelde sağlanmaktadır. Yapay zeka ürünlerinde tartışılan husus eserde yer alması gereken hususiyet durumu ve eser sahipliğine bağlı sonuçlardır.

Yapay zekanın üretmiş olduğu eserlerinde hususiyet konusu tartışmalıdır. Hususiyet kanunda tanımlanmadığı için yargı içtihatları ve öğretideki görüşlere göre hareket edilmektedir. Bu her ülkede farklılık arz etmektedir. Ülkemizde bu konuda kanunen veya içtihadi olarak bir mevzuat oluşmamıştır. İşbu sebeple Çin Shenzhen Nanshan Bölge Halk Mahkemesi 25 Kasım 2019’da Tencent davasında yapay zeka ürününün telif hakkını onaylamıştır. 1988 tarihli İngiliz Telif, Tasarımlar ve Patentler Kanunu’nda (CDPA) eser sahipliği ile ilgili 9.maddesinin 3.fıkrasında bilgisayar tarafından üretilen eserin, eser sahibinin gerekli düzenlemeleri yapan kişi olarak kabul etmiştir. Bunun dışında aynı kanunun 178. Maddesi hükmünde “bilgisayar tarafından üretilen” kavramını tanımlarken; kavramın eser sahibinin insan olmadığı hallerde eserin bilgisayar tarafından üretilmesi olarak kabul edilmiştir. Öğretide CDPA 178 hükmü uyarınca insan tarafından meydana getirilmeyen tamamen otonom şekilde üretilmiş eserlerin korunacağı çıkarımı yapılmaktadır. (YILMAZTEKİN, 2021)

Gerçek kişi dışında eser sahipliği için Amerika’da Monkey Selfie olarak bilinen Naruto davası önemlidir. Dava hayvan koruma derneği olan PETA (People fort the Ethical Treatment of Animals) tarafından fotoğraf sanatçısı David John Slater ve davaya konu fotoğrafı kullanan Wildlife şirketine (Wildlife Personalities Ltd.) karşı açılmıştır. Uyuşmazlık konusu fotoğraf 6 yaşında olan maymyn Naruto tarafından fotoğrafçı Slater’in fotoğraf makinesini kullanarak çekilen selfidir. Kaliforniya Kuzey Bölgesi Bölge Mahkemesi, 2016 yılında, Amerika Telif Kanunu’nun eser sahipliğindeki lafzi yorumu, geçmiş içtihatları ve Amerika Telif Hakkı Ofisi’nin görüşleri doğrultusunda bir maymuna eser sahipliği verilemeyeceğine hükmetmiştir. Mahkeme, Amerika Telif Kanunu’nda eser sahipliği kavramının tanımlanmadığını, belirterek Dokuzuncu Dairenin Gargia&Google davasındaki yoruma atıfta bulunmuştur. Dokuzuncu Daire kanun koyucunun esneklik sağlama amacıyla tanımlamadığı eser sahipliği bakımından kanunun hiçbir yerinde hayvanlardan bahsetmediği gözetilerek, eser sahipliği kavramının bu kadar geniş yorumlanamayacağı hükmünde bulunmuştur. Amerika Telif Hakkı Ofisi tarafından düzenlenen Telif Hakkı Uygulamaları Özeti’ne (Compendium) atıfta bulunmuştur. Compendium m.313.2’de eser sahibi olarak nitelendirebilmek için eserin insan tarafından üretilmiş olması gerektiğine kanaat getirmiştir. Bu karar eser sahipliği kavramının gereklilikleri ve korumanın insan olmayanlar için de mevcut olup olmadığı açısından önem arz etmektedir. (Maman, s.101-103)

Yapay zekanın ürettiği eserler için olası eser sahipleri; yapay zekanın kendisi, yapay zekayı üreten yazılımcı, yapay zekayı kullanan kişi, yatırımcısı, kamusal olması gibi seçeneklerdir. Türk hukukunda kanunen bir engel olmamasına rağmen içtihatlarda ve öğretide tüzel kişilerin eser meydana getiremeyeceği çünkü eseri meydana getirirken söz konusu olan yaratıcılığın yaşayan gerçek kişiye ait bir özellik olduğu kabul edilmektedir. Durum böyle iken yapay zekanın kendisine eser sahipliği (veya kişilik hakkı tanımak) vermek yerine, esere dolaylı yoldan katkı sağlayan kişilerin bağlantılı hak sahipliği konumunda korunabilmesidir. Belirtilmesi gerekir ki bunun için de kanuni düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Otonom şekilde üretilmiş yapay zeka ürünlerinde ise kamusallık yerinde bir tercih olacaktır.

IV. Oluşması Muhtemel Diğer Sorunlar

Fikir hukukunda yaşanabilecek bir sorun cezai sorumlulukta şikayette bulunma hakkıdır. Her ülkede, ceza kanunları kamusal niteliği diğer hükümlere nazaran daha az olan ve kişiler arası ihtilaflarda şikayet şartı aramaktadır. Yapay zekanın medeni hukuk uyarınca bir kişiliği söz konusu olmadığı için cezai sorumluluk söz konusu olduğu vakit sorun teşkil edecektir.

Fikir hukukunda hukuki sorumlulukta dava açma hakkını yaşanabilecek diğer bir sorundur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d hükmü uyarınca hukuk mahkemesi önündeki davanın esasına girebilmesi için tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları gerekmektedir. HMJ 114/1-d hükmünde “Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.” Diyerek dava şartı olarak bunu göstermektedir.” Taraf ehliyetini düzenleyen HMK m.50 hükmünde “Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.” demektedir. Taraf ehliyeti, medenî hukuktaki hak ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. Dava ehliyetini düzenleyen HMK m.51 hükmünde ise “Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir.” Demektedir. Dava ehliyeti, medenî hukuktaki fiil ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. Yapay zekanın üretmiş olduğu eserlerin sahipliği bakımından yapay zekanın kendisine eser sahipliği tanınması sonucunda yaşanabilecek hukuki ihtilaflarda eser sahibi yapay zekanın hem dava hem taraf ehliyetinin de kabulü gerekir. Yapay zekanın bu ehliyetlere sahip olup olmayacağı tartışmalıdır. Bu sebeple eser üzerinde yaşanabilecek ihtilafların çözümünde usulî problemler yaşanabilir. Otonom şekilde yapılmış veya insan destekli üretilen eserlerde oluşabilecek diğer sorun kişisel verilerin ihlali niteliğinde oluşabilecek sorumluluklardır.

Sonuç

Fikri mülkiyet hukuku uyarınca eser eseri meydana getiren kişinin hususiyetini taşıdığı ve kanundaki tanımlı gruplara dahil olduğu sürece eser olarak kabul edilmektedir. Eser sahipliği konusunda ise Türk hukukunda içtihatlar ve doktrin gereği tüzel kişiler eser sahibi olamamaktadır. İşbu duruma dayanarak yapay zeka tarafından üretilen eserlerin sahipliği konusunda yapay zekanın kendisine eser sahipliği hakkını tanımak birçok sorun yaratabilir. Bu sorunlar hem usule hem esasa ilişkindir. Bu konuda Türkiye’de herhangi bir içtihat ve kanunen mevzuat olmadığı için yurt dışındaki uygulamalar kontrol edilerek düzenleme yapılması gerekmektedir.

Kaynakça

Aslan, B. (2024). YARATICILIK, ORİJİNALLİK VE HUSUSİYET KAVRAMLARININ ÜRETKEN OTONOM YAPAY ZEKÂ SİSTEMLERİNE YANSIMALARI VE FİKRİ HAKLAR BOYUTUYLA DEĞERLENDİRİLMESİ. Ticaret Ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, 10(1), 3-24.

Balta, B. K. (2020). YAPAY ZEKA ÜRÜNLERİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE FİKRİ ESER KAVRAMI. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 24(3), 205-230.

BALTA, B. K. (2021). Eser Kavramı ve Yapay Zeka Ürünleri. Ankara: Seçkin.

Beşiroğlu, A. (2006). Fikir Hukuku Dersleri. İstanbul: Arıkan.

Cahit Suluk, R. K. (2021). Fikri Mülkiyet Hukuku. Ankara: Seçkin.

Çelik, M. E. (2022). YAPAY ZEKÂ ÜRÜNLERİNİN VE SAHİPLİK İKİLEMİNİN FİKRİ MÜLKİYET HUKUKU KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 71, sy. 2, 581-620.

ÇINAR, S. B. (2023). FİKRİ MÜLKİYET HUKUKUNUN DABUS’LA İMTİHANI: YAPAY ZEKÂ SİSTEMLERİ BULUŞ SAHİBİ OLARAK KABUL EDİLEBİLİR Mİ? . İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 14(2) , 387-400.

Esra Karataş, U. K. (2022). Yapay Zeka Tarafından Meydana Getirilen Fikri Ürünlerin 5846 Sayılı Fikir Ve Sanat Eserleri Kanununa Göre Korunması. Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, sy. 1, 17-50.

Gözübüyük, B. (2021). YAPAY ZEKANIN MEYDANA GETİRDİĞİ FİKRİ ÜRÜNLERE İLİŞKİN 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNUNDAKİ SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ. Kırıkkale Hukuk Mecmuası 1, sy. 1 , 54-81.

Güllü Yakar, M. K. (2020). YAPAY ZEKÂ İLE ÜRETİLEN GÖRSEL SANATLAR ESERLERİNDE FİKRÎ MÜLKİYET . SDÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Dergisi, 13 (26), 490-516.

Kaçak, N. (tarih yok). Açıklamalı İçtihatlı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu. Ankara: Kartal Yayınevi.

Kaynak, A. O. (2020). Fikri Mülkiyet Suçları ve Soruşturma Usulü. Ankara: Yetkin.

Maman, A. (2023). Telif Hakkı Kapsamında Yapay Zeka ve Ürünlerinin Eser Niteliği. Ankara: Seçkin.

ÖZDAL, M. A. (2023). YAPAY ZEKÂ İLE OLUŞTURULAN ESERLERİN TELİF HAKKI VE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI . Hakkari Review, 7 (1), 90-110.

SARI, O. (2020). YAPAY ZEKÂNIN TÜRK FİKRİ MÜLKİYET HUKUKUNA GÖRE KORUNMASI. İzmir Barosu Dergisi, yıl 85 (1), 53-116.

YILMAZTEKİN, H. K. (2021). Yapay Zekanın Eser Sahipliği. Ankara: Adalet.

ZORLUEL, M. (2019). YAPAY ZEKÂ VE TELİF HAKKI. Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 142 , 305-356.

 

Yorum gönder