Putin’in Enerji Silahı
Ayşem KÖYMEN
Sabah uyandınız, banyoya girip duş almak istediniz. Sonrasında saçınızı kurutmak için fön makinesini prize taktınız, bir anda içeriden bir telefon sesi geldi ve ona doğru yöneldiniz. Hava sıcaktı tabii telefonla konuşurken soğuk bir şeyler içmek istediniz, buzdolabına adım adım ilerlediniz. Fark ettiniz ki işe geç kalıyorsunuz, apar topar hazırlanıp aracınıza bindiniz ve motoru çalıştırmaya başladınız…
Günlük hayatımızda fark etmeden enerji her alanımızda neredeyse modern dünyamızın ‘’yaşam suyu’’ olmuş vaziyette. Peki enerji günlük yaşamımızda bu kadar önem arz ederken devletleri nasıl etkilemektedir? Enerji niçin bu kadar değerli? Devlet politikalarını nasıl şekillendiriyor? Ve devletler enerjiyi kendi ilişkilerinde nasıl bir araç olarak kullanıyorlar?
Enerji, askeri ve ekonomik açıdan en önemli ve temel stratejik emtia olarak kabul edilir. Özellikle uluslararası ticaret üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Bu nedenle, enerji, bir devletin davranışını, yani dış politikasını değiştirmek için bir araç olarak kullanılabilir. (Gökçe et al., 2021) Ayrıca, devletlerin gelişimi, kalkınması ve üretimi için enerji büyük önem arz eder. Enerji kavramının uluslararası sistemde ne kadar mühim olduğunu örnekler ile süsleyeceğim ama öncelikle Klasik realistlere bir göz atmamız lazım. Onlara göre, uluslararası sistem anarşidir yani hiyerarşinin olmadığı, hiçbir üst otoritenin başka bir devlete bir şey yapmaya zorlayamaz veya kural uygulayamaz. Başka bir deyişle, devletler istedikleri gibi hareket edebilirler bu nedenle devletin var olması için güçlerini arttırmaları gerekmektedir. Kısaca, anarşi düzeninde güvenlik arayışı ve gücü maksimize etmek diyebiliriz. Ek olarak, Realist düşünce Enerjiyi bir güç biçimi, dış politikada stratejik bir araç ve önemli bir çatışma kaynağı olarak kabul edilmektedir(de Graaf & Sovacool, 2020).
Enerji gibi güçlü bir hammaddeye sahip olduğunuzda hem ekonomik hem de askeri alanda bu gücü yansıtabilirsiniz. (Power Projection). Hatırlayalım, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’in güvenliği için doğu Akdeniz’e Eisenhower uçak gemisini gönderdi. Burada vurgulamak istediğim, gelişmiş teknolojiniz ve yakıtınız olmadan herhangi bir askeri müdahalede bulunamazsınız. ABD bölgede bu caydırıcı gücünü kullanabiliyorsa nedenlerinden biri enerjiye sahip olduğundandır. Özetle, bir devlet savaş uçağını, ticaret gemisi kullanmak istiyorsa enerji vazgeçilmez kaynağıdır.
Devletlerin enerji ihtiyaçlarına göre bağımlılığı ikili ilişkileri şekillendirir.(Gökçe et al., 2021) Örneğin, ithalatçı bir devlet (x: Türkiye) ihracatçıya (y: Rusya) doğal gaz türünden bağımlıysa, ithalatçı devlet yani Türkiye Rusya’ya (ihracatçı) karşı dış politikasında daha yatıştırıcı bir tutum sergileyecektir. Diğer bir deyişle, ihracatçı devlete hasım bir tuttum sergileme olasılığı düşüyor çünkü ithalatçı devlet (X) ihracatçı devlete (Y) enerji konusunda bağımlıdır. Enerji ihtiyacını karşılamak ve enerjiye olan muhtaçlığını gidermek için tedarikçi tarafa daha dostane ilişkiler geliştirecektir.(Gartzke & Westerwinter, 2016) Hazır devlet ilişkilerinde bağımlılıktan söz ediyorken, ‘’Karşılıklı Bağımlılık’’ (Interdependency) kavramına değinmek istiyorum. Karşılıklı Bağımlılığın ikiye ayrılır: Simetrik ve Asimetrik. Burada alışveriş ettiğiniz emtia çeşidi asıl belirleyicidir. Erik Gartzke ve Oliver Westerwinter çalışmasında hipotez 3: eğer devletler arası asimetrik bir ilişki varsa ve bir taraf daha bağımlıysa, çatışmanın yaşanma olasılığı daha yüksektir. Yani, asimetrik ilişkide güçlü devlet (daha az bağımlı) ticareti bir sopa olarak kullanarak zayıf devleti zorlayabilir ve istediğini yaptırabilir. Buna karşı bağımlı devletin (güçsüz) ayaklanma olasılığı artar. İşte bazı devletler vardır ki bu silahı yerinde kullanırlar…
Şunu unutmamak gerekir ki, olası bir çatışma durumunda enerjinin ve elektriğin yatıştırıcı bir etkisi vardır. (Gökçe et al., 2021) Fakat enerji emtiasının türüne göre bu bağımlılık değiştirecektir. Bazı emtialar daha yatıştırıcı etkiye sahipken bazıları değildir.(Dorussen, 2006) Mesela kömür ve doğal gaz sizce aynı derecede bağımlılık sağlar mı? Veya aynı derecede yatıştırıcı etkisi var mıdır?
Enerji’nin Silahlandırılması
Enerji kaynakları ve ilgili teknolojiler, dış politika aracı olarak kullanılmasına ‘’Energy Statecraft’’ yani ‘’Enerji Diplomasisi’’ olarak adlandırılır(de Graaf & Sovacool, 2020). Bazı devletler kendi çıkarına uygun hareket eden devletleri havuç ile ödüllendirirken, kendine uymayan devletleri manipüle ederek dış politika davranışlarını değiştirmeye çalışır ve bu yöntemi sopa ile yapar. İşte enerji oyunlarında jeopolitik açıdan üç tane yöntem vardır:
1-Akışları manipüle etmek, 2- Altyapıyı manipüle etmek, 3- Fiyatları manipüle etmek
Bu oyunun yıldızlarından bir tanesi: Rusya Federasyonu.
Son yıllarda, Rusya dünya sahnesinde önemli bir aktör olarak yeniden öne çıkmıştır. Gorbaçov ve Yeltsin dönemlerindeki belirgin gerilemenin ardından, Putin dönemi Rusya’nın gücünün yeniden canlandığını göstermiştir. Bu gücün önemli bir unsuru, Rusya’nın petrol ve gaz rezervlerini kullanma yeteneğidir. (Newnham, 2011) Rusya’nın bugünkü petrol ve gaz gücünün temelleri, Sovyetler Birliği dönemine dayanmaktadır. O dönemde Kremlin, Rus enerjisini hem Doğu hem de Batı Avrupa’da kritik hale getirmek için bilinçli bir çaba başlattı. 1970’lere gelindiğinde, Sovyetler’in enerji etkisi Batı için ciddi bir sorun haline gelmişti (Klinghoffer, 1997).
1980’lerin sonlarında ve 1990’larda düşük petrol fiyatları, Sovyetler Birliği’nin dağılması ve petrol şirketlerinin özelleştirilmesi, Rusya’nın enerji etkisini geçici olarak zayıfladı. Ancak Rusya’nın bol rezervleri ve geniş boru hattı ağı, Vladimir Putin yönetiminde ‘Petro-Gücü’nün yeniden canlandırmaya olanak tanıdı.(Newnham, 2011) Devletler, enerji akışlarını sınırların ötesinde doğrudan manipüle etmeye çalışırlar. Bunu yaptırım ya da boykot yoluyla yaparlar.(Thijs Van de Graaf_Benjamin K. Sovacool__ Benjamin K. Sovacool – Global Energy Politics-John Wiley & Sons, Inc. (2020), n.d.) Rusya ‘’enerji silahını’’ Ukraynaya karşı 2006, 2009 ve 2014 yıllarında uyguladı. Devlet kontrolündeki şirket Gazprom’un gaz ihracat akışları üzerinde yasal bir tekelinin olması, Kremlin’in jeopolitik amaçlarla gaz akışlarını açma veya kapama yetkisini elinde bulundurduğu algısını pekiştiriyor. (Thijs Van de Graaf_Benjamin K. Sovacool__ Benjamin K. Sovacool – Global Energy Politics-John Wiley & Sons, Inc. (2020), n.d.) Rusya bu enerji oyunlarını oynayan aktörlerden biri. Hatırlayalım, 1973 Petrol Krizinde Japonya en çok etkilenen ülkelerden olmuştur çünkü %77 oranında petrol olan enerji tüketiminin büyük bir kısmı Orta Doğu’dan geliyordu. Dönemin ABD dışişleri bakanı Henry Kissinger, Japonya hükümetinin Arap ülkelerin isteklerine teslim olmaması için ikna etmeye çalıştı. (Thijs Van de Graaf_Benjamin K. Sovacool__ Benjamin K. Sovacool – Global Energy Politics-John Wiley & Sons, Inc. (2020), n.d.) Fakat Japonya’nın asimetrik bağımlılığından dolayı Yom Kippur Savaşında Arap ülkelerin yanında yer aldı ve İsrail’e karşı bir tuttum sergiledi. Gördüğünüz üzere, enerjinin nasıl hükümetlerin dış politikalarının değiştirdiğinin bir kanıtıdır.
‘’Enerji silahını’’ ithalatçı ülkeler de uygulayabilir. Örneğin, Rusya’nın 2014 yıllında Kırım’ı ilhak etmesi üzerine Batı ülkeleri ve Japonya Rusya’ya karşı yaptırım uyguladı (de Graaf & Sovacool, 2020). Fakat burada kazanan ülke olmadı. Neden mi? Aksine karşılıklı bir zarar oluştu çünkü ‘’Complex Interdependence’’ (Karmaşık Bağlılık) teorisine göre uluslararası aktörlerin giderek birbirlerine bağımlı hale gelmesi ve birbirlerine muhtaç olmalarından birbirlerinin ihtiyaçlarına daha duyarlı hale gelirler. (Power and Interdependence, n.d.) Kısacası, devletler birbirlerine muhtaçtır ve birinin kaybetmesi diğerini de etkiliyor.
Rusya, ‘Petro-Gücü’nü korumak için, mümkünce çok partnerini enerji bağımlılığı içinde tutmaya çalışıyor; bu bağımlılık sayesinde Rusya istediği gibi manipüle edilebiliyor. Bu stratejinin temel bileşenlerinden biri, komşu ülkelerdeki boru hatları ve diğer enerji tesislerinin kontrolüdür. Rusya, Polonya, Belarus, Ukrayna ve Baltık devletlerindeki boru hatlarını kontrol etmeyi hedefliyor; bu hatlar, Rus petrolü ve gazını diğer ülkelere iletmektedir. Bu transit yolları kontrol edemezse, örneğin Baltık Denizi üzerinden doğrudan Rusya’dan Almanya’ya giden yeni Kuzey Akım (Nord Stream) boru hattını kullanarak bu yolları baypass etmeye çalışacaktır. Moskova, Hazar ve Orta Asya ülkelerinden petrol ve gaz taşıyan boru hatlarını kendi toprakları üzerinde kontrol ediyor ve bu ülkelerin alternatif ihracat yolları bulmalarını engellemek için çaba gösteriyor. (Newnham, 2011) Dahası, şebeke temelli enerji iletimi sağlayan boru hatları veya elektrik iletim hatları, sabotaj ya da saldırılar için fırsatlar oluşturur. Birden fazla ülkeyi geçen uzun mesafeli boru hatları, transit ülkeler tarafından kesintiye uğratılma riski vardır (de Graaf & Sovacool, 2020). Enerji güvenliği açısından karşımıza önemli bir soru çıkmaktadır: Boru hatları mı daha güvenlidir ya da LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) mı? Öncelikle, boru hatları birden fazla devletten geçer, maaliyet açısından yüksektir ve uzun süren bir projedir. Ancak, uzun vadeli anlaşmalar ile devletler arası bağlayıcı bir sözleşme imzalanır. Böylece enerji güvenliği açısından devamlılık yani süreklilik sağlanır. Fakat manipüle edilmeye ve sabotaja açıktır, özellikle politik gerginlikler ve olaylardan kaynaklanabilir. Realistlerin dediği gibi her devlet kuralına göre oynamaz. Bu yüzden ithalatçı devlet boru hatlarına çok fazla güvenmemelidir, her an bir kesinti veya patlama olabilir. Bunun bir örneğini Rusya-Avrupa Birliği- Türkmenistan arasında gördük. 1990’ların ortalarında, Türkmenistan’ın gazını Rusya üzerinden Avrupa’ya taşıyan boru hatlarını kontrol eden Gazprom, Türkmenistan’ın gaz ihracatını durdurdu ve transit ücretlerinde artış talep etti (de Graaf & Sovacool, 2020). Türkmenistan ile uzun vadeli anlaşma imzaladıkları halde aslında Rusya böyle bir artış talep edemezdi. Türkmenistan reddetmesi üzerine Rusya tarafından boru hattı patlatıldı. Başka bir örnek ise Eylül 2022’de Nord Stream 1 ve 2 boru hatlarının patlama olayıdır.
Hükümetler, enerji kaynaklarının fiziksel akışını doğrudan yönetmek yerine, fiyatları ayarlayarak veya kontrol ederek bu akışları dolaylı olarak etkilemeye çalışabilirler. Petrol üreten ülkeler, genellikle müttefiklerine veya potansiyel müttefiklerine ham petrolü indirimli fiyatlarla satarlar. Örneğin, 2010 yılında, Bağımsız Devletler Topluluğu’na üye olan ülkeler (10 eski Sovyet devletinden oluşan bir grup), Rusya’dan aldıkları petrolü, dünyanın geri kalanının ödediği fiyatlara kıyasla ortalama yüzde 35 indirimle satın alabiliyordu. Doğal gaz ticareti, siyasi amaçlar için fiyat manipülasyonuna daha yatkındır, özellikle de doğal gaz LNG tankerleri yerine boru hatlarıyla taşındığında. Sınır ötesi boru hatlarının sabit yapısı, tedarikçi, geçiş ve tüketici ülkeler arasında derin bağımlılık ilişkileri oluşturur. Bu durum, gaz ticaretinin politize edilmesine fırsat tanır, çünkü tüketici ülkenin kısa vadede başka yerlerden gaz temin etme seçeneği genellikle yoktur. Kremlin ile dostane ilişkiler sürdüren Ermenistan ve Belarus gibi ülkelere indirim uygulanırken, Gürcistan, Ukrayna ve Baltık ülkeleri gibi ülkelere daha yüksek fiyatlardan satış gerçekleştirmektedir (de Graaf & Sovacool, 2020).
Sonuç olarak, günlük hayatımızda enerji bu kadar önemliyken devletler açısından nasıl bir rol oynadığına değindim. Özellikle, petrol ülkeleri enerjiyi bir dış politika aracı olarak manipüle etmeyi çalışıyorlar. Bu makalemde örneklem olarak Rusya’yı seçtim ve devlet başkanı Putin’in başa gelmesiyle ‘’enerji silahını’’ Rus dış politikasındaki etkisini gördük. Önemli olan şu ki ve tavsiye olarak, devletler petrol ülkelerine olan bağımlılıklarını azaltmaları için partnerlerini çeşitlendirmesi lazım yani değişik devletler ile iş birliği sağlanırsa petrol ülkesine olan bağımlılığı azalacaktır. Böylelikle devletin enerji güvenliği sağlanmış olunacaktır.
Kaynaklar
Dorussen, H. (2006). Heterogeneous trade interests and conflict: What you trade matters. In Journal of Conflict Resolution (Vol. 50, Issue 1, pp. 87–107). https://doi.org/10.1177/0022002705283013
Gartzke, E., & Westerwinter, O. (2016). The complex structure of commercial peace contrasting trade interdependence, asymmetry, and multipolarity. Journal of Peace Research, 53(3), 325–343. https://doi.org/10.1177/0022343316637895
Gökçe, O. Z., Hatipoglu, E., & Soytas, M. A. (2021). The pacifying effect of energy dependence on interstate conflict: A Large-N analysis. Energy Research and Social Science, 78. https://doi.org/10.1016/j.erss.2021.102133
Newnham, R. (2011). Oil, carrots, and sticks: Russia’s energy resources as a foreign policy tool. Journal of Eurasian Studies, 2(2), 134–143. https://doi.org/10.1016/j.euras.2011.03.004
Power and Interdependence. (n.d.).
The Soviet Union & international oil politics — Klinghoffer, Arthur Jay, 1941- — 1977 — New York_ C. (n.d.).
Thijs Van de Graaf_Benjamin K. Sovacool__ Benjamin K. Sovacool – Global Energy Politics-John Wiley & Sons, Inc. (2020). (n.d.).
..


Yorum gönder