İstanbul’u Yaşamak

İstanbul’u Yaşamak

Azra ERDOĞAN

İstanbul’da milyonlarca insan yaşıyor. Her gün binlerce turist bu şehri ziyaret ediyor. Ya da şanslı kesimdeyiz ve İstanbul’da yaşıyoruz. Peki, gerçekten İstanbul’u yaşıyor muyuz? Yoksa yaşadığımız tüm güzellikleri görmezden mi geliyoruz? Sadece İstanbul’un olumsuzluklarına odaklanıp trafiğinden, kalabalığından, karmaşasından mı şikayet ediyoruz? Çoğumuz bunu yapıyoruz aslında. Anı kaçırıyoruz, belki de İstanbul’u kaybediyoruz.

Hayat, kendi gözümüzle gördüğümüz kadar güzeldir. Neyi nasıl görmeyi tercih ediyorsak, o kadar güzel bir hayatımız vardır. İstanbul da bunun en güzel örneklerinden biridir. Bu kadar güzel bir şehri, nasıl olur da kötü görmeyi tercih edebiliriz? İstanbul’u görmek, duymak, anlamak, hissetmek gerekir… Yaşamak gerekir. Kimi zaman en güzel haliyle kabul ederken, kimi zaman da olumsuz yanlarını kabullenmek gerekir. Her anıyla kabul ederek yaşamak gerekir İstanbul’u. Çoğu zaman da güzelliklerine odaklanarak… Çünkü doğru bakmayı bildiğimizde, İstanbul o kadar güzeldir ki.

Rumeli Hisarı’ndan Bebek sahiline uzanan o huzur verici yürüyüşlerde, kendini dinleyerek, denizin kokusunu ve sesini içine çekerek yürüyüşün tadını çıkarmak… Belki de simidin ve çayınla deniz kenarındaki banklarda sevdiğin biriyle vakit geçirmek…

Kuzguncuk’un tarih kokan dar sokaklarında, adeta geçmişe yolculuk yaparken, güzel kafelerinde esnafıyla selamlaşıp, küçük bir gezinti yapmak…

Çengelköy’ün kendine has dinginliği, Beykoz’un denize açılan sokakları… Beyoğlu’nun tarih kokan daracık sokakları…

İstanbul, kimi zaman Sultanahmet Meydanı’nda tarihle iç içe yürümek demektir. Ayasofya’nın ihtişamını izlemek, Eminönü’nde gezerken esnafın sıcak sohbetine dalmak, baharat kokularını duymak, her dükkanın samimiyetinin canlı tanığı olmak demektir.

İstanbul’u yaşamak demek, her anını hissetmek demektir. Soğuğunu, sıcağını, trafiğini ve kalabalığını… Tüm güzellikleri ve kargaşasıyla kabul etmek demektir.

İstanbul bir sır gibidir. Her adımda keşfedecek yeni bir şey sunar. Yaşamak, görmek, hissetmek gerekir bu güzel şehri. İstanbul’u sadece görmek değil, onunla bütünleşmek, onu solumak gerekir. Güzel görmeyi bilirsen, İstanbul’u gerçekten yaşamış olursun. İyiye odaklanarak, her sokakta, yürüdüğün her yolda, soluduğun her nefeste İstanbul’u hissederek… Tadını çıkarmak gerekir.

Belki de İstanbul’u yaşamak, ona teslim olmaktır; kaosunda bile bir düzen, karmaşasında bile huzur bulmaktır.

Ve işte İstanbul’u yaşamak tam da budur: hem karmaşasını hem de güzelliklerini kabul etmek. Her adımda yeni bir şey keşfetmek ve bu şehre her nefeste aşık olmak. İstanbul’u gerçekten hissedersen, seni sarıp sarmalar ve bir daha asla bırakmaz.

Kaynaklar

 

Yorum gönder