Türkiye’nin Son 30 Yıllık Siyasi Hayatı
Dün dündür, bugün bugündür.
Süleyman DEMİREL
1980 darbesiyle birlikte uygulanmaya koyulan ekonomik liberalizm ve depolitizasyon programı ardından 1990’lı yıllarda da Türk Siyasi Hayatında önemli değişiklikler gerçekleşmiştir. Türkiye’de ilk defa güçlü olan partilerin güçlerinin ikiye bölündüğü bir dönem olmuştur. 1990’larda ANAP yanında Demirel’in öncülüğünde Doğru Yol Partisi (DYP) siyasete dahil olmuştur, merkez sol ise CHP ve Demokratik Sol Parti (DSP) arasında paylaşılmıştır.
ANAP, 1980 darbesinin ardından 3 yıl süren askeri yönetimin ardından, 6 Kasım 1983 yılında yapılan seçimle görev başına gelmiştir. Kenan Evren’in izin vermesi sonrasında kurulan ANAP katıldığı ilk seçimde diğer partilerin kapatılması hasebiyle kendisiyle birlikte 3 parti ile (Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP), Halkçı Parti (HP)) seçime katılmış ve kazanmıştır. İdeolojik olarak –sosyal demokrat, liberal, İslamcı ve milliyetçi- bu görüşleri ön plana aldılar ama halk karşısında Turgut Özal’ın partisini güçlü tutan parti programı değil onun halk nezdindeki karizmatik otoritesiydi 1993 yılında vefat etmesinden sonra ANAP’ın bu karizmatik liderliğini halk nezdinde ideolojik güzergâh olarak aşağısında kaldığından dolayı 1990’lı yıllardaki düşüşünü hızlandırmıştır. (Ertan, 202, s. 967-973)
DYP, 23 Haziran 1983’te kurulmuş ama MGK’nın vetosunu aşamadığı için seçimlere katılamamıştır. Süleyman Demirel’in yasaklı olması sebebiyle aktif siyasette yer alamayan Demirel’in tensipleriyle kurulan DYP’nin gölge lideriyse Süleyman Demirel olmuştur.1987 yılında yapılan referandumda Demirel’in partinin genel başkanı olmasının önü açılmıştır.
SHP, darbe sonrası CHP’nin kapatılmasından dolayı CHP’nin oylarını bünyesinden toplamak maksadıyla kurulmuştur. HP ve SODEP birleşerek 3 Kasım 1985’te Erdal İnönü başkanlığında kurulmuştur. En büyük başarısını 1989 yerel seçimlerinde birinci parti olarak kazanmıştır.1991 genel seçimlerinde ise DYP partisi ile koalisyon hükümeti kurmuş 1995’te ise CHP’nin bünyesine katılmıştır. (Polat, 2009, s. 29-41)
ANAP, iktidarda bulunduğu 8 yıl içerisinde “ekonominin millete devri” politikasını izleyerek, devletin bir güvenlik aygıtı olacak biçimde örgütlenmesini, merkezileşmesini önüne geçmeyi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesini sağlamaya çalışmıştır. Bu yapılan politikaların hedefinde siyasi bir bütünlük amacı değil partinin ekonomi yöneliminin doğurduğu dolaylı bir sonuç diyebiliriz. Bu 8 yıllık sürecin sonunda 1991 seçimleriyle birlikte ANAP’ın iktidarı sona ererken DYP-SHP koalisyonu oluştu. Bu koalisyon tekrardan koalisyonlar döneminin başlangıcı olacaktı.
1991’de tekrar başlayan koalisyon hükümetleri, 2002’de AK Parti’nin tek başına iktidara gelmesine kadar 10 yılı aşkın süre devam etti. Bu süreçte sırasıyla 1991-1995 DYP-SHP, 1995-1996 DYP-CHP,1996 ANAP-DYP, 1996-1997 RP-DYP, 1997-1999 ANAP-DSP-DTP, 1999-2002 DSP-ANAP-MHP koalisyonlarının ardından 2001 yılında kurulan AKP 2002 yılında koalisyonlar dönemine son vererek tek başına iktidar olmuştur. “Ortaya çıkan iktisadi bunalım ve krizlerin, büyük partilerin bir sorunu olarak görüldüğü ve bu krizlerde IMF ile olan ilişkilerin sorumlu tutulduğu söylenebilir. AKP’nin, IMF karşıtı yapmış olduğu propaganda ile oluşturduğu tavrın kamuoyunda etkisini gösterdiği ifade edilebilir.” (Çakır, 2020, s. 33)
Tek başına iktidar olmasındaki sebeplerden biri de yıllarca sıra gelen devamlılığı olmayan hükümetler sebebiyle vatandaşlar tarafından yaşanan yoksulluk insanları bezdirmiş, AKP vatandaş için yeni bir umut olarak görülmüştür. AKP göreve ilk geldiğinden itibaren demokrasiyi temel bir değer olarak benimsemiş, en önemli gaye olarak insan hakları ve hukuk devletini benimseyeceklerini beyan etmişlerdir. İlk hükümeti kurma görevi Abdullah Gül’e verilmişti, Erdoğan’ın siyasi yasağının kalkmasıyla birlikte Erdoğan, Siirt’te yapılan ara seçimle meclise girmiş, Abdullah Gül’lü hükümetin istifası sonrasında Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında 59.hükümet kurulmuştur.
1961 Anayasası’ndan ilk defa yer verilmesinden bu yana devam eden Parlamenter Sistem yerini, 2017 Anayasa değişiklikleriyle 18 maddelik anayasa değişikliği teklifinin içerisinde bulunan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, AKP-MHP ortaklığıyla seçime gitmiş ve yeni hükümet sistemi belirlenmiştir.1961’den bu yana devam eden Parlamenter Sistem artık yerini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine bırakacaktı. (Basmacı, 2019, s. 136-147)
Kaynaklar
1. Polat. A, (2009) 1980 Sonrası Türkiye Solu: Shp Örneği S. (29-41) Dokuz Eylül Üniversitesi
2. Ertan. M,(2021)Türkiye’de Siyasal Merkezlerin Dönüşümü: 1990’larda Merkez Sağın Bölünmesi Ve Düşüşü. Mülkiye Dergisi,45 (4), S.(967-973)
3. Çakır. E.M,(2020) 1991 – 2002 Yılları Arasında Koalisyon Hükümetleri Yönetimi Ibad Sosyal Bilimler Dergisi, S.(33)
4. Basmacı. G,(2019) Türk Siyasal Tarihi (1923-2018) Tek Parti Ve Koalisyon Hükümetleri Döneminde Basın Yasaları Basın Özgürlüğü, Urzeni Yayınevi, S.(136-147)

Aslen Karabüklü olan Kadir Hüsnü ATEŞ, 09.12.2001 tarihinde İstanbul’da doğdu.Çocukluğundan bu yana çoğunlukla çalışarak hayatına devam etti.
Lisans öğrenimi boyunca çeşitli öğrenci topluluklarında ve sivil toplum kuruluşlarında görev alan Kadir Hüsnü ATEŞ 2024 yılında Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu.


Yorum gönder