Yapay Zekâ ve Bilinç
Yapay zekâ literatüre çok yeni girmiş ve bilim camiasını ikiye bölmüş, güncelliğini koruyan bir tartışmadır. Özellikle ChatGPT’nin piyasaya sürülmesiyle tartışmalar alevlenmiş, yapay zekanın geldiği ve gideceği yer bir kısım için endişe konusu olmuştur. En büyük tartışma konularından biri, yapay zekanın günü geldiğinde insanlığın yerine geçip geçmeyeceğidir. İnsanı diğer canlılardan üstün kılan en önemli özellik zekâ olsa da tek özellik bu değildir. Zekanın yanında zekayı yönlendiren bir bilinç; bilinci somutlaştıran bir irade vardır. Bilinç kendi varlığının ve çevrenin farkında olma durumudur. Günümüzde sahip olduğumuz yapay zekâ, insan müdahalesi olmadan bir bilinç geliştirme yeteneğine sahip değildir. Çünkü bilinç sadece zekâ değil; aynı zamanda kişisel deneyimlerle ilgili bir durumdur. Yapay zekâ ise şimdilik veri işleyebilir, öğrenebilir, bazı hedeflere ulaşabilir ancak bilincin getirdiği öz farkındalık ve duygusal deneyime sahip değildir.
Felsefi olarak baktığımızda yapay zekâ-bilinç problemi zihin-beden problemiyle paralellik göstermektedir. Bir yapay zekanın bilinç kazanması demek, tüm zihin süreçlerinin fiziksel süreçlerle açıklanması anlamını taşımaktadır. Şayet biz zihni fiziksel süreçlerden öte ruhsal, biyolojik boyutlarla açıklıyorsak, bu durum yapay zekâ için bir sınır olabilir.
Yapay zekanın bilinç kazanmasında en çok tartışılan, durumun sosyal ve etiksel boyutudur. Bilinçli yapay zekalar insan-makine ilişkisini nasıl etkileyecek? Bilinçli yapay zekaların kendi hakları olacak mı? Yapay zekalar öznel, duygusal deneyimler yaşayabilecek mi? Bu durumda yapay zekalara bir makine, araç gibi mi yaklaşılmalı yoksa bilinçli bir varlık olarak mı değerlendirilmeli? Yapay zekalar bilinçlerini insanoğluna karşı nasıl kullanacak? Bunlar gibi yüzlerce soru ile karşı karşıya kalırız.
İnsanoğlunu varoluşsal bir çerçevede ele aldığımızda bilinçli yapay zekalar insanı nasıl etkileyecektir? İnsanın yerini almış bir yapay zekâ bizim insanlığımızdan neler alır, neler verir? Bu yapay zekâ tartışması beni en çok kendi içime, özüme olan merakımı alevlendirdi. Bir insan olarak ben neyim ve beni insan yapan, diğerlerinden farklı kılan ne? Kendi farkındalığım, çevreyi algılayış biçimim, hayata gözümü ilk açtığım andan itibaren başlayan sonsuz deneyimlerim, karmaşık bilişsel süreçlerim… Hepsi benim, hepsi biricik ve şahsi. Bedenim yüzbinlerce yıl önce yaşamış atalarımdan bir miras. Bu kadar karmaşık bir yapı gerçekten taklit edilebilir mi? Bilinç orada sadece var olan bir organ değildir ki. Biz hala daha bilincin ne olduğu konusunda tartışırken, sahip olduğumuz bilinci taklit eden yapay zekalar üretebilmek ne kadar gerçekçi? Olası bir bilinçli yapay zekâ üretiminde karşılaşacağımız problemler sadece etik, sosyolojik vb. problemlerin yanında aynı zamanda teolojik bir tartışmaya da yol açacaktır. Yüzbinlerce yıldır gelen yaratıcı, tanrı – insanoğlu algısında da bir değişim yaratacaktır.
Tüm bu tartışmaları derleyip toparladığımızda en nihayetinde dönüp dolaşıp bilinç nedir sorusuna ulaşıyoruz. Yapay zekâ – bilinç tartışması teknoloji ve insan doğası üzerine sorular oluşturur. Bugünkü yapay zekâ teknolojisi henüz bir bilince sahip olmaktan uzaktır ancak yapay zekâ ve sinir bilim üzerine yapılan araştırmalar ve edinilen bilgiler arttıkça bilincin mekanizmaları daha iyi anlaşılabilir. Bilinçli bir yapay zekâ üretilebilse bile bu, insan bilincine ne kadar benzeyebilecektir? Bu tartışma konusu teknoloji ve bilimin her yıl büyük bir hızla geliştiği hayatımızda bitmeyecek, bilhassa hem bilimsel hem felsefi açıdan derinleşecek bir tartışmadır.
Kaynaklar
1. Köroğlu, Yavuz. (2017). Yapay Zekanın Teorik ve Pratik Sınırları.
2. Doğan, Mehtap. (2023). Sinemada Yapay Zekâ: Robotlarda Bilinç, Duygular ve Etik.
3. Doğan, Mehtap. Yapay Zekâ ve Özgür İrade: Yapay Özgür İradenin İmkânı.
4. Gezgin, Ulaş Başar., Aslan, Esra., Kılıç, Burcu. (2023). Yapay Zekâ ve Bilinç: İnsan Merkezciliğinin Ötesinde.
2022 yılında İstanbul Kültür Üniversitesi Psikoloji bölümüne tam burslu şekilde girdim. İlk yılımda Psikoloji kulübünde dergi yazarlığı yaptım. Bir sonraki yıl aynı kulüpte dergi ekibi koordinatörü olarak çalıştım. Nörobilim ve psikoloji alanlarına duyduğum ilgiyi akademide ilerlemek istediğim bir alan olarak belirledim. Bu alanlar hakkında kendimi geliştirmek üzerine çalışmalar ve araştırmalar yapmaktayım.
Yorum gönder