Perslerde Yönetim Biçimleri Üzerine Bir Tartışma

Yönetim

Perslerde Yönetim Biçimleri Üzerine Bir Tartışma

İdeal Devlet Yönetim Biçimi Hangisidir?

Pers Sarayında Yönetim Biçimi Tartışmaları

İnsanlar tarih boyunca kümeler halinde yaşamaya alışkın bir canlı türüdür. İlkel insanlık zamanlarından beri bu kümeler kendi içinde bir hiyerarşiye sahip olsa da insanlık geliştikçe bu tek düze sistem çeşitlenmiş ve değişik kollara bürünmüştür. Özellikle antik dünyada en çok öne çıkan yönetim biçimleri olan oligarşi, monarşi ve demokrasi kendi döneminin aydınları tarafından sürekli tartışılmıştır. Bu konuda belki de en ilginç olaylardan birisi Herodot’un aktardığı Perslerdeki ideal yönetim biçimi arayışıdır. Bu anlatım kendi döneminde olduğu kadar günümüze kadar uzanan bir tartışmaya farklı bir perspektif sunarken aynı zamanda anlatımın gerçekliği veya Herodot’un amacıyla ilgili çeşitli soruları da beraberinde getirmiştir. Özellikle bu anlatım çeşitli Helen kesimlerinin demokrasi sahiplenici yargılarını sallayarak anlatımın güvenilirliğinin üzerinde durmalarına yol açmıştır. Ancak Herodot’un olayı anlatma ve yazma amacının bunun zıttı olduğu düşüncesi günümüzde daha yaygındır.

Herodot’un anlatımına ve tarihi verilere göre M.Ö.522 yılında II. Kambises varisi olmadan ölmüş daha sonra yerine kardeşi Smerdis geçmiştir. Ancak Smerdis sahtekarlıkla suçlanarak kısa sürede öldürülmüş ve imparatorluk vârissiz bir şekilde kalmıştır. Tarihi veriler bu konuda kararsızdır. Smerdis’in II. Kambises’ten kısa süre önce ölmüş olduğu ve onu taklit eden bir kişi geçmiş olabileceği gibi gerçekten Smerdis’in kendisi de sahtekarlıkta suçlanarak alaşağı edilmiş olabilir. I.Darius’un diktirdiği yazıtta Smerdis’in ağabeyi Kambises tarafından gizlice öldürüldüğü ve bu ölümden çok az kişinin haberi olduğunu belirtir. Bu durumdan itibaren Herodot’un olayı anlatımı başlar. Ortada bir devlet vardır ancak ne kral vardır ne de varis. Pers sarayında toplanan 7 soylu kişi kansız devrimsiz bir değişimin olanağını fark ederek bir toplantı düzenler. Toplantının amacı bir devlet en ideal nasıl bir sistemle yönetilmelidir ve yeni yönetici kim veya kimler olacaktır.

Toplantıda ilk konuşmaya başlayan Pharnaspes’in oğlu Otanes’tir. Otanes ilk olarak monarşiyi anlatarak başlar ve monarşiyi eleştirir. Monarşinin tek bir kişiye bağlı olmasının kötülüklerinden bahseder. Tek bir kişinin hiçbir sınava tabi tutulmadan, bir değerlendirmeye alınmadan bütün bir ülkeyi yönetmesinin tamamen kaos olmasından bahseder. ‘‘Ben içimizden hiç kimsenin tek başına başa geçmesini istemiyorum.’’ diyerek başlar söze. Önceki hükümdarlardan örnekler vererek bu durumun en erdemli insanı bile kibre sürükleyeceği ve böylesine bir gücün nasıl olduğu bilinmeyen bir kişinin elinde olmasınınsa yıkıcı sonuçları olacağından bahseder. Otanes’e göre kendini beğenmişlik yüklenen bu kişi adeta zehirlenir ve bir canavara dönüşür. Otanes’e göre halk bu kişinin öfkesine, kıskançlığına ve her türlü zalimliğine katlanmak zorunda kalır. Otanes konuşmasında daha da ileri giderek bu kişinin yasaları tanımaz, halktan istediği kadını kendi için alı koyar istediği kişiyi idam eder yapıda birisi olabileceğini söyleyerek kontrolsüz gücün doğasını daha derinden örneklerle göstermek ister. Otanes monarşiyi açıkladıktan sonra kendi ideal düşüncesini açıklamaya başlar. Olması gereken sistemin kanun önünde herkesle eşit olan insanların olduğu halkın yönetime katılmasıyla oluşan bir yönetim biçimi şeklinde olmasından bahseder. Otanes’e göre böyle bir devlette kimsenin kimseye zulmü olmaz ve kimse kimseye haksızlık edemez, herkes yasalar karşısında eşittir. Bu sistemde yöneticiler kurayla seçilir ve yaptıklarının hesabını herkese vermek zorundadır. Tüm davalar halkın önünde incelenir.

Otanes’ten sonra konuşmacı Babil satrapı Zopyrus’un oğlu Megabyzos’tur. Megabyzos oligarşiyi önererek başlar. Monarşi ile ilgili sözlerinden dolayı Otanes’e hak verse de onun halkın yönetimi fikrine karşı çıkar. Ona göre bir şeyden sorumlu tutulmayacak kalabalık kadar tehlikeli bir oluşum yoktur. Megabyzos bir hükümdarın zalimliğinden kaçmaya çalışırken koca bir halkın zalimliğine, küstahlığına maruz kalmak çok daha kötü bir durumdur ve kabul edilemez bir olgu olduğunu söyler. Megabyzos bir hükümdarın en azından bir şey yaptığı zaman ne yaptığını bildiğini ancak halk kadar büyük bir topluluk cehaletle kararlar alarak devletin felaketlere ve yolsuzluklara sürükleyebileceğini belirtir. Megabyzos son olarak böyle bir yönetim biçiminin diğer devletlerde olmasını umarak bu durumun Persler için en büyük şans olabileceğini söyleyerek kendi ideal yönetim biçimini açıklar. Megabyzos içinde bu yedi kişinin içinden insanların da bulunacağı iyi seçilmiş ve eğitimli insanlardan kurulu oligarşik bir sistem önerir. Ona göre ancak iyi eğitimli ve özenle seçilmiş küçük bir azınlık devleti ideal bir biçimde yönetebilir.

Megabyzos’tan sonra konuşan isim Persis satrapı Hystaspes’in oğlu Darius’tur. Sözlerine öncelikle halkın idaresi konnusunda Megabyzos’a hak vererek başladı ardından onun da oligarşik sistemini eleştirdi ve monarşiyi savundu. Üç devlet ve bu üç devlette üç sistemin en kusursuz halinin uygulanmasından bahsetmiştir. Darius’a göre bu üç devletin en iyisi monarşiyle yönetilen olur. Çünkü Darius’a göre en üst düzey hükümdar her şeyin en iyisini en hızlı şekilde düşünüp uygulayabilir. Oligarşik sistemde insanlar birbirlerine üstünlük sağlamak için veya öne çıkmak için birbirleriyle uğraşmaya başlar ve sistem zamanla bozulur. Darius’a göre bu durum zamanla oligarşik sistem içinde ölümleri getirir ve birisinin çıkıp bu sistemi bozarak halkın yararına olacak şekilde başa geçmesine kadar devam eder. Sonunda mutlak olarak monarşi kazanacaktır oligarşi bir zaman kaybı ve yıkım aracıdır. Demokrasinin ise yavaş çalışan ve mükemmel bir halk olmadığı sürece düzgün çalışmayacak bir sistem olmasından bahseder. Darius daha sonra özgürlük üzerine konuşmaya başlar. Özgürlük kavramını sorgular ve özgürlüğün bize ne kazandırdığını ve bize kimin verdiğini sorgulamaya devam eder. Sözlerine monarşinin ata geleneği ve iyi bir sistem olduğunu söyleyerek son verir.

Açıklanan tüm görüşler bu üçünden ibarettir. Modern kullanımıyla demokrasi, monarşi ve oligarşiden bahsedilmiş ve kalan dört kişi başka bir görüş belirtmeden Otanes, Megabyzos ve Darius’un sözlerini değerlendirmeye başlamışlardır. Yapılacak oylama öncesi hemen herkes Darius’un etkili konuşmasından etkilenmiş ve monarşi görüşüne yaklaşmışlardır. Sonunda monarşinin yolu gözüktü. Otanes söz isteyip eper monarşi seçilecek olursa kendisi aday olmayıp kendisinin ve kendisinden sonra gelecek tüm aile üyelerinin monarşi dışında özgür bir biçimde yaşamasını istedi. Toplantıda bulunan herkes bu isteği kabul etti ve ayrıca her sene Otanes’e değerli elbiseler ve mücevherler vermeyi vaat ettiler. Monarşi toplantıda seçilmiş oldu. Otanes hem bu grubun toplayıcısı hem sahte kralın devrilmesinin ana kişisi olduğu için herkes ona büyük saygı duyuyordu. Ayrıca aralarında anlaşarak bu yedi kişinin birbirlerine bir üstünlüğünün olmayacağı ve kral seçilecek kişinin yanında kral karısıyla yatakta olmadığı her an girebileceklerini ve kralın karısını bu yedi kişinin ailesinden soyuyla seçmesi gerektiğini de karar verdiler.

Hükümdar seçme sırasına geldiklerinde aralarında tartışmaya başladılar ve en sonunda sabah atı ilk kişneyenin hükümdar olmasına karar verdiler. Darius hemen yetenekli seyis arkadaşı Oibares’i yanına çağırarak bir kurnazlık düşünmesini istedi. Oibares Darius’un atının en sevdiği kısrağı o gün kaçırarak etrafta bir yere koydular. Vücudunun her yerini de ellerine sürtürerek hayvanın kokusunun üzerine geçmesini sağladı. Sabaha yakın bir vakitte atların yanına giden 6 hükümdar adayı ve yanlarındaki bir grup insanla beraber seyiste elini Darius’a sürttürdü ve kokunun ona geçmesini sağladı. Darius yaklaşınca bir anda en sevdiği kısrağın kokusunu alan at bir anda kişnemeye ve dört nala koşmaya başladı. Darius hükümdar seçilmiş oldu. Herodot’un bu anlatımı tarihle uyumludur. Çünkü Darius’un gerçekten de nasıl hükümdar olduğu ve iktidara geliş süreci gizemlidir. Ayrıca Herodot Otanes ailesinin halen Persler için hükümdar ailesinden sonra en çok saygı duyulan aile olduğunu ve tamamen özgür bir şekilde yaşadıklarını söyler.

İşte yaklaşık 2500 sene önce günümüzde halen çokça tartışılan yönetim biçimlerinin o günlerde de sorgulandığı ve hatta Perslerin ilk cumhuriyet devleti olma fırsatına çok yaklaştıkları görülmektedir. Herodot’un bu anlatımıyla ilgili binlerce yıldır gelen bir diğer tartışma da hikâyenin gerçekliği üzerinedir. Günümüze kadar devam eden araştırmacılardan bazıları Herodot’un Perslerin demokrasiyi kaçırdığı ve Yunanların elde ettiğiyle ilgili bir Yunan övgüsü üzerine yazdığını söylerken, bazıları da Herodot’un Perslerin monarşi dışında bir sistemle yönetilemeyecek kadar düşük bir millet olduklarını ifade etmek için yazdığını söyler. Ancak hikâyenin Pers anlatılarıyla uyumlu olarak ele aldığını savunan bir grup da Herodot’un sadece duyduklarını yazdığını söyleyerek onu savunur. Olay Herodot’un bir uydurması mıdır yoksa gerçekten yaşanmış bir hadise midir bilinmez ancak siyasi tarih açısından çok önemli bir tartışmanın ilk örneklerinden biri olduğu kesindir. Bu yönüyle okuyucu bu görüşleri dinleyerek kendisi de bir taraf olabilir. Herodot anlatıcılardan Otanes’in üzerinde bu kadar durması muhtemelen Otanes’in fikirlerine katıldığı için olabilir. Her yönüyle bu tartışma 2500 sene önce başlamış ve muhtemelen günümüzden uzun yüzyıllar boyunca da devam edecektir.

Yönetim tartışması
Tartışmanın tasviri
Ahameniş İmparatorluğu Bayrağı
En geniş sınırlarıyla Ahameniş İmparatorluğu
Herodot
Behistun Yazıtı’ndaki Büyük Darius’un kabartma taşı
Otanes’in tasviri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Megabyzos heykeli

 

Kaynakça

1. Herodot, (2020). Tarih. M. Ökmen (Çev.), Türkı̇ye İş Bankası.

2. Giulia, Sissa. “Democracy: a Persian invention?.” (2012).

3. Reising, Matthew K. “The King’s House or the Tyrant’s Palace? Rethinking Persia in Herodotus’s History.” Polis: The Journal for Ancient Greek and Roman Political Thought 41, no. 2 (2024): 203-226.

 

Yorum gönder