Amerikan Seçimleri ve Küresel Yankıları

Amerikan Seçimleri

Amerikan Seçimleri ve Küresel Yankıları

5 Kasım 2024 tarihinde sonuçları kesinleşen, bazı eyaletlerde birkaç gün öncesinden oy verme işleminin başladığı Amerikan Seçimleri 5 Kasım 2024 tarihinde Eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın zaferiyle sonuçlandı. İkinci dönemini idame ettirecek olan Donald Trump’ın seçim süreci ve bu süreçte başından geçenler, suikast girişimleri, Joe Biden ve Kamala Harris ile olan ilişkileri seçim sonuçları üzerinde oldukça belirleyici oldu. CNN’in haberine göre seçimi 71.146.679 oya karşı 74.675.378 oy ile Donald Trump kazandı (CNN, 2024). ABD seçimlerinin bir ilginç yanı ise ‘winner takes all’ sisteminin bulunmasıdır, bu sisteme göre bir eyalette yarışan adaylar arasında bir adayın aldığı oy oranı %50’yi geçtiği anda o eyaletteki tüm sandalyeleri alarak kazanması bu sistemin bir özelliğidir, hemen hemen tüm Amerikan eyaletlerinde (Maine ve Nebraska dışında) kazananın her şeyi aldığı bu sistem nüfus dengelerini gözetmediği ve 7 salıncak eyaletteki nüfusun tüm ülke üzerindeki etkisini katbekat artırdığından adaletsiz olarak değerlendirilebilir, bununla beraber bu sistem 7 salıncak eyalet olan Nevada, Arizona, Wisconsin, Michigan, Pensilvanya, Kuzey Karolina, Georgia eyaletlerindeki başkanlık yarışını kızıştırmaktadır. Buna ek olarak bu 7 eyalet dışındaki eyaletler hem Demokrat Parti hem de Cumhuriyetçi Parti tarafından bir değişiklik kapasitesi olmaması sebebiyle önemsenmemekte veya göz ardı edilmektedir. Örneğin Kaliforniya eyaleti geleneksel olarak Demokrat Parti’nin çok güçlü olduğu bir eyalettir veya Texas eyaleti geleneksel olarak Cumhuriyetçi partinin çok güçlü olduğu ve Demokrat Parti’nin en son 1976’da Jimmy Carter ile kazandığı bir yer olma özelliğini taşımaktadır. Tüm bunları söyledikten sonra iki büyük partinin de neden bu 7 salıncak eyalete odaklandığı daha aşikâr olacaktır zira diğer eyaletlerde bir değişiklik kapasitesi çok az ya da olmamasına karşılık bu 7 eyalet Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti arasında zaman zaman el değiştirebilmektedir. Yunus Emre Erdölen’in X hesabında yaptığı seçim analizlerinden birinde şöyle bir analiz bulunmaktadır: Kamala Harris eğer Wisconsin’de 30 bin, Michigan’da 80 bin, Pensilvanya’da ise 150 bin daha fazla oy alsaydı, kazananın her şeyi aldığı sistem sayesinde Trump’a göre daha düşük oy almasına rağmen yeni ABD Başkanı o olabilecekti. Buradan görüldüğü üzere bu 7 eyaletteki insanların diğer 43 eyaletteki toplam nüfusa göre daha ayrıcalıklı bir konumda olduklarını söyleyebiliriz ve bu örnekte de görüldüğü gibi seçim sonuçlarının kaderini yaklaşık 250-260 bin kişi kolaylıkla değiştirebilmektedir.

5 Kasım 2024 tarihinde yapılan Amerikan Seçimleri aslında seçimden sonraki aralık ayında toplanarak Başkanlık seçimine karar verecek olan Seçiciler Kurulu’nun üyelerini seçen bir oylamadır. 538 seçicinin bulunduğu Seçiciler Kurulu’nda 270 oya ulaşan aday Amerikan seçimlerini kazanmış sayılıyor zira Aralık’ta yapılan Seçiciler Kurulu’nda en az 270 üyenin Trump lehinde oy kullanması yetiyor. Başkanlık devir teslim töreni ise seçimden sonraki ocak ayında gerçekleşiyor ve yeni başkan göreve böylece başlamış oluyor.

Donald Trump’ın zaferinin ABD ve Dünya için ne anlama geldiğine değinmeden önce farklı ülkelerden veya liderlerinden Trump’ın seçilmesine yönelik tepki veya tebrik mesajlarına değinmek yerinde olacaktır. Slovakya, Finlandiya, Ukrayna, Fransa Cumhurbaşkanları, Yunanistan, İspanya, Almanya, Belçika, Macaristan, Hindistan, İsrail Başbakanları, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel Trump’ın seçim zaferini ilk kutlayan liderler oldu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Valdai Kulüp’teki bir oturumda Trump’ın suikast girişimlerinin ardından soğuk kanlı davrandığını söyledi ve cesur bir adam olduğunu söyledi ve kendisini tebrik etti, ilaveten, Trump’ın eğer kendisine telefonla ulaşmak isterse karşılıklı yapıcı diyaloğa hazır olduğunu da belirtti. Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Xi Jinping ise Trump ile seçim akabinde telefonlaşarak tebrik etti. Xi Jinping Çin Dışişleri Bakanlığı resmi kaynaklarında ifade edildiği gibi Trump’la konuşarak hem ABD hem de Çin için iş birliğinin ve çatışmadan kaçınmanın yararlarına olacağını söyledi.

Genel olarak Trump’ın seçilmesi Avrupa için bir hayal kırıklığı oldu, bunun yanı sıra Uzakdoğu, Asya, Ortadoğu ülkeleri ve Rusya ise bekle ve gör politikası izlemeyi tercih etmiş gibi bir izlenim vermektedir. Avrupa liderlerinin 2016-2020 arasındaki ilk Trump döneminde yaptıkları açıklamalar hala konuşulmakta ve tartışılmaktadır, Trump sık sık Avrupalıların NATO’ya olan bağlılıklarını sorgulamakla birlikte, NATO savunma limitini sağlamadıklarını için sık sık eleştiriler yapmaktan geri durmadı. Avrupa’nın ve Avrupa Birliği’nin Stratejik özerklik ve otonomi, kendi kendine yetebilen bir Avrupa ve Avrupa Ordusu girişimlerinin temellerinde aslında Trump Amerika’sının kendilerini yarı yolda bırakabileceğine yönelik duyulan korku bulunmaktadır. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 2019’daki bir röportajında NATO’nun beyin ölümüne şahit olduk sözleriyle Batı bloğunda bir skandala sebep olmuştu, ek olarak AB’nin 2016’dan sonraki çoğu planında her daim Avrupa merkeze konarak Trump’ın Önce Amerika ilkesine karşı Avrupalı bir yanıt verebilmek amacı güdülmüştür zira bu dönem sonrasında Avrupa Ordusu fikri, Stratejik otonomi fikirleri peyder pey önem kazanmıştır.

İkinci Donald Trump döneminde muhtemel birçok değişikliğin olması tahmin edilmektedir. ABD’nin müttefiklerinin en çok endişe ettiği iki konu bulunmaktadır, ilki ABD’nin NATO’ya desteğinin azalıp azalmayacağı endişesi; ikincisi ise ABD’nin Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna’ya olan desteğini sonlandırıp sonlandırmayacağı endişesidir. İkinci endişe, Trump’ın sık sık Rusya-Ukrayna savaşını bir günde bitirebileceği iddiaları üzerine güç kazanmış bir endişedir zira Trump savaşı kısa zamanda bitirebileceğini söylemekle beraber bunun nasıl olacağını söylemekten imtina etmektedir ve bu da Avrupalıların Trump’ın Putin ile anlaşabileceği ya da tavizler verebileceği endişelerini güçlendirmektedir. Öte yandan Avrupa’nın ikinci bir Trump dönemi için hiç de hazır olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Halihazırda düzensiz göç, hayat pahalılığı, sosyal ve güvenlik sorunları gibi birçok sorunun eş zamanlı olarak bulunduğu Avrupa’da maalesef ikinci bir Trump dönemi ihtimali hafife alınmıştır diyebiliriz. İkinci bir Trump döneminin elbette küresel politikalara da yansıması olacaktır, örneğin Birleşmiş Milletler’de (BM) çalışan bazı üst yöneticilerin ABD’nin BM’ye yönelik finansal sınırlamaları halinde veya yardımların azalması durumunda nelerin yapılabileceği konusunda çalışmalara başladıkları kamuoyuna konuşulmaktadır. Trump’ın İran Nükleer Anlaşması konusundaki uzlaşmaz tavrı, iklim şüpheci retoriği hem düşük politika alanları olan çevre, ekonomi hem de yüksek politika alanları olan güvenlik ve savunma gibi birçok konuda uzlaşmazlıklara kapı aralamakta veya yaratmaktadır. Trump’ın ilk yapacaklarının listesi şöyle sıralanabilir: “Göçmenlerin gönderilmesi, Biden dönemindeki eğitim politikalarının değiştirilmesi ve federal devlet kademelerinde bulunan, Trump’ın kendi aleyhine çalıştığını iddia ettiği kişilerin kovulması ve 2021 Ocak ayında Capitol Hill baskını sırasında tutuklananların affedilmesi” (Long ve Merica, 2024) Trump’ın ilk politikaları olarak tahmin edilebilir.

Bir diğer köklü değişikliğin ise Trump’ın Avrupa ve Asya-Pasifik bölgelerinde olmasını tahmin edebiliriz. Daha önce bahsettiğimiz gibi Trump’ın ABD’nin Transatlantik partnerlerini güvenlik ve NATO çerçevesinde eleştirdiğini belirtmiştik ancak bununla beraber Trump’ın ABD’nin NATO’dan desteğini kademeli olarak çekmesi ve Ukrayna’ya yapılan yardımların azalması durumları Batı ittifakını çok meşakkatli belki de çıkılması müşkül bir duruma sokacaktır, zira Donald Trump’ın tek taraflı politikaları Avrupalı mevkidaşlarının da sık sık eleştiri odağında olmuştur. İkinci Trump döneminin Asya-Pasifik politikaları ise oldukça gelgitli olacaktır zira Trump ilk döneminde Çin’i sık sık eleştirmiş ve yine kendisinin zamanında Çin ile büyük bir ticaret savaşına girilmiştir, ikinci döneminde de tekrardan merkeze aldığı Önce Amerika politikasıyla Çin

ve Çin’in ekonomisine yönelik yeni ambargoların gelmesi uzak bir ihtimal değildir. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Trump ile telefonda konuşurken bahsettiği gibi iş birliği yapmak ve çatışmadan kaçınmak hem ABD hem Çin hem de BM çerçevesinde yürütülen karşılıklı diplomasi ve küresel politikalar için pozitif bir gelişme olacaktır. Elbette Çin ve ABD ilişkilerinin geleceği ve git gide önem kazanan Asya-Pasifik ya da ABD’nin deyimiyle İndo-Pasifik bölgesinde yaşanması muhtemel gelişmeler Trump’ın ikinci döneminde Çin’e ne kadar sert bir tavır takınacağı ile yakından doğru orantılıdır. Donald Trump’ın Avrupa ve Asya bölgelerine yönelik politikalarının önümüzdeki 4-5 senelik periyotta oldukça önemli olduğunu bir kez daha vurgulamakla beraber, ABD’nin yeni yönetiminin izlediği işbirlikçi veya uzlaşmaz tavırları aynı zamanda Birleşmiş Milletler ’in de kaderini belirleyecektir. ABD’nin izleyeceği işbirlikçi ve küresel diplomasiye önem veren çabaları Birleşmiş Milletler nezdinde tüm devletlerin diyalog ihtiyacını ve sorunlarını çözmeye çalışmaya devam edecektir, ancak tam aksine ABD’nin daha az uzlaşmacı olduğu bir küresel sistemde peyder pey küresel ve bölgesel aktörlerin sayısı artacaktır hatta bu noktada şöyle bir tahmin yapmamız yanlış olmayacaktır: dünya önce çift kutuplu bir sisteme ve akabinde farklı güç odaklarının olduğu çok kutuplu bir sisteme dönüşecektir ve bu sistemde küresel işbirliklerinin, diplomasinin ve diyalogların öneminin öncesine göre azalacağını ya da bu diyalogların, diplomasi faaliyetlerinin bölgesel örgütlere doğru kayacağını söyleyebiliriz.

Kaynaklar

Long, C., & Merica, D. (2024, November 11). What Trump has promised to do on day 1. Time. https://time.com/7174809/donald-trump-second-term-day-one-agenda-executive-orders-policies/

CNN. (2024). Election 2024: Presidential results.CNN. https://edition.cnn.com/election/2024/results/president?electiondataid=2024PG&electionpainting-mode=projection-with-lead&filter-key-races=false&filter-flipped=false&filter-remaining=false

 

Yorum gönder