EVRENSEL DEĞER: NASREDDİN HOCA

EVRENSEL DEĞER: NASREDDİN HOCA

2003 yılındaki Genel Konferansında Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’ni (Kabul tarihi:17 Ekim 2003) kabul eden UNESCO, Sözleşme’nin 2. maddesindeki Tanımlar bölümünde söz konusu kavramın tanımını yapar: “Kuşaktan kuşağa aktarılan somut olmayan kültürel miras, topluluk ve grupların çevreleriyle, doğayla ve tarihleriyle etkileşmelerine bağlı olarak sürekli biçimde yeniden yaratılır ve onlara kimlik ve devamlılık duygusu verir. Böylece, kültürel çeşitliliğe ve insan yaratıcılığına duyulan saygıya katkıda bulunur. İş bu Sözleşme bağlamında, sadece uluslararası insan hakları belgeleri esaslarına uyan ve topluluk, grup ve bireylerin karşılıklı saygı gereklerine ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerine uygun olan Somut Olmayan Kültürel Miras (SOKÜM)’e Oğuz, M. Öcal (2009) “Nasreddin Hoca Fıkralarını Anlatma Geleneği” 2022 yılında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti, Tacikistan, Türkiye, Türkmenistan ve Özbekistan adına kaydedilmiştir. Nasreddin Hoca’yı yerelden evrensele taşıyan onun sadece mizahi yönü müydü yoksa mizahi bir dille fıkralarını çevreleyen örtük iletileri miydi?

Nasreddin Hoca esasen bir insan sarrafıdır. İnsanın zaaflarını, ihtiyaçlarını, noksanlıklarını tahlil eder ve nükteleriyle kişilerin karşısında bir ayna olur. Geçmişten bu yana tüm dünya halkları, kendine ayna olan bu filozofu çok sevmişlerdir. Halk filozoflarımızdan biri olan Nasreddin Hoca, 1202’de Sivrihisar’ın Hortu köyünde doğmuştur. 1284’te Akşehir’de vefat etmiştir. Çoğu kaynağa göre Hoca, iyi eğitim görmüş bir bilgindir ve bilgisini de çeşitle nedenlerle halka ulaştırmış birisidir. Nasreddin Hoca’ya dair bilgileri bize ait olan eserlerden ilk olarak Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinde görürüz: “Evvela şehrin kıble tarafı dışındaki mezarlık· içinde din ve dünya uleması, kaf-ı yakin simurgu Mevlana Hazret-i Şeyh Hoca Nasreddin: İlk çıkışları yine bu Akşehir’dendir. Gazi Hüdavendigar’a yetişip Yıldırım Bayezid Han zamanında gelişmiş engin erdem sahibi olup hazır-cevap, keşif ve keramet sahibi ulu sultan idi. Timur ile hem-meclis olmuştur. Timur sohbetlerinden hoşlanıp mübarek hatırları için bu Akşehir’i muaf tutup yağmalayıp yakıp yıkmamıştır. Bütün insanların dilinde Nasreddin Hoca öğütleri ve latifeleri atasözü gibi yaygındır.’’ Fıkraları yerelden evrensele yayılırken Nasreddin Hoca artık insanlar tarafından Anadolu sınırlarının dışına çıkarılmış İran’da, Arap ülkelerinde, Kırım’da, Kazan’da başka Nasreddin’ler de ortaya çıkmıştır. Türlü tasvirleri, değişime uğrayan fıkraları, farklı kültürlerde asimile edilen sözleriyle bugün dünyanın tanıdığı Nasreddin Hoca, tüm insanlığı güldürürken düşündüren vecize denecek kalıplaşmış sözleriyle bir araya getirilmiştir. Gülmenin evrensel olduğu savı bir kez daha kanıtlanmıştır. Nasreddin Hoca, insan sorunlarını yapıcı bir dille bilinçli bir şekilde eleştiren bir semboldür.

İsim, yaşam ve latife benzerliğinden dolayı bazı tarihçiler tarafından Ahi Evran Şeyh Nasreddin-i Mahmud ile aynı şahıs olma ihtimali gündeme gelse de bu iddia gerçekliği yansıtmamaktadır. Bugün hem Sivrihisar hem Akşehir halkları tarafından sahiplenilen Nasreddin Hoca, yer ve zaman algısını aşarak ölümsüzlüğünü kanıtlamıştır. Yediden yetmişe anlatılan fıkraları daha yüzyıllar boyu halkların dilinde söylenegeleceği aşikâr vaziyettedir. Yeni doğan bebeğin bebek bağının türbesine gömülmesi, yeni evlilerin ilk olarak türbesini ziyaret etmesi gibi halk inanışlarında da yer edinerek ve günlük konuşma dilinde de insanların fıkralarından örnekler vererek geleneksel anlamda hala Nasreddin Hoca’nın aramızda olduğunu kanıtlamışlardır.

Kaynaklar

Evliya Çelebi Seyahatnamesi 3. Cilt 1. Kitap sayfa no:18 YKY yayınları.

Oğuz, M. Öcal (2009), Somut Olmayan Kültürel Miras Nedir?, Ankara, s. 167, Geleneksel Yayıncılık.

 

Yorum gönder