SERİ KATİLLER 1

Seri Katil

SERİ KATİLLER 1

ÖZET

Dünya tarihinde pek çok seri katil hikayesine, seri katil benzeri cinayetlere, faili meçhul cinayetlere, çözülebilen ve çözülemeyen seri katil vakasına rastlamak mümkündür. Seri katillerden yakalanabilenler ve en azından kimliği üzerinde kısmi bilgiye ulaşılabilenler üzerinden bir seri katil profili çıkarılmaya çalışılmıştır. Profiller çıkarılırken sıkça seri katillerin çocukluk dönemlerinden, sosyo-ekonomik durumundan, yaşantısından, psikotik tahlillerinden ve ruhsal durumundan yola çıkılmasının yanında, maktullerin cinsiyeti, yaşları, meslekleri, ortak noktaları da önemli rol oynamaktadır. Çoğu vakada maktullerin cesedinin şeklinden, cesetten organ ya da eşya alınmasından, cesetle cinsel münasebet gibi somut verilerden yola çıkılarak bir katil profili çizilmeye çalışılmıştır. Bu yazıda da genel olarak seri katillerden, seri cinayetlerden bahsedilecek ve seri katillerde görülen ruhsal hastalıklar ve çocukluk dönemi travmalarının bu hastalıklar üzerindeki etkisi üzerinde durulacaktır. Toplumdaki güvenin ve huzurun bozulmasına yol açan seri katil hikayelerine hukuk psikolojisi çerçevesinden bakılacak ve kriminolojik olarak bir suçlu tiplemesi yapılmaya çalışılacaktır.

ANAHTAR KELİMELER: Seri katil, Seri cinayet, Seri katillerin ruhsal hastalıkları, Seri katillerin travmaları, Seri katil hikayeleri, Suçlu tiplemesi.

GİRİŞ

Seri katil, anormal kişisel bozukluklar sonucu, 30 günden daha uzun bir zaman diliminde ve arada bekleme dönemleri de olacak şekilde 3 veya daha fazla kişiyi öldüren kişidir.[1] Bir diğer seri katil tanımını ise FBI (Federal Bureau of Investigation- Federal Soruşturma Bürosu) yapmaktadır. FBI’ın seri katil tanımı Avrupa ülkelerince örnek alınmaktadır çünkü FBI bu alanda en çok araştırma yapan birimdir. Bunun sebebi ise FBI verilerine göre dünyadaki seri katillerin %67’sinin Amerika’da ortaya çıkmasıdır. FBI yakın zamana kadar 20 farklı özelliğe sahip olan ve en az 3 kişiyi benzer şekilde öldürmüş olan kişilere seri katil demekteydi. Ancak son zamanlarda bu tanımını 2 kişiyi öldüren şeklinde değiştirmekle kalmamış, sayılan 20 özelliğin 20’sinin de var olmasını aramadan seri katil tanımlaması yapmaktadır.[2]

Seri cinayet ise FBI tanımlamasına göre ‘iki veya daha fazla kişinin kanunsuzca ve farklı zamanlarda, ayrı olarak, aynı kişi(ler) tarafından öldürülmesi durumudur.’ Başka bir tanıma göre seri cinayet ‘belirli dönemlerde aynı fail tarafından işlenen ve aralarında ortak bağlar bulunan cinayetlerdir.’[3] Seri cinayeti katillerini, seri katillerden ayıran temel özellik, seri katillerde gözlenen psikolojik dengesizlik ve psikolojik dürtülerle cinayet işlemedir. Ayrıca seri katillerde psikopatik bozuklukların yanı sıra cinsel sapkınlık ve saplantı gibi durumların görülme olasılığı seri cinayet katillerine göre çok daha fazladır.

Seri katiller, cinayet işleme planlarına göre üç grupta incelenir:

  • Planlı seri katiller, cinayetten önce her şeyi planlayan, mağdura söyleyeceği sözleri bile düşünen, öldüreceği yöntemi seçen, cesedi nasıl yok edeceğini düşünen ve gerekli hazırlığı yapan katillerdir. Buna ek olarak, sahip oldukları forensik bilgileri onların cinayet mahallinde iz ve delil bırakmamalarına yardımcı olur. Bu tür suç faillerinin IQ’su normal insan IQ’sunun üzerindedir ve bu nedenle en tehlikeli seri katiller olarak adlandırılmaktadır. Zira onları yakalamak oldukça güçtür. Buna örnek olarak Zodiac verilebilir.
  • Plansız seri katiller, spontane ve harekete geçerken çoğunlukla tepiseldir. Bu tür katillerin genel olarak yalnız yaşayan, asosyal, işsiz ya da zihinsel olarak hasta kişiler olduğu gözlemlenmiştir. Planlı seri katillere nispeten IQ’ları biraz daha düşüktür. Suç mahallinde kalan izlerini (kan, sigara izmariti, ayakkabı izi, tecavüz vakalarında meni örneği, parmak izi vb.) temizleme girişiminde bile bulunmadıklarından yakalanmaları daha kolaydır ve ayrıca hata yapmaya daha meyillidirler. Çünkü plansız olmak onları aynı zamanda özensiz olmaya itmektedir. Süreç içerisinde de ince detayları düşünmediklerinden hata yapma oranları artmaktadır ya da hata yapmayı umursamamaktadırlar.
  • Planlı-plansız seri katiller, iki tipin karışımı olarak cinayeti planlayarak yola çıkan ancak cinayet serisi devam ederken çeşitli sebeplerden ötürü plansız davrandıkları görülmüştür. Bu sebepler; işlerin istedikleri gibi gitmemesi, planın bir yerinde bir sorun ya da hata çıkması, telaş, yakalanma korkusu, cinayet silahının elverişsizliği gibi sebeplerdir. Her bir cinayet sonrası şiddetlenen öldürme arzusu, onları, önlemlerin ve planların artık önemini kaybedip tüm amacın yalnızca öldürmek olduğu bir noktaya taşır. Bu seri katillerin hataları arttıkça yakalanma oranları da artmıştır.

Seri katiller planlı ve plansız olmalarının dışında; vahşi katiller, klasik katiller, organize edilen katiller, boğucu, zehirleyici katiller ve politik katiller olarak sınıflara ayrılarak incelenmiştir. Bu ayrım daha çok seri katillerin, cinayet işleme saiklerine ilişkin bir ayrımdır. İncelemeler sonucunda öncelikle seri cinayet kavramı ve seri katil tanımı birbirinden ayrılmış ardından seri katillerin genel özellikleri tablosu çıkarılmıştır. Seri katiller genel olarak:

  • IQ’ları genellikle normalin üzerindedir.
  • Güç, daima düşünce sistemlerinin merkezinde bulunmaktadır.
  • Gücü tamamen kendilerinde bulundurmak istediklerinden, birinin emri altında çalışmak onlar için tam anlamıyla imkânsızdır ve işten kovulmalarına sebebiyet verecek hal ve hareketler sergiledikleri bilinmektedir.
  • Bu insanlar gerek cinsel gerek genel olarak hayatın her alanında diğer insanlara hükmedebilecekleri konumlara erişmek konusunda oldukça saplantılıdır.
  • Yetkin bir konumda olmalarıyla ortaya çıkan duygulardan beslenirler ve durumun, gerçekten böyle olduğundan emin olmak için sapkınlık seviyesine ulaşacak davranışlar gösterirler.
  •  Çok sıkılgan bir yapıya sahiptirler. Hayatlarında heyecan ararlar.
  • Çocukluklarında gördükleri istismar, ihmal ve özgüven yoksunluğu bu duruma sebebiyet veriyor olabilir.
  • Dışlanma, istenmeme ve sevilmeme hissiyatı ile büyüyen çocuklar yetişkinliklerinde agresif bir yapıya sahip olmaya oldukça eğilimlidirler.
  • Özgüven yoksunluğu ve reddedilme hissiyatı masum insanları vahşice katletmeye iten yolda önemli bir rol oynar.
  • Seri katillerin şiddet alt yapılı, oldukça keskin ve canlı düşlemleri vardır ve eğer yapabilirlerse, kendi iç dünyalarını gerçeğe uyarlamaktan hiç de çekinmezler.
  • Bir uyuşturucu bağımlısının ihtiyaç duyduğu ‘fix’ (iğne yoluyla alınan uyuşturucu ya da bunu alma eylemine verilen ad) gibi, seri cinayetleri sürerken eğer öldürmeyi başaramamışlarsa, çılgına dönüp daha da saldırganlaşırlar.
  • Genellikle aileleri, evleri vardır. Kazançlı bir işte çalışırlar ve çoğunluğu toplumun normal üyeleri gibi görünürler.
  • Genelde tanıdıkları bölgede cinayet işlemektedirler.
  • Kendilerinden fiziksel olarak daha güçsüz kurbanları seçerler. Genel olarak hedefleri kadınlar ve çocuklardır. Yaşlı ve orta-yaşlı erkekleri hedef seçen seri katillerin varlığı bilinse de ekseriyetle genç kadınlara odaklanılmaktadır.
  • Kurbanları en az kendileri kadar güçlüyse öldürmeden hemen önce etkisiz hale getirirler. (uyuşturucu vermek, iğne yapmak, kafasına vurarak bayıltmak, boğmak, şiddet uygulamak gibi)
  • Bazı seri katillerin öldürdükleri insanların cesetleriyle aynı çatı altında yaşayıp onlara kendi ailesiymiş gibi davrandıkları, cesetlerle konuştukları vakalar bildirilmiştir. Ayrıca bazı vakalarda katillerin kurbanları ölmesin diye çeşitli antibiyotik ve tedaviler uyguladığı görülmüştür. (Örnek olarak eşcinsel erkekleri öldüren ve evinin bodrumuna ve bahçesine gömen seri katil Bob Berdalla verilebilir.) Bu durum, reddedilmeye bağlı olarak açığa çıkan çok ciddi bir özgüven yoksunluğuna delalet etmektedir.
  • Bu tür sapkınlıkları gerçekleştirmekten gerçekten de zevk duyarlar ve kendi mantıksal düzlemlerine göre yaptıkları hiç de yanlış bir şey değildir. Doğru ve yanlışı birbirinden ayırmada yaşadıkları güçlük ve dengesizlik, seri katilleri tehlikeli ve tahmin edilemez kılan şeydir.
  • Neredeyse tüm seri katil vakalarında müşterek bir arka plan gözlenmektedir: zihinsel, fiziksel ve cinsel istismar.
  • Çocuklukta yaşadıkları talihsiz olaylar, onları kendi içlerine kapanmaya; içlerinde bulundukları topluma karşı güçlü bir haset beslemeye ve kusurlu bir ahlak sistemine sahip olmaya yönlendirir. Çevrelerindeki, hatta dünyadaki tüm insanların kendi enselerinde olduklarını ve kendilerine zarar vereceklerini; dünyayı kötü insanlardan (fahişeler; eşcinseller vb.) arındırmak için gereken ne ise yapılması gerektiğini düşünerek büyürler. Birçok seri katil kendilerini cinayete yönlendiren şeyin tanrısal bir emir sonucu olduğunu, buna bağlı olarak asıl suçlunun tanrı, şeytan ya da kafalarının içindeki ses olması gerektiğini iddia etmiştir.[4]
  • “Bilinen her seri katilin geçmişinde hayvana karşı şiddet vardır.”[5]
  • Macdonald Üçlemesi denilen, Hayvanlara zulüm / Ateşe duyulan ilgi (Piromani) / Altını Islatma özellikleri seri katillerin çoğunun çocukluk döneminde rastlanan belirtilerdendir.[6]

SERİ KATİLLER NEDEN ÖLDÜRÜR?

Seri katillerin, neden öldürdüğü uzmanlar tarafından tartışılan bir diğer konudur. Bu davranışa katilleri iten şey tartışılmıştır. Bilim insanları seri katillerin motivasyonunu bilmenin suçun önlenmesinde önem arz ettiğinden yola çıkmıştır. Seri katillerin içinde bulundukları koşulları bilimsel şekilde açıklamak hem metodolojik olarak zordur hem de bu komplike davranışa etki edebilecek yüzlerce risk faktörü vardır. Seri katillerin davranışını ve motivasyonunu kesin olarak açıklayan herhangi bir bilimsel bulgu bulunamamıştır ancak etki ettiği bilinen faktörler belirlenmiş ve teoriler oluşturulmuştur.  Bazı uzmanlar bu davranışların genetik ve çevreden kaynaklı olduğunu savunurken bir başka uzman bu davranışların beyin travmalarına kaynaklı olarak ortaya çıktığını savunmuştur. Temelde seri katillerin neden öldürdüğünü açıklayan 3 teori genel kabul görmüştür.

  • Psikodinamik Paradigma: Bu teori genel olarak Freud yöntemini izlemiş ve gözlem ve yoruma dayanarak oluşturulmuştur. Çoğunlukla bilimsel verilere dayanmayan bu teori eleştirilse de, seri katillerin davranışları da bilimsel olarak net şekilde açıklanamadığı için genel kabul gören teorilerden olmuştur. Bu bakış açısına göre seri katiler patolojik narsistlerdir. Bu durum bebeklik döneminde ebeveynlere çoğunlukla anneye karşı oluşmuş yetersizlik duygusunu tamamlamaya çalışırlar. Bu da onları saldırgan ve dışarıya karşı öfkeli yapar. Saldırgan ve öfkeli tutum sonucunda kendilerini tatmin edip güçlü olduklarını ispatlamaya çalışırlar. Bir diğer yoruma göre ise seri katillerin patolojik narsist olmasının sebebi yine bebeklik- çocukluk döneminde ebeveynin otoriter, reddedici, baskıcı ve sevgisiz olmasından dolayı ona karşı nefret duygusu oluşmasıdır. Seri katil kurbanlarını öldürdüğünde aslında ebeveynini görmekte ve onu tekrar tekrar öldürüp nefretini kusmaktadır. Seri katil John Wayne Gacy, kendisine çekebildiği çocukları evine almış, onları istismar etmiş ve öldürmüştür. Kendisinin çocukluk dönemine bakıldığında baskıcı bir babası olan Gacy, babasından sürekli evlerinin bodrumunda şiddet görmüştür. Cinayetlerinde ise babasıyla kendisinin rollerini değiştirerek kendisini güçlü konuma koymuştur. Öldürdüğü çocuklar ise kendisini temsil etmektedir.

Ayrıca Dr. J. Paul de River, seri katillerin narsizmin yanı sıra mazoşizm ve sadizm belirtileri de gösterdiğini düşünmektedir. “Her sadist biraz mazoşist, her mazoşist biraz sadisttir.”

  • Biyolojik ve Psikolojik Etmenler: Seri katillerin biyolojik incelemeleri sonucunda uzmanlar ciddi kafa travması geçiren katillerin frontal kortekslerinde lezyon oluştuğu, bu lezyonun da anti-sosyal davranışlara yol açtığı kanısındadırlar. Bu bulguyu destekleyen bir başka durum ise sık sık kafa travması geçiren NFL oyuncularının sıklıkla intihar etmesi ve saldırgan davranışlar göstermeleridir (Lindsley, 2017) Verilere göre seri katillerin dörtte biri kafa travması geçirmiştir (Richard Ramirez, Henry Lee Lucas, John Wayne Gacy vb.) Ancak bazı uzmanlar bu durumun abartıldığını düşünmektedir. Ciddi kafa travmasının yanı sıra araştırmalar amigdala ve striatum gibi beyin bölgelerindeki değişikliği de işaret eder. Amigdala, özellikle korku gibi olumsuz duygular için yüz ve işitsel duygu ifadelerinin tanınması gibi duygusal süreçlerde yer alan önemli bir beyin bölgesidir. Normatif amigdala işleyişinin, korku koşullanmasının geliştirilmesinde anahtar olduğu düşünülmektedir. Aynı zamanda araştırmacılar amigdala ve frontal korteksin ahlak gelişiminin temelini oluşturduğu ileri sürmüştür. Amigdalanın, başkalarına zarar veren eylemleri kurbanların sıkıntısının caydırıcı pekiştirmesiyle ilişkilendiren ve tipik olarak bireyleri riskli davranışlardan caydıran tehdit ipuçlarını tanımada uyarıcı-pekiştirmeli öğrenmeyle ilgili olduğu düşünülmektedir. Amigdalanın işleyişinde suçluların alt tipleri arasında önemli farklılıklar olabilir. Psikopatik antisosyal bireylerin soğuk, hesaplayıcı saldırganlık biçimleri sergileme olasılığı daha yüksek olabilirken; psikopatik olmayan antisosyal bireylerin dürtüsel, duygusal olarak tepkisel saldırganlığa girme olasılığı daha yüksek olabilir. Araştırmalar, birincisinin amigdala hipoaktivitesi (aktivitedeki azalma veya eksiklik) ve ikincisinin amigdala hiperaktivitesi (artmış aktivite) gösterebileceğini öne sürüyor (Ling ve ark., 2019).[7]

Seri katillerin incelenmesinde en önemli teorilerden biri de psikopatidir. Psikopati, karanlık üçlü kişilik özelliklerinden biri olan ve duygusal yoksunluk, manipülasyon ve empati duyamama gibi durumlarla karakterize edilen bir spektrumdur. Psikopatinin altında sahip olduğunuz özelliklere göre de spektrumdaki yeriniz farklılaşır ve buna göre de başarılı bir doktor mu olacağınız yoksa kana susamış bir seri katil mi olacağınız değişiklik gösterir (Dutton, 2015). Psikopati olan insanlar nörolojik olarak da oldukça farklıdır. Örneğin, amigdaladaki işlev bozukluğunun psikopati ile ilişkili patolojinin merkezinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Daha önce de belirttiğimiz gibi bozulmuş amigdala işleyişinin, bir uyaran-pekiştirme ilişkisi oluşturma yeteneğini bozduğuna inanılmaktadır. Bu da bireylerin kendi zararlı eylemlerini başkalarının acı ve sıkıntılarıyla ilişkilendirmeyi öğrenmelerini engeller. (6 numaralı kaynakçadan alıntılanmıştır.)

  • Gen-Çevre Etkileşimi: Genler insanları doğuştan kötü yapmaz. Ancak gende o davranışı destekleme potansiyeli olan bir gen varsa bu gen, hayatın stresi ya da travmalarıyla uyarılmadıkça ortaya çıkmamaktadır. Boylamsal araştırmalar ve meta-analizler, kötü muamele ve antisosyal davranışlar arasındaki ilişkide monoamin oksidaz A (MAOA) geninin düzenleyici etkisini belgelemiştir, yani kötü muamele-antisosyal davranış ilişkisi, MAOA’sı düşük olan kişilerde yüksek MAOA’ya göre daha güçlüdür (Reid, 2017). Gen ve çevrenin seri katiller üzerinde etkili olduklarını gösteren bir diğer bulgu ise çevresel stres faktörlerinin epigenetik değişikliklerle sonuçlanması, uzun vadeli semptomlar oluşturması ve bu semptomların biyolojiye gömülmesidir. (Cinsel istismara uğrayan dişinin 5HTT promotör bölgesinin metilasyonunda değişiklikler göstermiş ve bu da daha sonraki antisosyal kişilik bozukluğu semptomlarıyla ilişkilendirilmiştir.)[8]

SONUÇ

Seri katiller yıllardır anlaşılmaya çalışılan, davranışlarındaki motivasyon anlaşılmaya çalışılan ve bu şekilde bir suçlu tiplemesi yapılarak suç engellenmeye çalışılmaktadır. Ancak bu neredeyse imkansıza yakındır. Çünkü makalenin ikinci bölümünde sayılan teoriler çoğunlukla doğru sonuçlar verse de her seri katilde tek tek incelenmelidir ve bu da her incelemede çok farklı sonuçlara yol açmaktadır. Bir seri katilin suç işleme motivasyonu bazen nörolojik bazen psikolojik bir sebepken bazen gerçekten de genetik olarak desteklenen bir davranışın sübut bulması olabilmektedir. Seri katiller bazen hırs için bazen güç için bazen de zevk ve eğlence için öldürebilmektedir. Bazı katiller kurbanın organ ya da uzvunu hatıra diye saklamak isterken bazı katiller cesetle cinsel münasebetten zevk almaktadırlar. Bazı seri katiller gerçekten psikolojik rahatsızlığını, bakıldığında bile belli ederken bazıları halktan yani bizden biridir. Anlamak, fark etmek çok güçtür.

Seri katillerin Şizofreni, Çoklu Kişilik Bozukluğu, Antisosyal Kişilik Bozukluğu, Anksiyete Bozukluğu, Bipolar Duygulanım Bozukluğu, Borderline Kişilik Bozukluğu, Çocukluk Antisosyal Bozukluğu, Delüzyonel Bozukluk, Depresyon, Obsesif Kompulsif Davranış ve Düşünce Bozukluğu, Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu, Fiziksel İstismar, Panik Atak, Pedofili, Kişilik Bozukluğu, Psikotik Bozukluk, Cinsel Sadizm, Otoerotik Asfiksi gibi birçok psikolojik hastalığı olabilmektedir.[9] Bu hastalıklar çoğu zaman birbirinin tetikleyicisi ya da ilintilisidir. Seri katillerin bu hastalıklarına neyin sebep olduğu araştırılan ve tartışılan bir konu olsa da tartışılamayacak tek gerçek bu hastalıklara sahip olduğu tespit edilen seri katillerin cezai ehliyetinin olmamasıdır. Cezai ehliyeti olmayan seri katiller cezalandırılamamakta ancak ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde gözlem altında tutulmaktadır. Sizce 2 den fazla insanı canice öldürmüş biri rehabilite olabilir mi?

Kaynakça

  1. https://tr.wikipedia.org/wiki/Seri_katil
  2. Kaygısız, Murat, Türkiye’deki Seri Katiller Gerçek Olaylar – Polis Tutanakları Basına Yansıyanlar, Seçkin Yayınevi, 4. Baskı, 2024 Ankara, s. 23-24.
  3. Kaygısız, Murat, Türkiye’deki Seri Katiller Gerçek Olaylar – Polis Tutanakları Basına Yansıyanlar, Seçkin Yayınevi, 4. Baskı, 2024 Ankara, s.21
  4. https://tabutmag.com/seri-katillerin-psikolojisi
  5. https://ajanimo.com/sevil-atasoy-her-seri-katilin-gecmisinde-hayvana-yonelik-siddet-var/#google_vignette
  6.  Macdonald, John, American Journal of Psychiatry, 1963
  7. Seri Katiller Neden Öldürür? – Altı Üstü Psikoloji
  8. Seri Katiller Neden Öldürür? – Altı Üstü Psikoloji
  9. Saxena , Chaitra Suraj, Tabutmag 4. Sayı, Çev: Hande Karataş

 

Yorum gönder