ROBOT YARGIÇLAR: YAPAY ZEKA SİSTEMLERİNİN HUKUK SİSTEMLERİNDE KULLANILMASI

ROBOT YARGIÇLAR: YAPAY ZEKA SİSTEMLERİNİN HUKUK SİSTEMLERİNDE KULLANILMASI

Giriş

Günümüzde gelişen yapay zeka teknolojilerinin, adalet ve hukuk sistemlerine entegre olmasına yönelik çalışmalar artmaktadır. Yapay zeka teknolojileri hem ceza hem hukuk hem de idari yargı alanlarında kullanılabilir. Özellikle ceza davalarında, soruşturma aşamalarında hem adli bilimlere yardımcı olarak hem de spesifik bir teknik alan olarak adli bilişim alanında kullanılmaktadır. Lakin gerçekten de robot yargıçlarla adaleti arayacağımız, hukuk kurallarının uygulanmasını mümkün kılacağımız günlerin çok yakında yaşanması şimdilik pek mümkün gözükmemektedir. Ancak hem teknoloji alanında hem hukuk alanında hem teknoloji girişimcilerinin çalışmalarından anlayacağımız adalet ve hukuk uygulamalarında yapay zekanın kullanımı daha da artacaktır. Bu makalede robot yargıçların mantığıyla beraber yargı sistemine entegre olabilecek yapay zekanın etik, ahlaki ve felsefi değerlendirilmesi yapılacaktır. Bu konuda doktrin, pratik uygulama ve içtihat, mevzuat ne yazık ki sınırlıdır.

1. Yapay Zeka Sistemlerinin İşleyişi: Makine Öğrenmesi ve Derin Öğrenme

Yapay zeka, algoritmalar yardımıyla ulaştığı ve 0 ile 1 arasındaki oranları karmaşık matematiksel hesaplamaların sonucunda ortaya çıkaran bir çıktı olarak öngörülerini sunar. Bu hesaplamanın yapılabilmesi için bir girdiye, veriye ihtiyaç duyulur. Bu veriler neticesinde yapay zeka eğitilir. Bu anlamda farklı modeller vardır. Bu kapsamda temel yöntemler olarak gözetimli öğrenme, gözetimsiz öğrenme, pekiştirmeli öğrenme ve makine öğrenmesi ilk akla gelenlerdendir. Gözetimsiz öğrenmede kuralların, etiketlerin, sınıfların insan tarafından önceden belirlenerek değil, sistemin kendisi tarafından otomatik olarak belirlenmesi bakımından sistemin otonomisi ön plana çıkar. Derin Öğrenme yöntemleri de denilen bu yöntemlerde katmanlar insan beyninde sürekli etkileşim halindeki sinir ağları gibi birbirleri arasında doğrusal olmayan ve çoklu etkileşimlerde bulunurlar.

Makine Öğrenmesinin yine en bilindik uygulama alanlarından biri olan pekiştirmeli öğrenme için Pavlov’un klasik koşullanma teorisi üzerine yaptığı deneylerdeki benzer yönemlerin kullanıldığını söylemek mümkündür. Daha çok sosyal robot geliştiricileri tarafından insan-robot etkileşimine bağlı olarak daha iyi kişiselleştirilmiş çıktılar elde etmeyi sağlayan bu yöntem, ödül – cezaya dayalı bir yöntem olarak düşünülebilir. Bu yöntem robot çıktılarının kişiselleştirilmesi için oldukça elverişli bir yöntemdir. Kişiselleştirilmiş hukuki hizmetlerin tasarlanması ve bu hizmetlerin sunulması için iyi bir fırsat gibi görünse de Pekiştirmeli Öğrenmenin hukuk alanındaki uygulama alanı henüz çok sınırlıdır. Sonuç olarak Makine Öğrenmesi Yapay zekanın bir alt dalı oalrak algoritmalar ve algoritmik karar vermenin temelini oluşturur. Robotlar da bu alt dalın bir elementi olup, fiziksel dünyada özellikle antropomorfik, yani insansı görünümleriyle popüler bilimde kendilerine yer bulmuşlardır. Robot Yargıç terimi, fiziksel dünyada mekanik biçimde yer alan varlıklar olarak değil, daha çok rasyonel karar verebilme, yani karmaşık veri paketlerini saniyeler içerisinde belli doğruluk oranlarında duygusal ve fiziksel etmenlerden etkilenmeden tahmin edebilme gibi yetenekleri açısından insandan farklı özelliklere sahip bir yargı dağıtı olarak düşünülmüştür. (Varkonyi, 2022)

2. Hukuk Alanında Yapay Zeka ve Robot Yargıçlar

Yapay zeka ile robotik birbiriyle çok ilişkili, hatta iç içe geçmiş iki kavram olarak düşünülürken robotlar için de farklı disiplinlerde farklı tanımlar yapılmıştır. Bu tanımlardan en bilineni, yine hukuk alanından Amerikalı Profesör Ryan Calo’nun “yapay zekanın vücuda gelmiş hali” şeklinde tanımıdır ki AB kurumları bu tanımı aynen kabul etmiştir.

Adalet yönetiminde, adil, hesap verebilir, şeffaf, efektiflik ilkeleri yer alır. Yine mahkemeler, avukatlar, vatandaşlar; usul kuralları; hukuk üstünlüğünün sağlayıcısı ve temelidir. Yeni teknolojilerin demokratik kurumların ve toplumun güçlenmesini; temel insan hakların korunmasını sağlamak amacıyla kullanılması yönünde çalışılmalıdır. Yapay zeka politikaları bağlamında, hukukun üstünlüğüne yönelik çalışmalar desteklenmelidir. Aynı zamanda buna yönelik tehditlere karşı mücadele etmelidir (Yapay zekanın kötüye kullanımının en tipik örneği deep fake teknolojisidir). Yapay zeka sistemlerinin yasal sistemde kullanımının yaygınlaşması neticesinde etkisinin değerlendirilmesi hukukun üstünlüğü ve devamlılığı için hayati bir zorunluluktur.

Yapay zeka sistemleri hukukun üstünlüğünü ve adaletin idaresini azaltmamalı veya çarpıtmamalıdır. Yapay zeka için düzenlenmiş olan hukukî normlar, ulusal insan hakları standartlarına uymayan yapay zeka sistemlerine izin verilmemesi gerektiğini göstermektedir. Bu, UNESCO “Yapay Zeka Etiği Tavsiye Kararı”nda yer alan sosyal skorlama ve kitlesel gözetleme yasaklarının yanı sıra Avrupa Birliği Yapay Zeka Yasası kapsamında yasaklanan çeşitli sistemlerini de kapsar (EU Artificial Intelligence Act. M. 5 – Prohibited AI Practices).

Yapay zeka ile gelecekte oluşabilecek zorluklarda özellikle yapay zeka sistemlerinin hukuk uygulamalarına ve sistemlerine entegrasyonu, bu entegrasyonun temel hukuk ilkelerini koruyup korumayacağı; hukuk mesleklerini geliştirip geliştirmediği gibi sıralanabilir. Bunların olumlu sonuçları olması için efektif sürekli katılım, adaptasyon ve proaktif önlemlere gereksinim duyulmaktadır.

Yapılan çalışmalarda; yasa koyucuların, yapay zeka teknolojileri üzerine düzenleme yapmadan önce; teknoloji uzmanları, endüstri temsilcileri, akademisyenler ve diğer kişilerle görüşmesini fikir almasını hatta teknoloji kullanıcılarına, tüketicilere veya genel kamuoyuna danışılmasını da önerilmiştir. Yapay zeka doğası gereği esnekliğe açıktır. Lakin anket çalışmalarında kişiler, özellikle sırasıyla veri gizliliği ve güvenliği, etik kurallar, şeffaflık, hesap verebilirlik ve önyargı ve adalet gibi konulara vurgu yapmışlardır.

3. Yapay Zeka ve Robot Yargıçların Hukuk Felsefesi, Deontolojik Etik ve Mevcut Uygulamalar Kapsamında Değerlendirilmesi

Türkiye’nin hukuk muhakemesi sistemlerinde vicdani delil sistemi geçerlidir. Bunun anlamı hâkim önüne gelen delilleri değerlendirme serbestisine sahip olup vicdani kanaatine göre karar verme yetkisine haizdir. Bu değerlendirme sübjektif bir değerlendirme olup, hakimin deneyim ve tecrübelerine, içtihatlara, doktrinsel görüşlere, kanuni değerlendirme ilke ve ödevleriyle birlikte ele alınmalıdır. Bu bakımdan yapay zeka sistemlerinin ve robotların rasyonellik haricinde vicdani değerlendirme, sübjektif verileri yorumlama özelliği geliştirilmesi gerekmektedir. (Varkonyi, 2022)

Belirtilmesi gerekir ki yapay zeka sistemlerinin ve robot yargıçların hukuk sistemlerinde yaygınlaşmasında oluşabilecek diğer bir sorun da; hukuka aykırı delil mantığındadır. Hukuka aykırı delil hukukumuzda kesin şekilde yasaklanmıştır. Bu deliller yargılamalarda kullanılamaz. (Zavrsnik, 2020)

2024 yılında IBA (Uluslararası Barolar Birliği), genel olarak teknolojiyi ve özel olarak yapay zekayı hukuk meslekleriyle bağlantılı olarak ele alarak; “Bir avukat yasadaki değişiklikleri takip etmeli ve mesleğiyle ilgili teknolojiye yanıt verme, farkında olma ve kullanma konusunda yetkin olmalıdır. Teknolojik yeterlilik, elektronik iletişimin etkin kullanımından Yapay Zeka ile etkileşime geçmeye kadar uzanan bir spektrumdur” şeklinde açıklamıştır.

Amerikan Barolar Birliği (ABA), yapay zekayı hukuk bağlamında ele almaya adanmış bir ekip oluşturmuştur. Bu ekip, teknolojik yeterliliğin ve gizlilik ve denetim gibi etik konuların önemini vurgulamakta ve avukatların yapay teknolojilerini uygulamalarında sorumlu ve etkili bir şekilde ele almak için donanımlı olmalarını sağlamaktadır. Eyalet düzeyinde, New Jersey, doğruluk, dürüstlük, gizlilik ve yanlış kullanımın önlenmesi dahil olmak üzere YZ kullanımının kritik yönlerini vurgulayan kılavuzlar yayınlamıştır. Bu kılavuzlar, yapay zeka araçlarının etik bir şekilde kullanılmasını ve çıktılarının hukuk mesleğinde gerekli olan yüksek standartları karşılamasını sağlamak için tasarlanmıştır. Buna ek olarak, Kaliforniya Eyalet Barosu, yapay zekanın hukukta kullanımı konusunda kapsamlı bir rehberlik sağlamaktadır. Bu rehberlerde, gizlilik, yetkinlik, denetim ve etik hususların tam anlaşılması ihtiyacını vurgulamaktadır. Ayrıntılı öneriler, avukatların yapay zekayı uygulamalarına entegre etmenin karmaşıklıklarını aşmalarına yardımcı olmaktadır. Yine ABD’de, Florida’nın etik yönergeleri, yapay zeka tarafından üretilen işlerle ilgili gizlilik, gözetim, maliyetler ve reklam gibi kilit alanlara odaklanmaktadır. Bu hususları ele alan kılavuz ilkeler, hukuk uygulamalarında YZ kullanımının hem şeffaf hem de kabul edilebilir olmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Son olarak ABA, müvekkillerin korunmasını sağlamak için, jeneratif yapay zeka araçları kullanan avukatların ve hukuk firmalarının, rekabetçi yasal temsil sağlama, müvekkil bilgilerini koruma, müvekkillerle iletişim kurma, mahkemeye karşı dürüstlük sağlama ve harcanan zamanla tutarlı makul ücretler talep etme görevlerini içeren “geçerli etik yükümlülüklerini tam olarak dikkate almaları” gerektiğini belirten bir görüş yayınlamıştır.

Kanada’nın Mesleki Davranış Kuralları Modeli doğrudan yapay zeka kullanımını ele almamaktadır. Bununla birlikte ilkelerin birçoğunun yapay zekanın kullanımı üzerinde etkileri vardır.

Avustralya’da etik çerçeve, gizlilik ve mahremiyete güçlü bir vurgu yaparak, yapay zeka kullanımı için genel etik ilkeler sunmaktadır. Bu ilkeler, avukatlara yapay zeka araçlarını sorumlu bir şekilde kullanmaları konusunda rehberlik etmekte ve müvekkil bilgilerinin korunmasını sağlamaktadır. Yeni Güney Galler Barosu, üretken yapay zeka araçlarının kullanımına ilişkin özel kılavuzlar yayınlamıştır. Bu kılavuzlar, yapay zeka teknolojilerinin en yüksek etik standartları koruyacak şekilde kullanılmasını sağlayarak yetkinlik, doğruluk ve dürüstlüğü vurgulamaktadır. Victoria’da, Victoria Yüksek Mahkemesi, teknolojik yeterlilik ve mahremiyete odaklanarak, davalarda yapay zeka kullanımı için ilkeler belirlemiştir. Bu ilkeler, yapay zeka araçlarının yasal süreçte uygun hesap verebilirlikle etkili ve etik bir şekilde kullanılmasını sağlamak için tasarlanmıştır.

İngiltere ve Galler Hukuk Derneği tarafından yayınlanan yapay zeka kullanımı için etik hususlar, yetkinlik, gizlilik ve bağımsızlığın korunmasına odaklanmaktadır. Kılavuz ilkeler, avukatların yapay zekayı uygulamalarına entegre ederken bu temel değerleri korumalarını sağlar.

Avrupa Barolar ve Hukuk Dernekleri Konseyi (CCBE), iletişim, yetkinlik ve mahremiyetin önemini vurgulayarak avukatlar için yapay zeka araçları hakkında kapsamlı bir kılavuz sunmaktadır. Kılavuz, avukatların yapay zeka ile ilgili riskleri anlamalarına ve yönetmelerine yardımcı olarak bu teknolojilerin hukuk uygulamalarında sorumlu bir şekilde kullanılmasını sağlamaktadır.

Asya’da, Japonya’da Adalet Bakanlığı, ‘Yapay Zeka Tabanlı Sözleşme İncelemesi ve İlgili Hizmetler ile Avukatlık Kanunu’nun 72. Maddesi Arasındaki İlişki’ başlıklı bir not yayınlamış ve bu notta yapay zeka sözleşmelerinin yeniden görüşülmesinin yasal uygulama olarak düzenlenmediği belirtilmiştir.

Dubai Uluslararası Finans Merkezi (DIFC), diğer tüm etik yükümlülüklere uyulmasına yönelik diğer tavsiyelerde bulunmuştur. ‘DIFC Mahkemeleri önündeki yargılamalarda büyük dil modellerinin ve üretken yapay zekanın kullanımına ilişkin 2023 Kılavuzunun 2 No’lu Uygulama Kılavuz Notu’nu yayınlamıştır. Burada özellikle müvekkil, müşteri gizliliği ve mahkemeye ve diğer taraflara karşı doğruluk gibi konularına değinmiştir. Tüm ülke baroları kılavuz yayınlamamış olsa da yapılan çalışmalar neticesinde burada ifade edilen uygulayıcıların gizlilik, dürüstlük ve etik sonuçlarının farkındalığının gerektiğinin tüm kıtalarda kabul edildiğini göstermektedir. Ulusal baroların ve hukuk kurumlarının bu konuyu basit ve etkili bir şekilde ele alması zor görünmektedir. Uluslararası kılavuz çizgilerin potansiyel kullanımı bu konuda faydalı olabilir. (Marc Rotenberg, 2024)

Sonuç

Hukuk mesleği hızla gelişen yapay zeka ortamında yol alırken, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti için bazı kritik zorluklar ve fırsatlar ortaya çıkmaktadır. Hukuk meslekleri, bu zorlukları doğrudan ele alarak hizmetlerini geliştirebilir. Bu sistemler sayesinde hukukun üstünlüğü korunabilir, geliştirilebilir. Aynı zamanda bu sistemler kamusal, demokratik kurumların gelişmesini ve demokratik toplumun ve temel hakların korunması ve gelişmesi yönüyle tüm topluma fayda sağlamasını temin edebilir.

Yapay zeka teknolojilerinin yaygınlaşmasının en büyük faydası; mahkemelerin iş yükünü azaltmakla birlikte idari ve teknik görevlerin gerçekleştirilme hızını artırabilir. Lakin bunlar gerçekleştirilirken yine denetim altında olmalıdır. Bu sistemlerin diğer bir faydalı yönü de hukuk bilgisinin, eğitiminin, temel hakların bilincinin, hukuk sistemlerinin işleyişinin halk nazarında daha erişilebilir olmasını ve yaygınlaşmasını sağlar. Bu yeni teknolojilerin yaygınlaşmasında insan ve avukatların uzmanlığına duyulan ihtiyaç azalmamaktadır. Aslında, bu yeni teknolojileri eleştirel bir şekilde değerlendirmek için eğitimli avukatlara duyulan ihtiyaç her zamankinden daha fazla olabilir. Yapay zeka entegrasyonu ve kullanımı için düzenleyici ortamlar, AB ve ABD’de yeni yönetişim çerçevelerinin oluşturulmasıyla birlikte gelişmektedir. Avrupa Konseyi, OECD ve BM gibi uluslararası kuruluşlar da aynı konuda farklı çerçeveler oluşturmaktadır. Bu çerçeveler, yapay zeka teknolojilerinin adil, hukuk sistemleriyle uygun çalışan bir şekilde geliştirilmesini ve kullanılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte, yapay zeka teknolojilerinin hızla değişen doğası, inovasyonu teşvik ederken yasal ve etik standartları koruyan istikrarlı ancak esnek düzenleyici çerçeveler oluşturmada bir zorluk teşkil etmektedir.

Yapay zeka teknolojilerinin, yüksek eğitimli avukatlar için ayrılmış karmaşık görevleri yerine getirebilme yeteneği hukuk sistemi ve toplum açısından hem bir tehdit hem de bir fırsat oluşturmaktadır. Yapay zekayı etkin bir şekilde kullanan hukuk firmaları, daha düşük maliyetlerle ve daha iyi verimlilikle hizmet sunabilir ve potansiyel olarak yasal işlemlerde daha iyi sonuçlara ulaşabilir. Ancak, yapay zekayı benimsemeyen firmalar; rekabet edemez hale gelme, müvekkil kaybetme ve yetenekleri cezbetme ve elde tutma konusunda zorlanma riskiyle karşı karşıya kalacaktır.

Kaynakça

Marc Rotenberg, A. A. (2024). The Future Is Now: Artificial Intelligence and the Legal Profession. IBA.

Maxim Dobrinoiu, ç. A. (XXVI/2019/1). Yapay Zekanın Ceza Sorumluluğu Üzerindeki Etkisi. Lex ET Scientia Journal, , 140-147.

Richard Susskind, ç. Ç. (2022). Yarının Hukukçuları. Ankara: Lykeion.

Rigano, C. (2019). Using Artificial Intelligence to Address Criminal Justice Needs. National Instıtue of Justice Journal, Issue No.280, 1-10.

Turan, M. (2024). Bilişim Hukuku. Ankara : Seçkin.

Varkonyi, G. G. (2022). Robot Yargıçlar. Ankara: Seçkin.

Zavrsnik, A. (2020). Criminal Justice, Artificial Intelligence Systems, and Human Rights. Journal of the Academy of European Law, 20/4, 567-583.

 

Yorum gönder