Hâlim

Yazmak; benim için harfi harfe katmaktır sandım başta, yanılmışım. Meğer kişi, parça parça kendini katarmış mısralara şimdi anladım.

Bu şiir, okuyanları için bir teşekkür mersiyesi niteliğindedir. Kaderi işiten, tecrübe eden ve kabullenenler için. Jüriyi sorarsanız tek kişilikti geçtim, fakat bazen bundan da fazlası gerekebilmektedir hayatta…

 

 

Bir yelkovan ucunda, kırgın saatler nasıl geçermiş,

Gündüz gülenlerin, gecesi de mutlu mu sürermiş,

Kim bilmiş, kimlere söylemiş,

Parça parça ruhumu nasıl ayırdığını.

 

Zaman, zaman mı bu acının merhemi?

Kalbim, göm ıssız bir yere kendini,

Gözü yaşlı kadından gayrı bilmesin kimse yerimi.

 

Bir gün geldi, mağaraya tam yedi kişi girdi,

Vakit merhemmiş ya hani, asırlaştı tesir etti,

Öyleyse gönül, kendini mağarana çek,

Mağaranın ağzında seni kıran, yakan yıldızı seyret.

Bir ay bir gün sürdü tutulma, nasıl etmem hayret?

 

Yandı kızardı gözlerim yıldızıma bakmakla,

Gözümün nuru sönmüş, gözü yaşlı kadının haberi var mı acaba?

Yusuf Kenan’dan gitti gideli, hüzün kulübesinde kim ağlamakta,

Başımıza Yakupça bir özlem düşmüş, kulübeye şimdi ben varmakta.

 

Ey canımın paresi,

Ya ay topladı yıldızlarını,

Ya da göremiyorum artık seni.

Sana öğüt diye zaman yeter dediler, istemem!

İstemem Mısır’dan gözlerime bir hırka, istemem.

 

Varsa tek dileğim, unutmamak senden bir parça,

Nisan’dan Mayıs’a tam 4 hafta,

2 sandalye 1’de masa, o gülüşün hala aklımda,

Şu penceremin taşında aşk ne büyükmüş oysa,

 

Ah dilim! Gözüm kör, sen söyle halimi,

Açık konuş, söylesene yâre hayalini,

Aklım, dilim, gözüm, kalbim,

“Ben bilmem zikrinde mi?”

 

Mağaram dergahım artık, dolap dinler halimi;

Dolap anlat halimi, zikreyle mealimi;

(S)evgi yok, (a)şk var; ikiye bir hece tut harfini,

Bilmem ki kaçırmışım dediğini,

Harfi eksik tek bir kelime,

“Sevgi” sandım da kı(s)met dedim, meğer “aşk” diye kıy(a)metim imiş.

 

Yazar: Enes Çelik

Yorum gönder