Küresel Politikalarda Amerikan Hegemonyası

Küresel Politikalarda Amerikan Hegemonyası

Hegemonya bir sistem içerisinde bir elemanın diğerlerinden üstün baskın olduğunu belirtir. Amerika’da dünya sisteminde diğerlerinden güçlü bir devlettir bu yüzden hegemon devlet özelliğine sahiptir. Amerika, ikinci dünya savaşı sonunda kendini liberalizmin ve demokrasinin temsilcisi olarak belirtmiş ve rızaya dayalı hegemonyasını dünya üzerinde kurmaya çalışmıştır. Amerikan hegemonyası ikinci dünya savaşı sonrasında dünya ekonomisinde Amerika’nın lider güç olmasını her devletin kabul etmesiyle dünya düzeninde liderliği Amerika’nın almasıdır. Amerika hem siyasi hem askeri olarak baskın bir güç haline gelmiştir. Bu gücü sadece güç yoluyla değil rıza yoluyla kendi düzenine uyum sağlamaya ikna etmesidir.

Amerika dünya ekonomisinde liderliğini Bretton Woods sistemi ile doları rezerv para yaparak dolar altına dönüşebilen tek para birimi olmuştur. Bu sistemden kaynaklı Amerika para birimini Bretton Woods’a üye ülkeler arasında kabul gördürmüştür. Bretton Woods 1973 petrol krizinde bitene kadar doların hâkim olduğu sistem vardı. Amerika uluslararası ekonomi kuruluşlarıyla ekonomik liderliğini sürdürdü. İMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü bunlara örnektir. İMF ile etkisi şöyledir Amerika İMF’nin en büyük ekonomik katkı sağlayıcısıdır. Bu yüzden dünya genelindeki ekonomik politikaları şekillendirebilir gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelere verilen kredilerde o ülkelerin politikalarında etkili olabiliyor. İMF’nin uluslararası rezerv para birimi de ABD dolarıdır ve bu durum Amerika’nın dünya çapında ekonomik ve politik etkisini artırır. Dünya Bankası’nın en büyük hissedarı Amerika, bankanın politikalarının şekillenmesinde etkili oluyor. Amerika bankanın bazı bölgelerdeki kredilendirme ve projelere yönlendirerek o bölgedeki ülkeyle olan ilişkilerini ve stratejik hedeflerini güçlendirebilecekti. Dünya Ticaret Örgütü’nde olan anlaşmazlık çözüm mekanizması Amerika’nın diğer ülkelerle ticari anlaşmazlıkları çözmesini sağlar. Dünya Ticaret Örgütü’nün kuralları Amerika’nın ticari ortaklarıyla istikrarlı ilişkiler kurmasına yardımcı olur. Küresel ticareti düzenlediği için Amerika’nın ekonomik çıkarlarına katkı sağlar. Amerika önemli kuruluşları kendi düşüncelerine göre yönlendirebildiğinden bu kuruluşlar aracılığıyla çok fazla ülkeyi farklı noktalarda etkileyebilen bir güce sahip olmuştur.

Amerika özellikle güçlü rakiplerine karşı kontrol altında tutma politikası uyguladı. Bu politikalardan Rusya’ya karşı yaptığı politikalar Rusya’yı uluslararası politikalarda zor durumda bırakan şeylerdi. Rusya’ya uyguladığı Truman Doktrini, Marshall yardımı gibi politikalar Rusya’nın ilerlemesini durdurmak içindi ve bu politikalar Rusya’nın ilerlemesini engelledi. Truman Doktrini ile Amerika Birleşik Devletleri Marshall politikasında asıl amacının Sovyet karşıtlığı olduğunu ifade etmiştir. Bu doktrin ile komünizm tehdidindeki devletlere mali ve askeri yardım yapmıştır. Truman Doktrininde Yunanistan ve Türkiye’ye yardım yapmıştır ama sonrasında Avrupa’nın durumu da iktisaden kötü durumda olduğu için Avrupa’ya da yardım etmiştir. İkinci dünya savaşında ülkeler ekonomik olarak kötüleyince Rusya bunu fırsat bilerek komünizm propagandası sürdürüyor. Avrupa’nın durumu da kötü olunca Marshall yardımı ile Avrupa’nın enkaz haline gelmiş ekonomisini canlandırmak için şirketlerle kendi aralarında ekonomik iş birliğine girerek eksiklerini kendileri tamamladılar bir açık ortaya çıktığında ise Amerika bu açığın kapanmasına yardım edecekti. Bu politikalarla Amerika hem ülkeleri kendine bağladı hem de Rusya’nın ilerlemesini durdurmuş oldu.

NATO örgütü ise Sovyetler Birliği tehditlerine karşı savunma mekanizması için kurulmuştur. NATO Sovyetler Birliği’ne karşıtlığını MC 48 adlı belgeyle de onayladı. Bu belge Sovyetler Birliği ile bir savaşın başlangıcından itibaren ilk olarak Sovyetler tarafından kullanılıp kullanılmadığına bakılmaksızın NATO’nun atom silahlarını kullanması gerekeceğini vurguladı. Bu belgeyle Sovyetleri NATO üyesi bir ülkeyle savaşa girmemesi konusunda uyarıda bulundu. NATO konum olarak Rusya’ya yakın ülkeleri NATO üyesi yaptı. Rusya bu üyeliklerle çevreleme politikası yaptığını düşünüyor. NATO’nun genişlemesini Rusya tehdit olarak görülüyor. Rusya sınırına yakın yerlerde askerî tatbikatlar düzenlemesi ve füze savunma sistemleri konuşlandırması Rusya’nın güvenlik endişesini artıyor. Amerika NATO aracılığıyla güçlü rakibi Rusya’nın ilerlemesini engellemiş ve onu çevrelemiştir. Bu sayede Rusya kendisi için büyük bir tehdit olmasının önüne geçmiş oldu.

Amerika Çin’in ekonomik ve askeri büyümesinden dolayı zorluklar yaşıyor. Çin’in ekonomisinin büyümesiyle küresel ticaret pazarlarında Amerika ile rekabeti artırmıştır. Çin’in düşük maliyetli üretim sektörüyle birçok sektörde Amerikalı şirketlerle rekabet ediyor. Bu durum Amerika’nın bazı sektörlerde iş kayıplarına neden oluyor. Amerika bunu önlemek için 2018’den bu yana Çin’e karşı çeşitli ticaret tarifeleri uygulamaya başlamıştır. Bu tarifeler ile özellikle teknoloji, çelik ve alüminyum gibi stratejik sektörlerde Çin’in Amerika pazarına erişimini sınırlamayı amaçlamaktadır. Amerika yarı iletkenleri özellikle yapay zekâ ve ileri düzey bilgi teknolojileri gibi alanlarda Çin’e ihracat kısıtlaması getirmiş böylelikle Çin’in teknolojik gelişimini yavaşlatmayı amaçlamaktadır. Kendi ülkesinde Amerika yine Huawei gibi Çinli teknoloji şirketlerini 5G altyapısında yer almasını engellemek için küresel çapta bir kampanya yürütmüştür. Bu kampanya ile müttefik ülkelerde var ve Çin’in bu sektörde olmasını engellemeye çalışmıştır. Amerika teknoloji alanındaki rekabet gücünü artırmak için kendi ülkesine büyük yatırımlar yapmaktadır.

Amerika Çin’in artan askeri gücüne de karşılık olarak Hint-Pasifik bölgesinde askeri varlığını artırmıştır. Amerika bu bölgedeki müttefikleriyle (Japonya, Güney Kore, Avustralya, Hindistan) askeri iş birliğini artırmaya ve bölgedeki deniz yolları güvenliğini sağlamaya çalışmaktadır. Amerika, Çin’in etkisini sınırlamak amacıyla Avrupa Birliği, NATO ve Asya pasifik ülkeleriyle yakın işbirliği içinde çalışmaktadır. Bu ittifaklar Çin’e karşı ortak bir duruş sergilemeyi ve Çin’in küresel etkisini sınırlandırmayı amaçlamaktadır.

Amerika, Çin’in insan hakları ihlallerine ve demokratik olmayan uygulamalarına karşı diplomatik baskı uygulamaktadır. Özellikle Uygur Türklerine yönelik baskılar, Hong Kong’daki demokratik hareketler ve Tayvan’a yönelik tehditler konusunda Çin’e karşı uluslararası arenada eleştiriler yapılmaktadır.

Nükleer silahlar konusunda da birçok ülkeye çeşitli baskı ve stratejiler uyguluyor. Bu ülkelerden İran’a yönelik baskısı, İsrail ve Suudi Arabistan gibi müttefikleriyle askeri ve diplomatik iş birliğini artırarak İran’ın bölgedeki etkisini sınırlamaya çalışır. Bunun nedeni İran’ın nükleer tehdidiyle Ortadoğu’da etkili olmasını engellemektir. Kuzey Kore’nin de nükleer programını durdurmak için ekonomik yaptırımlar ve Güney Kore ile ortaklıklarıyla Kuzey Kore’yi nükleer konuda durdurma politikası izliyor. Amerika varlığını devam ettirmek için farklı bir sürü yöntemler deniyor. Hegemon güç olmayı bırakmamak için mücadelesine devam ediyor.

 

Yorum gönder