Sanat Denince Akla Neden Yazmak Gelmiyor
Hümeyra Sare ŞANLIER
Sanatçı mısın?
Sayılır.
Neden sayılır ben de bilmiyorum. Yazmak da bir sanat aslında. Edebi sanat. Ama böyle göğsümü gere gere sanatçıyım diyemiyorum çünkü insanların sanat denince aklına yazmak gelmiyor nedense. Kelimenin anlamı sözlüklerde bile resim, çizim, heykel gibi genellikle görsel formda ifade biçimi olarak geçiyor. Ben de kendimi yanlış tanıtmaktan çekindiğim için aslında yaptığım bir sanat olmasına rağmen, kendimi bir sanatçı olarak görmeme rağmen sanatçıyım diyemiyorum. Geri duruyorum, çekiliyorum, sadece yazarım diyorum. Ne farkı var aslında yaptığımın tuvalinin karşısında saatlerini, günlerini harcayan bir ressamdan, müziğinin son notalarını alkışların izlediği bir piyanistten?
Ya da bir başka örnek.
Resim çiziyorum, piyano çalıyorum ama (henüz) amatörüm, hobi olarak yapıyorum. Sadece kendim için. Çok yetenekli değilim. Profesyonel değilim.
Olsun.
Yazmakta olsun yok ama. O içinde “Herkes bu konuda yetenekli olmak zorunda değil, sadece sevdiğin için de yapabilirsin, bu işi iyi yapmak zor zaten, emek ister, uğraş ister.” saklı olan olsun bir tepki olarak gelmiyor yazmakla uğraştığını söylediğinde. İnsanlar bunun da bir yetenek olduğunu, yazarların da kelimelerini seçerken renklerini seçen bir ressam kadar emek harcadığını göremiyor çünkü. Hepimiz biliyoruz yazmayı ne de olsa diye düşünüyorlar. Ali ata bak demeyi öğrendik ilk okulda ve işte hepimiz birer yazarız; kelimeleri bir araya getiriyoruz, cümleler kuruyoruz, daha ne olsun.
Biraz da hayatın her alanında yazmanın yer almasından kaynaklanıyor bu durum. Ödev yazıyorsun, arkadaşına mesaj yazıyorsun, sınavda uzun uzun cevaplar yazıyorsun, buzdolabının üstüne asılacak alışveriş listesini yazıyorsun, ilkokulda annen zorla alıştırdı diye günlük yazıyorsun. Kelimelerin yanı başında olmadığı bir an yok aslına bakarsan. Bazen çok üstüne düşünmeden, kelimeleri rastgele yan yana getirerek, bazen karşındaki kişi tarafından doğru anlaşılmak için her birini özenle seçerek. Diğer sanat dalları bu şekilde hayatın her alanına karışmadığı için de bazen unutuyorsun, birisi sanatçıyım dediğinde ve ardından yazar olduğunu eklediğinde bir kalıyorsun. Doğru, yazmak da bir sanattı. Ben de bir sanatçıyım.
Bir diğer neden yine hayatımızın her alanına dahil olmasına bağlı. Herkes yazıyor, her yerde karşımıza yazı çıkıyor ve sonuç olarak ilk bakışta fark edemiyoruz varlığını. Fark ettiğimizde de güzelliğini, değerini görebilmek için biraz daha dikkatli bakmak gerekiyor. İkisinde de mantık aynı gibi duruyor ilk bakışta, sanat olan kelimeler ile hepimizin günlük hayatımızın her alanında, üzerine çok düşünmeden yazdığı kelimeler. Hangisi sanat, burada yazar ne kadar emek harcadı, ne demek istedi, bunu sanat yapıyorum amacıyla mı yazdı, yoksa yazdıktan sonra mı sanat olduğunu fark etti? Yoksa aslında sanat olarak hiç düşünmedi de okuyanlar mı dedi, işte bu sanat diye?
Bir de biraz daha emek istiyor yazının sanat değerini anlamak; bir resme, fotoğrafa bakmak, bir müziği dinlemek kadar kısa sürede olmuyor, kelimeleri bilinçli bir şekilde okumak, tek başına anlamsız olan sembollerin zihnimizin içinde anlam kazanmasına izin vermek gerekiyor. Evet burada bir emek var farkındalığı yaşamak, bir şey var ki bu kelimeleri okuyunca bir şey hissettim. Ki sanat dediğin de özetinde bu değil mi zaten, duyularınıza hitap edip duygularınızı harekete geçiren bir şey, her şey?
Demek istediğim;
Herkes yazar olabilir, olsun da. Ama yazmanın da bir sanat olduğunu unutmadan olsun; bak, daha önce ortada olmayan bir şey yarattım, yoktu, ve sonra oldu, az biraz sihir gibi.
Hümeyra Şanlıer 1998’de İstanbul’da doğdu. Küçük yaşlardan beri kurgu ve kurgu dışı alanlarda yazı yazmaya ilgili. 2020 yılında Boğaziçi Üniversitesinde Batı Dilleri ve Edebiyatı bölümünde lisans eğitimine başladı. Halen eğitimini devam ettirmektedir.
Yorum gönder