Paylaşımlı Yolculuk Yönetmeliğinin Anayasal Bir Hak Olan Seyahat Hürriyeti Üzerine Etkileri
Zehra Kamış
İnsanların, insanlık tarihi boyunca hep sahip oldukları ve hukukun varlığıyla birlikte anlam kazanan ya da modern devletlerle kendisine verilen pek çok hakkı vardır. Bunlardan bazıları insan doğası ve onuru gereği olmazsa olmaz kabul edilmiş ve temel hak sayılmışlardır. Ülkemizde de temel hak ve özgürlükler Anayasada düzenlenmektedir. İç hukuk kapsamında Anayasada düzenleme yapmasının yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti ; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ya da Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi gibi insan haklarını düzenleyen pek çok anlaşmaya taraf olarak vatandaşlarının temel hak ve hürriyetlerini dış hukukta da koruma altına almaya çalışmıştır.
Seyahat hürriyeti de hem Anayasada hem de ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalarda düzenlenen temel haklardan biridir. Anayasa’nın 23. maddesinde ‘Yerleşme ve Seyahat Hürriyeti’ başlığıyla ‘Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir…’ şeklinde, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 13. maddesinde ‘Herkes herhangi bir devletin sınırları dahilinde serbestçe dolaşma ve yerleşme hakkına haizdir…’ şeklinde düzenlenen seyahat hürriyeti kapsamına yalnızca ülkeler arası seyahat değil, ülke içinde serbestçe dolaşma ve yer değiştirme de girmektedir. Yani kişilerin şehirlerarası ve şehir içi yaptığı yolculuklar da bu hürriyet kapsamında koruma altına alınmalıdır. Bunun nedeni İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde kullanılan ‘serbestçe dolaşma’ ibaresinden dolayı seyahat hürriyetinin esasen en temelde bir yer değiştirme ve hareket serbestisine dayandığının anlaşılmasıdır. Nihayetinde herkes pek çok sebeple şehir içinde veya ülke içinde bir yerden bir yere gitme ve serbestçe bulunduğu yerden ayrılma özgürlüğüne sahiptir. Bu ifade edilenlerin sonunda anlaşılması istenen şey, şehir içinde de serbestçe dolaşma hakkının seyahat hürriyetinin bir parçası olduğudur.
Şehir içinde hareket etmenin bir temel hak olan seyahat özgürlüğüne dahil olduğunu ifade etmiş olsak da bugün Türkiye’de ve özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerinde yaşanan taksi sorununun bunun önünde bir engel olduğu çok açıktır. Bu durumun daha iyi netleşmesi için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığının 2023 yılında yayınladığı verilere göz atalım. Yayınlanan verilere göre İstanbul’da 2023 yılındaki taksi sayısının 18.395 olduğu görülüyor. Bu da İstanbul’da 1 taksiye 861 kişinin düştüğünü gösteriyor. Bu durum, yayımlanan bültene göre Mexico City’de 272, Paris’te 378, Londra’da ise 413 seviyelerindeyken dünya genelinde 1000 kişi başına 3 taksinin düştüğüne dair istatistiksel veriler bulunduğu da ifade edilmiş. İstanbul’da ise 1000 kişi başına düşen taksi sayısı 1,16 iken, Paris’te bu oran 2,64, Londra’da 2,42 ve New York’ta 1,60 olmaktadır. İstanbul’un nüfusunun zikredilen tüm bu şehirlerin nüfusundan en az 2 kata yakın daha fazla olduğu düşünülünce bu oranın oldukça yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Aynı bültende yayınlanan verilerle devam edilecek olursa İstanbul nüfusunun son 32 yılda %117, gelen turist sayısının son 15 yılda %108 artmasının yanı sıra taksi sayısındaki artış oranının yalnızca %5,7 olması artan şehir içi ulaşım ihtiyacına rağmen yalnızca taksilerle bir çözüme ulaşılamadığını gözler önüne sermiştir. Bu duruma mevcut taksi sayısının artırılması gibi çözümler getirilmiş olsa da halen daha bu noktada tam bir adımın atılamadığı görülmüştür. Söz konusu soruna çözüm olacağı düşünülen bir diğer alternatif de paylaşımlı yolculuk sistemidir ancak ülkemizde şu an için paylaşımlı yolculuk yasal olmamakla birlikte yasal bir zemine oturması için ‘paylaşımlı yolculuk yönetmeliği’ çıkarılmasını isteyen bir kesim de vardır. Bu yazıda bu aşamadan sonra incelenmek istenen şey, paylaşımlı yolculuk sistemi ve ülkemize yansıyacak olumlu yönlerinin ne olduğudur.
Paylaşımlı yolculuk sistemi temelde, aynı araç içerisinde bir yolculuğu diğer yolcularla paylaşma deneyimidir. Yolculuk paylaşımı; yol masraflarını düşürerek sürdürülebilir ulaşım imkanı sunmasının yanı sıra hava kirliliği ve trafik sıkışıklığının azaltılmasına katkıda bulunur. Bugün dünya üzerinde 206 ülkenin 150’sinden fazlasında, kişi başı milli geliri 2000 Amerikan Doları’nın üzerinde olan ülkelerde yasal olmasına rağmen ülkemizde paylaşımlı yolculuk hizmeti yasal çerçevede sunulmamaktadır. Çevreye ve kişisel ekonomiye olan katkılarının yanı sıra bu sistemin ülkemizde yasal bir hale gelmesiyle devlet hazinesine yeni bir vergi kapısı açılmış olacak, bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin ve yatırımcıların ülkemize girişinin yolları açılmış olacaktır. Paylaşımlı yolculuk yönetmeliği ile gerçekleşmesi öngörülen bu iki durumun devlet ekonomisine katkı sağlaması beklenmektedir. Bunların yanı sıra yönetmeliğin hukuki faydaları da büyüktür. Öncelikle yönetmeliğin yani bahsettiğimiz sistemin artık yasal bir şekilde işletilmesinin, güvenlik endişesini ortadan kaldırması beklenmekte dolayısıyla ceza hukukunun alanına giren konularda hukuki yarar sağlaması öngörülmektedir. Öte yandan yazının başında ifade edildiği üzere incelenmek istenen asıl husus, bu sistemin yasal hale gelmesinin seyahat hürriyeti kapsamında ne gibi faydalarının olacağıdır. Bugün Türkiye’nin büyük şehirlerinde ve bilhassa İstanbul’da yaşanan taksi sorunu nedeniyle pek çok kişi ulaşım hususunda zorluk yaşamaktadır. Birkaç paragraf önce ifade edildiği gibi şehir içerisinde serbestçe yer değiştirme de seyahat hürriyetinin kapsamına girmekte ancak taksilerden dolayı yaşanan zorluklar esasen pek fark edilmese bile bireylerin sahip olduğu seyahat hürriyetine zarar vermektedir. Taksi sayısını artırarak taksileri daha büyük bir tekel haline getirmek yerine paylaşımlı yolculuk sistemini yasal bir hale getirerek ulaşımda çeşitliliği artırmak ulaşımda yaşanan bu tür zorluklara çözüm olacağı, dolayısıyla seyahat hürriyetinin ihlal edilmesinin mümkün olan en yüksek seviyede önüne geçeceği gibi rekabet ortamını artırarak hizmet kalitesini yükseltecek ve ulaşım maliyetlerinin düşmesine neden olacaktır.
Kanaatimce yolculuk paylaşımının ülkemizde pek çok gelişmiş ülkede olduğu gibi yasal hale gelmesi, nüfusu neredeyse bir ülke kadar olan şehirlerde yaşanan ulaşım sorunu ve bu sorun dile getirildiğinde karşılaşılan kaba tavırları engellemeye yardımcı olmak noktasında başvurulabilecek tatmin edici bir yoldur. Günümüzde dünyadaki en büyük ekonomilerin liberal ve dışarıya açık bir zeminde yol aldığını düşünürsek bu tür yasal düzenlemelerin darboğazda olan ülkemiz ekonomisi için bir nefes penceresi olduğu varsayılabilir.
KAYNAKÇA
1. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2709&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
2. https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/Dosyalar/9a3bfe74-cdc4-4ae4-b876-8cb1d7eeae05.pdf
3. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1162193
4. https://www.tihek.gov.tr/public/images/afisler/lpeiw6.pdf
5. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1709544
8. https://cdn-uym.ibb.gov.tr/cdn/uym/Bultenlerimiz/istanbul-ulasim-bulteni-2023-2.pdf
9. https://www.linkedin.com/pulse/how-does-ridesharing-work-go4moveenterprises
2003 yılında İstanbul’da doğdu, ilk ve ortaöğretimini aynı şehirde tamamlamış olup halen İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitimine devam etmektedir. Yazarlığa olan ilgisi ilkokul yıllarından beri kendini göstermektedir. Küçük yaşlardan itibaren çeşitli deneme, kompozisyon, şiir ve hikaye yarışmalarına katılarak, lise yıllarında okul dergisinde yazarlık yaparak ve düşüncelerini kağıda dökerek bu ilgisinin üzerine gitmiştir. Lise ve üniversite eğitimi sırasında birbirinden farklı kulüplerde aktif rol almış olup halen İstanbul Medeniyet Üniversitesi bünyesindeki Modern Araştırmalar ve Strateji Kulübü’nün hukuki çalışmalar komitesi başkanlığını yürütmektedir.
Yorum gönder