PVSK Kapsamında Polisin Yetkileri ve Sınırları

Polisin Yetkileri

PVSK Kapsamında Polisin Yetkileri ve Sınırları

Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, 4 Temmuz 1934 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun zaman içerisinde çeşitli maddelerinde değişiklik olmuştur. 03.08.2002 tarihinde kabul edilen 4771 sayılı Kanunla PVSK’nın 6 maddesinde, 24.11.2004 tarihinde kabul edilen 5259 sayılı Kanunla 10 maddesinde, 03.07.2005 tarihinde kabul edilen 5397 sayılı Kanunla 12 maddesinde, 28.12.2006 tarihinde kabul edilen 5571 sayılı Kanun’la 1 maddesinde, 04.05.2007 tarihinde kabul edilen 5651 sayılı Kanun’la 2 maddesinde değişiklik yapılmış, son olarak Avrupa Birliği’ne uyum sebebiyle 5681 sayılı Yasa ile 5 maddesinde köklü değişikliklere gidilmiştir.[1]

POLİSİN YETKİLERİ

Polislerin kanunla sayılan yetkileri; durdurma ve kimlik sorma, parmak izi ve fotoğrafların kayda alınması, önleme araması, zor ve silah kullanma, adli işlemler şeklindedir. Bu yetkilere kısaca değinmek gerekirse;

  • Durdurma ve kimlik sorma: PVSK madde 4/A’da polisin, bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek, suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek, hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek, kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek, amacıyla durdurma yapabileceği düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrasında durdurmanın makul bir şüphe üzerine ve izlenime göre yapılabileceği, keyfi uygulanamayacağı düzenlenmiştir. Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir; kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir. Polis, durdurduğu kişi üzerinde veya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı halinde, kendisine veya başkalarına zarar verilmesini önlemek amacına yönelik gerekli tedbirleri alabilir. Bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez. Polis bu işlemleri yaparken kendisinin polis olduğunu gösterir belgeyi işlem öncesinde diğer tarafa göstermelidir.
  • Parmak izi ve fotoğrafların kayda alınması: PVSK madde 5 hükmüne göre polis; a) Gönüllü, b) Her çeşit silah ruhsatı, sürücü belgesi, pasaport veya pasaport yerine geçen belge almak için başvuruda bulunan, c) Başta polis olmak üzere, genel veya özel kolluk görevlisi ya da özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilen, ç) Türk vatandaşlığına başvuruda bulunan, d) Sığınma talebinde bulunan veya gerekli görülmesi halinde, ülkeye giriş yapan sair yabancı, e) Gözaltına alınan, kişilerin parmak izini alır. Birinci fıkraya göre alınan parmak izi, ait olduğu kişinin kimlik bilgileri ile birlikte, ne zaman ve kim tarafından alındığı belirtilmek suretiyle, bu amaca özgü sisteme kaydedilerek saklanır. Ancak, parmak izinin hangi sebeple alındığı sisteme kaydedilmez. Bu sistemde yer alan bilgiler, kimlik tespiti, suçun önlenmesi veya yürütülmekte olan soruşturma ve kovuşturma kapsamında maddî gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim, Cumhuriyet savcısı ve kolluk tarafından kullanılabilir. Sisteme kayıtlı olan parmak izi ve fotoğraflar, kişinin ölümünden itibaren on yıl ve her halde kayıt tarihinden itibaren seksen yıl geçtikten sonra sistemden silinir.
  • Önleme araması: PVSK madde 9’da düzenlenen önleme araması “Polis, tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla usûlüne göre verilmiş sulh ceza hâkiminin kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin vereceği yazılı emirle; kişilerin üstlerini, araçlarını, özel kâğıtlarını ve eşyasını arar; alınması gereken tedbirleri alır, suç delillerini koruma altına alarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre gerekli işlemleri yapar.” şeklindedir. Arama talep yazısında, arama için makul sebeplerin oluştuğunun gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Arama kararında veya emrinde; a) Aramanın sebebi, b) Aramanın konusu ve kapsamı, c) Aramanın yapılacağı yer, ç) Aramanın yapılacağı zaman ve geçerli olacağı süre, belirtilir. Konutta, yerleşim yerinde ve kamuya açık olmayan işyerlerinde ve eklentilerinde önleme araması yapılamaz.
  • Zor ve silah kullanma: PVSK madde 16’ya göre polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir. Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir. İkinci fıkrada yer alan; a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü, b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını, ifade eder. Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir. Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir. Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur. Polis; a) Meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında, b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde, c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde, d) (Ek: 27/3/2015-6638/4 md.) Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde, silah kullanmaya yetkilidir. Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamında silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde “dur” çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir. Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir.
  • Adli görev ve yetkiler: PVSK ek madde 6’ya göre polis, bir suça ilişkin olarak kendisine yapılan sözlü ihbar ve şikâyetleri ve görevi sırasında öğrendiği suça ilişkin bilgileri yazılı hale getirir. Edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan polis, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhal gerekli tedbirleri alır. Bir suç işlendiği veya işlenmekte olduğu bilgisini edinen polis, olay yerinin korunması, delillerin tespiti, kaybolmaması ya da bozulmaması için acele tedbirleri aldıktan sonra el koyduğu olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhal Cumhuriyet savcısına bildirir ve Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapar. Yapılacak araştırma sonunda edinilen bilginin bir kabahate ilişkin olduğu hallerde, konu araştırılarak gerekli yasal işlem yapılır veya yapılması sağlanır. Olay yerinde görevine ait işlemlere başlayan polis, bunların yapılmasına engel olan veya yetkisi içinde aldığı tedbirlere aykırı davranan kişileri, işlemler sonuçlanıncaya kadar ve gerektiğinde zor kullanarak bundan men eder. Polis, suçun delillerini tespit etmek amacıyla, Cumhuriyet savcısının emriyle olay yerinde gerekli inceleme ve teknik araştırmaları yapar, delilleri tespit eder, muhafaza altına alır ve incelenmek üzere ilgili yerlere gönderir. Olay yeri dışında kalan ve o suça ilişkin delil elde edilebileceği yönünde kuvvetli şüphe sebebi bulunan konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda yapılacak işlemler için Ceza Muhakemesi Kanunu’nun arama ve elkoymaya ilişkin hükümleri uygulanır. Polis, olaydaki failin, gözaltına alınan şüpheli ile aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi bakımından zorunlu olması halinde, Cumhuriyet savcısının talimatıyla teşhis yaptırabilir. Tanıklıktan çekinebilecek olanlar, teşhiste bulunmaya zorlanamaz. İşleme başlanmadan önce, teşhiste bulunacak kişinin faili tarif eden beyanları tutanağa bağlanır.

POLİSİN YETKİ SINIRLARI

Polisin yetki sınırları; orantılılık ilkesi, son çare ilkesi, hedef gözetme ve hukuki sorumluluktur.[2]

  • Orantılılık İlkesi: Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan orantılılık ilkesi, PVSK kapsamında polisin uyguladığı zor ve silah kullanma yetkisinin sınırı olarak karşımıza çıkmaktadır. Polisin müdahalesi, tehdidin büyüklüğüne göre olmalıdır. PVSK 16. maddenin önceki hali ağır cezayı gerektiren fiiller yönünden silah kullanma yetkisi verirken, yeni düzenleme ile silah kullanılabilecek suçlar yönünden ayrım yapılmayarak orantılılık ilkesini ihlal ettiğine ilişkin yorumlar mevcuttur.[3] Polisin orantısız güç kullanmasının özellikle eleştirilen konulardan biri olması polisin kamu gücü kullanması ve gücün uygulayıcısı konumunda olmasıdır.
  • Son Çare İlkesi: Bu ilke polisin silah kullanımı için öngörülmüş maddede açıkça yazıldığı üzere bir dizi önlem ve uygulama sonrasında silah kullanımını öngörmüş bu da silah kullanımını son çare ilkesine uygun hale getirmiştir. Silah kullanımı, diğer tüm müdahale yöntemlerinin sonuçsuz kalması durumunda başvurulması gereken son çaredir.
  • Hedef Gözetme: Polis silah kullanmak zorunda kalması durumunda her ne şartta olursa olsun hedef gözeterek ve ölümcül bölgelerden kaçınarak ateş etmelidir. Polis kişiye karşı haklı eylem içerisinde olup bu eylemi haklı olarak devam ettirmek için hedef alınan kişiyi etkisiz hale getirme amacıyla hareket edilmelidir. Dolayısıyla öldürücü fiil ve eylemlerden kaçınmalıdır.
  • Hukuki Sorumluluk: Polis, silah kullanımı sırasında meydana gelen her türlü zarardan dolayı hukuki ve cezai sorumluluk taşır. Polisin bazı eylemleri meşru savunma olarak değerlendirilse bile meşru savunmanın sınırının aşıldığı ve görevin kötüye kullanıldığı hallerde polisin cezai sorumluluğu vardır. Özellikle, orantısız güç kullanımının meşru savunmanın sınırının aşılması ve insan hakları ihlali olarak değerlendirilme riski vardır. Tüm bunların dışında polislerin eylemlerinden kaynaklanan idari sorumlulukları da vardır.

Polisin yukarıda sayılan eylemleri kural olarak hukuka aykırı ve kişilik haklarını ihlal eden eylemlerdir. Ancak bu eylemlerin hukuka uygunluğunu sağlayan kanundan doğan yetki ve meşru müdafaadır. Polislerin kanundan doğan bu yetkileri tabiî ki de sınırsız değildir ve bu yetkiler sınırları içerisinde kullanıldığında hukuka uygun olmaya devam ederler. Sınırın aşılması, eylemi hukuka aykırı hale getirir ve polisin hukuki, ceza, ve idari sorumluluğunu doğurur.

Polislerin yetki ve sınırlarının en çok tartışıldığı ülkelerin başında ABD gelmektedir. Bunun sebebi ABD’de polislerin yetkilerinin, eyaletler ve federal düzeyde farklılık göstermesidir. Ancak genel olarak, polislerin silah kullanma yetkisi oldukça geniştir. Amerikan Anayasası’nın Dördüncü Değişikliği, polislerin vatandaşların evlerini, belgelerini, kişisel eşyalarını aramadan önce bir arama emri almalarını gerektirir. Ayrıca, polis şiddeti ve insan hakları ihlalleri konularında oldukça tartışmalı durumlar yaşanabilmektedir. Yine Alman Ceza Kanunu’na göre polisler kimlik tespiti ve arama yapabilir, ancak bunun için genellikle mahkeme kararı gerekir. Almanya’da, polislerin silah kullanma yetkisi, özellikle tehdit oluşturan durumlarla sınırlıdır ve geniş denetimler altındadır.[4] İngiltere’de polislerin yetkileri, İngiltere Ceza Hukuku çerçevesinde sınırlıdır. (1986’da Savcılık makamı kurulmadan önce polislerin soruşturmada yegâne sorumlu olduğu bilgisiyle birlikte polislerin bu tarihten önce yetkilerinin neredeyse sınırsıza yakın olduğunu söylemek mümkündür.)[5] Polisler, arama ve gözaltı için genellikle mahkeme kararı almak zorundadır. İngiltere’de, polisin silah kullanımı çok sıkı bir şekilde düzenlenmiştir ve normal şartlar altında polislerin ateşli silah taşıması nadirdir. Fransa’da polislerin yetkileri Fransa Anayasası ve İçişleri Bakanlığı’nın düzenlemeleri ile belirlenir. Fransa’da polis, güvenlik tehditleri ve toplumsal olaylar sırasında müdahale hakkına sahip olsa da bu müdahale sıkı denetimlere tabidir. Silah kullanma yetkisi belirli koşullar altında verilir. Ancak 2017’den bu yana Fransa’da polisin yetkilerinin arttığı gözlemlenmektedir.[6]

Sonuç olarak polislerin yetkileri, bu yetkilerin kapsamı ve sınırları ülkelere göre değişiklik arz etmektedir. Verilen örnekler doğrultusunda Türkiye’nin polislere verilen yetkiler konusunda Avrupa ülkelerine göre daha geniş sınırları varken ABD’ye göre daha dar sınırları vardır. İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde polis uygulamaları, daha yüksek denetim ve şeffaflıkla izlenirken toplumsal olaylara polis müdahalesi Türkiye’den daha azdır. ABD’de ise polislerin silah kullanma yetkisi, özellikle tehdit oluşturan durumlarda oldukça geniştir, ancak bu denli bir genişlik Türkiye’de mevcut değildir.

POLİS ŞİDDETİ VE DÜNYADAKİ ÖRNEKLERİ

Polis şiddeti, görev ve sorumluluk yetkisini kötüye kullanan polisin uyguladığı şiddettir.[7] Bu şiddetin insan haklarına aykırı olarak değerlendirilmesinin temel sebebi ise en ağır sonucuyla ele alındığında, polisin hukuka aykırı güç kullanımı, insanların yaşam hakkından yoksun bırakılmasına yol açmasıdır. Ayrıca polisin gereksiz veya aşırı güç kullanımı, işkence ve diğer türde kötü muamele kapsamına girebilir.

Polisin hukuka aykırı güç kullanımı; ayrımcılığa uğramama hakkını, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ve yasa önünde eşitlik ilkesini ihlal edebilir.[8] Polisin insanları öldürme oranının yüksek olduğu ülkelerde, çoğunlukla bir dizi etkenin bir araya gelerek polis şiddetine yol açtığı görülür. Yetersiz yasalarırkçılığa dayalı ayrımcılık ve diğer ayrımcılık biçimlerigüvensizlik veya çatışmalar  ve yerleşik hale gelmiş  cezasızlık  bu etkenler arasında sayılabilir. Özellikle dünyada polis şiddetinin en çok görüldüğü ülke olan ABD’de şiddetin temel sebebinin ırkçılığa dayandığını söylemek mümkündür. Hafif silahlar ve silahlı şiddet üzerine araştırmalar yapan The Small Arms Survey, 2007 ile 2012 arasında her yıl tahmini olarak 19 bin kişinin ‘yasal müdahaleler’ (polisle karşılaşma) esnasında öldürüldüğünü söylemektedir. Sivil toplum örgütlerinin ve diğer insan hakları gruplarının tahminlerine göre bazı örnekler şöyledir:

  • 2019’da Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde polis 1.810 kişiyi öldürdü (ortalama günde beş kişi).
  • 2019’da Kenya polisi 122 kişiyi öldürdü.
  • Ekim 2019 ile Ocak 2020 arasında Irak’ta polis 600 civarında protestocuyu öldürdü.
  • 2015 ile 2018 arasında Jamaika’da 500’ün üzerinde kişi polis tarafından vurularak öldürüldü, 300’ün üzerinde kişi ise vurularak yaralandı.
  • Her yıl ABD’de 1000 civarında kişi polis tarafından öldürülüyor.

Bu sayılar ulaşılabilen en doğru tahminlerdir çünkü devletler bu konuda araştırma yapmamakta hatta veri saklamaktadırlar.

Dünyada polis şiddetinin en çok olduğu ülke ABD’dir. ABD’de polis, silah kullanma hakkına sahip olmasına rağmen, bazen aşırı güç kullanarak ölümlere ve yaralanmalara yol açabilmektedir. Siyahi topluluklar, Hispanikler ve yerli halklar genellikle daha fazla hedef alınmakta ve ayrımcılığa uğramaktadır. Bunun sembolü haline gelen henüz 2020 yılında yaşanan George Floyd Olayı dünya çapında tepki çekmiş ve ABD’deki polis şiddetinin ve ırkçılığın sembolü haline gelmiştir. Yine 2014 yılında ABD’de gerçekleşen Eric Garner Olayı’nda Eric Garner polis tarafından chokehold yöntemiyle öldürülmüştür ve bu olay da büyük bir protesto dalgasına yol açmıştır.

Dünya sıralamasında ABD’yi, Brezilya ve Meksika takip etmektedir. Brezilya ve Meksika’da polis şiddeti ve cinayeti çoğunlukla uyuşturucu çetelerine karşı operasyon sırasında sivillerin zarar görmesi yahut polislerin kartellerin emri altına girmesi ve şiddettin sistematik hale gelmesi şeklinde görülmektedir. Ayrıca Brezilya’da polisin gözaltına aldığı insanları öldürme ve şiddet uygulama oranları da oldukça yüksektir.

Dünyada 4. sırada Hindistan ve onu takip eden Rusya ve Çin vardır. Hindistan’da polis şiddeti çoğunlukla etnik ve dini kökenli iken 5. sıradaki Rusya’da muhalif siyasilere karşı olduğu görülmektedir. 6. sıradaki Çin’de ise şiddetin otokratik yönetim ve etnik gruplara karşı uygulanan baskılardan kaynaklandığı ve özellikle Doğu Türkistan Türklerine karşı polis şiddeti ve cinayeti olduğu görülmektedir.

Dünyada polis şiddeti sıralamasında ise 7. sırada Türkiye vardır. Türkiye’de de polis şiddeti, özellikle toplumsal olaylar, protestolar ve gösterilere müdahale sırasında gündeme gelmektedir. Gündeme gelen en geniş kitleli olay ise 2013 yılında gerçekleşen Gezi Parkı Protestosu’dur. Polisin yürüyüşçülere müdahalesi polisin yetki sınırlarını aşması olarak değerlendirilmiştir.

Görüldüğü üzere dünyada polis şiddeti ve polislerin yetki sınırlarını aştığı olaylar, genellikle toplumsal huzursuzluk, protestolar, politik muhalefet ve etnik/dini gerilimlerle ilişkilidir. Yukarıda belirtilen ülkeler, bu tür olayların en yoğun yaşandığı yerlerdir ve polis şiddeti genellikle devletin güvenlik ve düzen sağlama adına aşırı güç kullanmasıyla ortaya çıkar. Bu tür olaylar, çoğunlukla insan hakları ihlalleri, yolsuzluk ve yönetim zafiyetleri ile iç içe geçer.

POLİS ŞİDDETİNİN SORUŞTURULMASI VE YARGILANMASI

Polis şiddeti nedeniyle polislere karşı yargılama yapılan ve soruşturma başlatılan ülkeler, genellikle hukuk devleti ilkelerinin ne kadar güçlü olduğuna, toplumsal baskıya, medyanın rolüne ve insan hakları savunucularının etkisine bağlı olarak değişir. Bu ülkelerde, polis şiddeti ve keyfi güç kullanımı ile ilgili soruşturmalar ve yargılamalar, bazen baskılar ve toplumsal protestolar sonucu başlatılabilmektedir. 2023-2024 yıllarında, şiddet olaylarına yönelik soruşturma açılan ülkelerde, bağımsız medya, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası insan hakları örgütleri önemli bir rol oynamaktadır.[9]

Özetle, polis şiddetiyle ilgili soruşturma başlatılan ülkeler genellikle toplumsal tepkilerin yüksek olduğu, medyanın bağımsız olduğu ve hukuk devleti ilkelerinin güçlü olduğu yerlerdir. Ancak, bazı ülkelerde, bu tür soruşturmalar siyasi baskılar veya yetersiz denetimler nedeniyle sınırlı kalabilmektedir.

En güncel verilere göre polis şiddetinden dolayı soruşturma başlatan ve yargılama yapan ülkelerin başında ABD gelmektedir. ABD’de son yıllarda Black Lives Matter hareketi ve George Floyd gibi olaylar sayesinde daha fazla gündeme gelmiştir. FBI ve Justice Department tarafından yapılan soruşturmalar ve yerel yönetimler tarafından başlatılan davalar, polis şiddetinin sistematik hale geldiği durumları daha çok gündeme getirmiştir. Ancak, ABD’de polislerin yargılandığı davalar genellikle eyalet düzeyinde farklılıklar gösterir. 2023 ve 2024’te de polisin aşırı güç kullanımıyla ilgili çok sayıda dava ve soruşturma başlatılmıştır.

Yargılama konusunda ABD’yi İngiltere, Fransa ve Brezilya takip etmektedir. Fransa’da özellikle 2023’te göstericilere karşı polis şiddeti önemli bir gündem maddesi olmuştur. Sarı Yelekliler ve 2023’teki Nanterre olayları gibi örnekler, polis şiddetinin ve aşırı güç kullanımının arttığını göstermektedir. Fransa’da 2023 itibarıyla, polis şiddetini sorgulayan ve yargılamalarla ilgili daha fazla çağrı yapılmıştır. Bu konuda bazı büyük şehirlerde, polisin aşırı şiddetle müdahale ettiği protestolar ve yargılama süreçleri başlamıştır. Brezilya İnsan Hakları İzleme Örgütü ve diğer yerel sivil toplum kuruluşları, polis şiddeti nedeniyle birçok soruşturma başlatılmasını sağlamaktadır. 2023-2024 yıllarında da Brezilya’daki bazı polislerin aşırı güç kullanımı ve bu durumlar sonrasında soruşturma başlatılması rapor edilmiştir.

Sıralamada 5, 6 ve 7. sırada olan Meksika, Hindistan ve Rusya’da da son yıllarda yargılama oranlarının arttığı görülmüştür.

Türkiye ise polis şiddetinde dünyada 7. sıradayken polis şiddetini yargılamada dünyada 8. sırada yer almaktadır. Bunun sebebi ise Türkiye’de polislerin yargılanmasının genellikle daha sınırlı olması ve polis şiddetiyle ilgili soruşturmaların bazen yeterince şeffaf bir şekilde yapılmamasıdır.

Türkiye’yi, Çin takip etmektedir. Bu sonucun çıkmasında Çin yönetiminin de etkisi büyük olmakla birlikte Çin’de polis şiddeti genellikle sistematik olarak uygulanmaktadır ve muhalefet ya da toplumsal hareketlere karşı çok sıkı bir denetim vardır. Ancak, Çin hükümetinin yargı bağımsızlığı ve medya denetimi yokluğu, polis şiddetiyle ilgili soruşturmaların başlatılmasını sınırlamaktadır.

SONUÇ

Türkiye’de polisin yetkileri PVSK’da sayılmış ve yine aynı kanunla sınırlandırılmıştır. Polisin yetkililerini özellikle inceleme konusu yapan şey ise polislerin kullandığı devlet gücünün (kamu gücü) bazen sınırını aşması ve bu aşma sonucunda insan haklarının ihlallerine yol açmasıdır. Bu ihlallerin, bazen yaralama bazen alıkoyma bazen de öldürme şeklinde olduğu yukarıdaki örnekleriyle sabittir.

Tüm dünyada polis şiddetini görmek mümkündür. Özellikle yukarıda yazılan ülkelerde oranların neden bu kadar çok olduğu sebepleriyle birlikte anlatılmıştır. Ayrıca polis şiddetine karşı, polis şiddetini soruşturma ve yargılama oranlarına da değinilmiştir. Sayılan devletlerin haricindeki ülkelerde de polis şiddeti görmek mümkündür. Myanmar, Yunanistan, Nijerya, Şili, Kolombiya gibi ülkeler bu ülkelere örnek verilebilir.[10]

Sonuçlarını insan hakları ihlalleri olarak doğuran polis şiddeti için AİHM kararlarına göz atmak gerekir. Son 20 yıl (2003-2023) içinde polis şiddetine dair açılan dava sayısı yaklaşık 150-200 civarındadır. Bu davaların ihlal kararı sayısı 100-150 arasında olmakla birlikte çoğunda, polislerin işlediği işkence, aşırı güç kullanımı, haksız yere tutuklama ve gözaltında kötü muamele gibi ihlaller yer almıştır.[11] Açılan davalarda en çok ihlal kararı veren ülkeler; Türkiye [Denizci ve diğerleri/Türkiye (2009), Aksu/Türkiye (2014)], Rusya [Mikheev/Rusya (2012), Makarov/Rusya (2019)], Romanya [Popa ve diğerleri/Romanya (2014)], Polonya [Sławomir Chrapek/Polonya (2021)] ve Ukrayna [Bezpala/Ukraine (2015)] olarak sıralanmıştır. Verilen örnek kararlarda işkence yasağı, aşırı güç kullanımı, yaşam hakkı, kötü muamele yasağı ihlallerini görmek mümkündür.

Dünyada polis şiddeti konusunda yapılan araştırmalar ve bulunan sonuçlar hiç iç açıcı değildir. Türkiye’yi özel olarak değerlendirmek gerekirse makalenin en başına, PVSK’ya dönmek gerekir. PVSK’daki soyut ifadeler ve yetkilerin sınırlarının kesin olarak çizilmemesi eleştirilse de dünya üzerinde polislere tanınan yetkiler kapsamında, orta düzeyde genişlik tanıyan bir kanun olduğu kabul edilmelidir. Peki neden Türkiye, polis şiddeti sıralamasında dünyada 7. sırada? Peki neden Türkiye polis şiddetine karşı soruşturma ve yargılama yapan ülkeler arasında 8. sırada?

Türkiye’de polis şiddeti olarak kabul edilen eylemlerin genellikle protesto, eylem ve toplu yürüyüş gibi durumlarda ortaya çıkmaktadır. Peki bu durumlarda polislerin yetki sınırlarını aşmaları, toplum düzenini sağlamak olarak nitelendirilebilir mi? Zannımca toplum düzenini sağlamak ya da toplum vicdanını rahatlatmak, insan haklarını ihlal etmekten geçmemelidir. Kanunda polislere tanına yetkilerin sınırları aslında çok açıktır. Orantılık ilkesi, son çare ilkesi, hukuki sorumluluk ilkesi ve hedef gözetme ilkesi. Polisler kanundan doğan yetkilerini kullanırken her zaman orantılı davranmak zorundadırlar. Ve en önemlisi silah kullanmayı kesinlikle son çare olarak düşünmelidirler. Peki hukuki sorumluluk ilkesi? İşte bu sorunun cevabı Türkiye’nin ne kadar hukuk devleti olduğu, hukukun üstünlüğü ilkesinin ne kadar uygulandığına ilişkin bir sorudur. Yetkisini aşan, insan haklarını ihlal eden polisin, soruşturması ve yargılaması kesin olarak yapılmalıdır. Bu yargılama açık ve şeffaf olmalıdır. Yargılama şeffaf olmalıdır ki halk, polislerin de yargılandığını, orantısız kamu gücü kullandıklarında bunun sonuçsuz kalmadığını bilsin ve hukukun üstünlüğüne inansın. Ancak iç hukuk yolları tüketilerek başvurulan bir karar organı olan AİHM’de, polis şiddetine ilişkin en çok dosyası olan ülke olarak şunu söyleyebiliriz ki ülkemizde polis şiddeti ve polis yargılaması hususunda bir şeyler eksik, bir şeyler yanlıştır.

Konuya ilişkin son güncel örneklere bakarsak, Kahramanmaraş Depremi sonrasında alanın karışıklığından faydalanarak henüz defnedilememiş naaşların kollarını kesip altın çaldığı düşünülen dört kişi, 2 tane polis tarafından harabe bir binanın bahçesinde şiddete uğradı. Şiddetin videosu sosyal medyada gündem oldu. Şiddete uğrayan kişilerin video çekilerek kişilik haklarının ihlal edilmesinin yanı sıra, kötü muamele yasağının ihlali ve daha birçok insan hakkının ihlal edildiği bu videoda görüldüğü üzere elleri kelepçeli olan dört kişi; birinin üzeri çıplak diğerinin ayakları çıplak vaziyetinde dakikalarca jop ile darp edilmiştir. Yetmezmiş gibi gözlerine yakın mesafeden biber gazı sıkılmıştır. Kişileri darp eden polislerin yanı sıra hemen arkada bekleyen polislerin onur kırıcı ve aşağılayıcı cümlelerine de değinmeden geçmemek gerekir. Polis şiddeti videosunu izleyen halkın bir yarısının içi rahatlarken diğer yarısının aklında sorular vardı. Çaldıysa bile polisin tutuklaması gerekmiyor mu, dövmek nedir? gibi sorular. Şiddet uygulayan polislere ilişkin herhangi bir soruşturma ve yargılama haberiyse gündem olmadı, duyulmadı.

Bir diğer örnek ise Polis Şeyda Yılmaz’ın 26 sabıka kaydı olan bir kişi tarafından vurularak öldürülmesi sonrasında şüphelinin, yarı çıplak vaziyette, çöp poşeti giydirilerek, karakoldan adliyeye sevkinin Hayvan İzleme Aracı içerisinde gerçekleştirilmesidir. Şüphelinin kolundaki bandaj, adliye önünde araçtan indirilip mahkeme salonuna kadar halihazırda elleri ters kelepçeliyken kolu arkaya doğru kırılarak ve başı, boynundan neredeyse yere kadar eğilerek götürülmesi tartışmalara yol açtı. Yine halkın yarısının içi rahatlarken diğer yarısı insan haklarının ve kanunların nereye gittiğini sorguluyordu. Şüpheliyi bu muameleye maruz bırakan polisler hakkında soruşturma başlatıldığına dair çıkan haberleri İç İşleri Bakanı tweeter hesabı üzerinden yalanlayarak hiçbir polis hakkında soruşturma başlatılmadığını ve yalan soruşturma haberini yayan kişi hakkında soruşturma başlatılacağını söylemiştir.[12] İnsan Hakları Derneği (İHD) soruşturma talebinde bulunmuştur ancak henüz konuya ilişkin bir soruşturma bilgisi yoktur.

Hal böyle olunca Türkiye’nin polis şiddeti ve polis şiddetine karşı soruşturma ve yargılama başlatan ülkeler sıralamalarındaki yerleri bizi şaşırtmamalıdır. Yukarıda en güncel örnekleri anlatılan polis şiddeti, her ne kadar toplum vicdanını rahatlatsa da izlenen görüntüler tamamen insanlık dışıdır. Bu görüntülerin sebebi kanundaki yetkilerin sınırının genişliğinden kaynaklanmamaktadır. Çünkü dünya üzerindeki örneklerine de bakıldığında Türkiye’den çok daha dar yetkileri olan ülkelerde de polis şiddetini görmek mümkündür. Peki sorun kanundaki sınırlamalar değilse nedir? Sorun tabi ki yetkisini aşan polise ya da polislere karşı devlet otoritesinin tutumudur. Sorun yargı sistemidir. Yetkisini aşan bir polise soruşturma ve kovuşturma başlatılmamasıdır. Polisler, kamu gücünü orantısız olarak kullandığında bunun bir yaptırımı olacağını bilmeli ve duygularıyla değil, görev bilinciyle hareket etmelidir. Polislerin meslek içi eğitimleri arttırılmalıdır. Polislerin kalitesi de eğitimleriyle birlikte arttırılmalı ve her polis meslek etiği ilkelerine uygun görev yapmalıdır. Burada Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü hatırlanmalıdır “Polis, kanun adamıdır. Ona her zaman saygı göstermeli ve itaat edilmelidir.” Polisin görevi suçluyu yakalamaktır, cezalandırma ise bağımsız ve tarafsız mahkemelerin görevidir. Polis suç işleyerek, işlenmiş bir suçu cezalandıramaz.

Polis şiddeti ülkemizde ve tüm dünyada çok ciddi bir sorun halini almıştır. Güncel örneklerine bakıldığında bu sonuca ulaşmak çok da zor değildir. Yetkililerin bir an önce önlemlerini almaları ve yargı sisteminin de bu önlemlerin bir parçası olması gerekmektedir. Polis şiddeti karşısında vicdanı rahatlayan vatandaşların yanında, soruşturma açıldığını duymak isteyen vatandaşların da olduğu unutulmamalıdır. Ve insan hakkı ihlalleri, hiçbir zaman toplum vicdanına bırakılmamalıdır. Herkesin kendini güvende hissettiği bir toplum yaratmak, güvenliğin, bir insan hakkı ve korunması gereken bir kamu malı olduğu anlayışını gerektirir. Bunu başarmanın yolu, şiddet ve suçun temel nedenlerini ele alarak önleme taahhüdünden geçmektedir.[13] Ve şiddeti önlemeye çalışırken devlet otoritesini temsil eden meslek gruplarından şiddet görmek halkın devlete bağlılığını ve yargıya güvenini azaltacaktır. Unutulmamalıdır ki “Tek bir neden şiddeti doğurmaz. Şiddet toplumsal bir sorundur ve çevreden kaynaklanmaktadır. Şiddetin tek bir nedene indirgenerek algılanması, bilimsel gerçeklerle bağdaşmaz.” (Mahmut Tezcan)

Kaynakça

  1. Tırtır, Mustafa, Polis Vazife Selahiyet Kanunu’nda 5681 Sayılı Kanun Ile Yapılan Değişikliklere Genel Bakış, 16 Ocak 2023.
  2. https://www.gurses.av.tr/polisin-silah-kullanma-yetkisinin-kapsami-ve-sinirlari/
  3. Tırtır, Mustafa, Polis Vazife Selahiyet Kanunu’nda 5681 Sayılı Kanun Ile Yapılan Değişikliklere Genel Bakış, 16 Ocak 2023, s5.
  4. https://gazeteoksijen.com/dunya/almanyada-federal-polisin-yetkileri-genisletiliyor-197666
  5. Kartal, Melik, Kamu Davası Açılmasında Cumhuriyet Savcısının Takdir Yetkisi, Oniki Levha Yayıncılık, İstanbul 2015, s169-170.
  6. https://www.trthaber.com/haber/dunya/fransada-polise-vur-emri-2017den-beri-alti-kat-artti-779783.html
  7. https://tr.wikipedia.org/wiki/Polis_%C5%9Fiddeti
  8. https://www.amnesty.org.tr/icerik/polis-siddeti
  9. https://www.anayasa.gov.tr/tr/yayinlar/insan-haklari-bilgi-bankasi/avrupa-insan-haklari-mahkemesi/aihm-kararlari/
  10. https://progressive.international/wire/2021-06-01-police-brutality-how-protesters-resist-state-violence-around-the-world/tr
  11. https://hudoc.echr.coe.int/#{%22documentcollectionid2%22:[%22GRANDCHAMBER%22,%22CHAMBER%22]}
  12. https://www.bbc.com/turkce/articles/c1wn05n4d2eo
  13. https://www.wikifikir.com/2024/03/siddet-ile-ilgili-dusunduren-sozler-ve.html

 

Yorum gönder