Türk’ün Eşsiz ve Zarif Sembolü : Ahal Teke
Türk’ün Eşsiz ve Zarif Sembolü;
Ahal Teke
Ahal Teke atı, Türkmenistan’ın Ahal vilayetinde yaşayan Teke Türkmenleri’nin adını taşıyan, sadece bir at ırkı değil, aynı zamanda bir ulusun gururu ve kültürel mirasıdır. Bu nadide atlar, günde 180-200 kilometre koşabilme kapasitesiyle, hızın ve dayanıklılığın canlı birer temsilcisidir. Üç gün boyunca susuz kalabilen bu güçlü atlar, manevra kabiliyetleri ve binicileriyle kurdukları duygusal bağ ile bilinirler. Tek bir sahibe olan sadakatleri ve Orta Asya Türkleri’nin Çin’e karşı savaşlarındaki kritik rolleri, onların sadece tarihi değil, aynı zamanda efsaneleri de süsledikleri düşünülmektedir.
Ahal Teke atlarının baş döndürücü satış fiyatları, onların nadir ve arzulanan bir hayvan olduklarının göstergesidir. Başlangıç fiyatı 100 bin dolar olan bu atlar, 2 milyon dolara kadar alıcı bulabilmektedir. Yurt dışında prestijli kişilere hediye edildiklerinde ise, soylarının korunması adına kısırlaştırılarak verilmekte, böylece genetik miraslarının melezleştirilmesi ya da bozulması engellenmektedir.
Türkmenistan’da devletin resmi ambleminde baş figür olarak yer alan ve ulusal bir bayramı olan Ahal Teke atları için ayrıca bir At Bakanlığı bile bulunmaktadır. Bu, Ahal Teke atlarının sadece birer hayvan olmadığını, aynı zamanda bir milletin kimliği ve onurunun sembolleri olduğunu göstermektedir.
Eski zamanlardan başlayarak, orta çağlarda ve sonraki dönemlerde Türkmenler’in yaşamında at ve atçılık çok büyük bir öneme sahip olmuştur. Her Türkmen’in kendi evinde özel atları vardır ve bunları ev işlerinde, iletişim aracı olarak ve savaş aracı olarak kullanmışlardır. Türkmen atçılığının bir diğer özelliği de, atları ahırda tutup, avluda çoğaltmaları ve yetiştirmeleridir. Atları yıl boyunca açıkta bırakıp sürü halinde çoğaltma yöntemi Türkmenler arasında yaygın değildir.
Türkmenlerin Rus İmparatorluğu’na bağlandığı dönemden itibaren Türkmen atçılığı düşüşe geçmeye başlamıştır. Ahalteke ve Yomut atlarının bir kısmı, o dönemdeki Rus atçılığını iyileştirmek amacıyla güney Rusya’ya götürülmüştür.
1914 – 1918 yıllarında I. Dünya Savaşı sırasında atlarımızın bir kısmı savaşa alınmış ve Rus süvari birlikleriyle batıya – I. Dünya Savaşı’na- gönderilmiştir. 1917 yılında Rus İmparatorluğu yıkıldıktan ve hükümetin başına Sovyetler (Bolşevikler) geçtikten sonra ve sonrasında başlayan Beyaz Muhafızlar’ın ve İngilizlerin işgali, iç savaşın ortaya çıkardığı kaos yıllarında; Türkmen atçılığı yine büyük kayıplara uğramıştır. Beyaz Muhafızlar, Bekrewe’deki Ahal Teke atçılık çiftliğinden 60 baş seçme atı Kuzey Kafkasya’ya götürmüşlerdir. İlk başta safkan olarak bilinen atlar sahiplerinden zorla alınmıştır. At sahipleri ise uzak ve zorlu bölgelere sürgün edilmiştir. 1930’lu yıllarda köylerin tamamen kolektifleştirilmesi¹ döneminde, var olan tüm atlar zorla alınıp kolektifleştirilmiş ve yeni kurulan kolhozlara ² , sovhozlara³ gönderilmiştir. O yıllarda Ahalteke ve Yomut atlarının bir kısmı Türkmenistan’dan Rusya’nın, Kazakistan’ın, Özbekistan’ın yerel at ırklarını iyileştirmek için Çelyabinsk’e (Kegen atçılık çiftliğine), Kazakistan’ın Jambyl atçılık çiftliğine, Kuzey Kafkasya’ya ve Özbekistan’a gönderilmiştir. Bu atlar II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla süvari birliklerine alınmış, geri kalanlar ise gittikleri yerlerde kaybolmuştur. Daha sonra Kazakistan’ın Lugovoye çiftliğine gönderilen atların bir kısmı kalmıştır.
II. Dünya Savaşı yıllarında da Türkmen atçılığı büyük kayıplara uğramıştır. Bazı bilgilere göre, Türkmenistan’dan on iki bin at Savaşta süvari birliğine gönderilmiştir. Türkmen Süvari Bölüğü, General Yakup Kuliyev’in liderliğinde 1941 yılında Moskova’nın eteklerinde savaşarak Moskova’yı işgalcilere karşı korumuştur.
1986 yılına kadar Türkmenistan’da vatandaşların özel çiftliklerinde sadece Balkan Bölgesinde taylı baytal (kısrak) yetiştirmeye izin verilmiş, özel çiftliklerde ise Ahalteke ve Yomut safkan atlarını tutmak ve devlet yarışlarında koşturmak yasaktı.
Geçen 20. yüzyılda Türkmenistan’da atçılığın durumu aşağıdaki bilgilerde verilmiştir. 1916 yılında Türkmenistan’ın eski Zakaspi Bölgesinde K.I.Gorelov’un bilgilerine göre, 96 bin at varmış. Bunun dışında 1912 yılı bilgilerine göre, Daşoguz Bölgesinde 36 bin at varmış (Lebap Bölgesindeki atların toplam sayısı bu raporlara dahil değildir).
Mevcut bilgilere göre, Türkmenistan’da farklı yıllarda atların toplam sayısı şu şekildedir:
1941 yılında 70 bin baş
1953 yılında 57 bin baş
1955 yılında 66 bin baş
1961 yılında 46 bin baş
1970 yılında 21 bin baş
1975 yılında 13,35 bin baş
1980 yılında 12,8 bin baş
1985 yılında 14,4 bin baş
1988 yılında 15,7 bin baş
2010 yılında 24,8 bin baş.
Bilgilere göre, 1960 – 2020 yılları arasında Türkmenistan’ın Ahalteke ve Yomut atçılığına büyük zarar verilmiş, bu da atların toplam sayısının çok azalmasına neden olmuştur.
Türkmenistan’ın bağımsızlık yıllarında safkan atların sayısı artmış, kalitesi iyileşmiştir. Bu, gelecekte atların yarışlarda, atçılık sporlarında, Türkmen milli at oyunlarında, atlı seyahat gezilerinde geniş bir şekilde kullanılmasına, Türkmen düğün ve eğlencelerinde ve halkın dinlenme yerlerinde atlı kültürel hizmetler sunulmasına büyük olanaklar yaratmaktadır.
Dipnot:
1- Kollektifleştirme: Çiftçilerin büyük bir çiftlik oluşturmak için hisselerini birleştirip elde edilen kardan pay almak için birlikte çalışmasına dayanan tarım politikasına verilen tanımdır.
2- Kolhoz: Tarım sektöründe örgütlenen “kolektif tarımla” uğraşan birliklerdir.
3- Sovhoz: Tarım ekonomisini meydana getiren kamu mülkiyeti temelli zirai üretim birimleridir. Devlet çiftlikleri adıyla nitelendirilebilir.
KAYNAKÇA
1- Bazarbay, Meredov, (2012), Atçılık
Yazar: Munajeddin Abdyrazakov
1 yorum