Örgüt Suçlarında Etkin Pişmanlık

Örgüt Suçlarında Etkin Pişmanlık

Yazımıza ilk olarak suç örgütlerinin ne olduğu hususuna ilişkin birtakım açıklamalarda bulunmamız gerekiyor. Suç örgütleri, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla (amaç suçlar) kurulan topluluklardır. Tarih boyunca bu örgütler belli başlı suçları daha kolay yollarla işlemek maksadını gütmüştür. Bu maksattır ki örgüt suçlarının ceza kanunlarında düzenlenmesi ihtiyacını doğurmuştur. Örgüt kelimesi TDK’de ‘’ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik; teşekkül, teşkilat’’ olarak tanımlanmıştır1.Örgüt suçları düzenlenmesinin koruduğu hukuki değer kamu barışı ve kişi güvenliğidir. Çünkü suç örgütleri kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla faaliyetlerini gerçekleştirdiğinden kamu barışı ve kişi güvenliği olgularına en büyük tehditlerden birini oluşturmaktadır.

Örgüt içinde bir araya gelen kişiler dayanışma içinde olduklarından işlenmesi amaçlanan suçları daha kolaylıkla, tereddütsüz şekilde işleyebilmektedirler. Örgüt, soyut bir birleşme olmayıp bünyesinde hiyerarşik bir yapının, ast-üst ilişkisinin, emir-komuta zincirinin hakim olduğu yapılanmayı ifade eder. Böylece örgüt, mensupları üzerinde hakimiyet tesis eden bir güç kaynağı mahiyetini kazanmaktadır2. Örgüt suçları 5237 sayılı TCK’nin 220. Maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu hükümde ‘’(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.

(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.

(5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.

(6) (Değişik:2/3/2024-7499/10 md.) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.

(7) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.

(8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.’’ denmiştir. Hükümde anılan hareketlerin tek bir suçun seçimlik hareketleri mi yoksa her birinin ayrı bir suç tipi mi olduğu hususu doktrinde tartışmalıdır3. Konumuzu oluşturmadığından dolayı her bir hareket (veya suç tipi) ayrı ayrı ele alınmayacak, yalnızca söylemekle yetinilecektir.

Etkin pişmanlık nedir?

Etkin pişmanlık, kanundaki etkin pişmanlık düzenlenmesinin bulunduğu suç tiplerinden birini işleyen failin kanunda öngörülen aktif davranışı iradi olarak sergileyerek tamamladığı eylemin sonuçlarının ortaya çıkışını kendi isteğiyle engellemesidir. Fail suçu icra etmiştir, tamamlamıştır ancak tamamladıktan sonra kanunda öngörülen birtakım eylemleri gerçekleştirerek pişmanlığını aktif olarak ifade ederse hukuk düzeni kendisine verilecek cezayı ya indirerek uygular ya da kaldırır.

Etkin pişmanlık düzenlemeleriyle ulaşılmak istenen asıl netice suça bulaştıktan sonra gerçekten etkin bir pişmanlık duyan failin bu pişmanlığını ödüllendirerek onu gayrıhukuki bir konumdan kurtarmak ve onu sosyal hayattan koparacak cezai müeyyideyi hafifleterek uygulamak veya hiç uygulamamaktır.

Yazımızın konusunu oluşturan TCK 221 bahsine gelecek olursak;

(1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.

(5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir.

(6) (Ek: 6/12/2006 – 5560/8 md.) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz.

1)TCK 221/1’in kapsamı:

(1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.

Fıkranın sonundaki ‘’cezaya hükmolunmaz’’ ibaresinden bu fıkradaki etkin pişmanlığın bir şahsi cezasızlık sebebi olarak öngörüldüğünü söyleyebiliriz. Yani bu fıkra kapsamına giren etkin bir pişmanlık söz konusuysa hukuk düzeni bu pişmanlığı hiç ceza vermeyerek mükafatlandırmaktadır. Tabi diğer etkin pişmanlık türlerinde olduğu gibi bu fıkra kapsamındaki bir davranışın da etkin pişmanlık sayılabilmesi için bu davranışın aktif bir pişmanlık içeren iradi bir davranış olması gerekir. Daha önce bahsettiğim için etkin pişmanlığın olmazsa olmaz hususiyetleri konusuna dair burada açıklamada bulunmayacağım.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurulması, işlenmesi amaçlanan suçlar açısından bir hazırlık hareketi niteliğindedir. Fıkradaki ‘’örgütün amaçları doğrultusunda suç işlenmeden önce’’ ibaresi aslında hazırlık harekeleri esnasında gösterilen pişmanlık olarak yorumlanabilir.

Bu fıkra kapsamına giren etkin pişmanlık düzenlemesi hakkında söylenmesi gereken en önemli şey; bu fıkra kapsamındaki etkin pişmanlık düzenlemesinden yararlanacak kişiler yalnızca örgütün kurucu ve yöneticileridir. Örgütün üyeleri bu fıkra kapsamında değerlendirilemeyecektir. Burada örgüt yöneticiliği, kuruculuğu, üyeliği ayrımına kısaca değinmek gerekir.

a) Örgüt yöneticiliği:

Hiyerarşik yapılanmada üst pozisyonda yer alıp örgütsel faaliyetin tamamının veya bir kısmının koordine edilmesi veya yönetilmesidir4.

b) Örgüt kuruculuğu:

TCK 220/1’in 2. cümlesinde ‘’Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.’’ denmiştir. O zaman örgüt kurucusu dendiğinde örgütün varlığını oluşturan en az üç kişinin her birini anlamamız gerekir.

c) Örgüt üyeliği:

Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir5.

2)TCK 221/2’in kapsamı:

(2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

Bu fıkra hükmünün uygulanabilmesi için gerçekleşmesi gereken birtakım şartlar vardır. Bunun için fail örgütün üyesi olmalı, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş olmalı, örgütten ayrılmalı ve örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmelidir.

Örgüt üyeliği meselesi yukarıda açıklandığından burada daha fazla izahata girmeyeceğim.

Fıkrada, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş olma şartını da görmekteyiz. Buna göre fail örgütün faaliyeti çerçevesinde, örgütün işlenmesini amaçladığı amaç suçların işlenişine iştirak ederse bu düzenlemeden yararlanamayacaktır. Peki failin örgüt üyesiyken örgüt faaliyetleri çerçevesinde bir suçun işlenişine iştirak etmediği ancak örgütün faaliyeti çerçevesinde olmayan bir suçu, örneğin hakaret suçu veya örgüt faaliyeti çerçevesinde olmayan bir kasten öldürme suçunu, işlediği ihtimalini nasıl değerlendirmeliyiz? Burada örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmemiş bir suçu hangi suç olursa olsun TCK 221/2’nin kapsamına sokamayız çünkü madde metninde açıkça ‘’örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suça iştirak etmeme’’ şartı aranmıştır. Dolayısıyla böyle bir kişi TCK 221/2 düzenlemesindeki etkin pişmanlık halinden pek tabii ki yararlanabilir.

Örgütten ayrılma şartını failin örgütle olan fiili, kader bağını tamamen kesmesi gerektiği olarak yorumlayabiliriz.

Örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirme şartını da savcılıklar, kaymakamlıklar, polis, jandarma vs. olarak anlayabiliriz.

3)TCK 221/3’ün kapsamı:

(3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

Bu fıkra hükmünün uygulanabilmesi için fail örgüt üyesi olmalı, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş olmalı, yakalanmış olmalı ve pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermelidir. Bu şartlar olayda bir arada mevcutsa bu fıkra hükmüne dayanarak etkin pişmanlığa ilişkin hüküm tesis edilebilir.

KAYNAKÇA

  1. https://sozluk.gov.tr/
  2. Özgenç, İzzet, Suç Örgütleri, 11. Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara 2018, s.15
  3. Sümer, Arif Emre, Yargı Kararları Çerçevesinde Örgüt Suçlarında Etkin Pişmanlık, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2021, s.62)
  4. https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/suc-orgutu-kurma-orgut-yoneticiligi-orgut-uyeligi-sucu-cezasi-tck.html
  5. Yargıtay 16. CD E.2019/2397, K.2021/1977, T.08.03.2021

 

Yorum gönder