Amerika-Meksika Savaşı ve Propaganda Etkisi
AMERİKA-MEKSİKA SAVAŞI VE PROPAGANDA ETKİSİ
1846-48 senesinde ortaya çıkan Amerika-Meksika Savaşı her iki toplum için de birer dönüm noktası olmuştur çünkü bu savaşla beraber ortaya bir propaganda gücü çıktı. Her iki toplumda, özellikle Amerika, bu etkiyi çok iyi kullanmayı başardı ve bundan sonraki her süreçte bu etkiyi kullanarak kendi toplumuna olayları çok iyi anlatma ve etkileme biçimi ortaya çıkarmıştır. Aynı şekilde Meksika toplumu için de bu durum aynı olmuş olsa da Amerika gibi propagandayı tam ilerletemediği için Amerika’nın düzeyine gelememiştir. Bu sebepten dolayı Amerikan toplumu bu savaşla beraber cazibesini arttırmış oldu, ancak, Meksika bu savaşı kaybettiği için itibarı daha da kötülendi ve sadece kendini avutacak kahramanlık hikâyeleri yazarak kendi içindeki toplumunu etkilemeyi başarabilmiştir.
Bu makalede ele alınacak konu ise bu savaşla beraber ortaya çıkan propaganda etkisinin ele alınmasıdır. Çünkü propaganda ilk olarak bu savaşta ortaya çıkmıştır ve daha önceleri resmi olarak kendini göstermese de savaşın seyrine göre resmilik kazanmış ve böylece hem toplumu hem savaşan askerleri hem de yönetici sınıfını da etkileyerek Amerika’yı daha cazibe eder hale getirmiştir. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki bu savaş hakkında yazılan ilk makale Türkiye’de şu anlık budur. Bu makale dışında ülkemizdeki hiç kimse bu savaşı çalışmamış veya anlatmamıştır. Yani bu savaş hakkında ülkemizde yazılan ilk makale ilk olarak burada yayınlanmaktadır.
Amerika kıtası için Birleşik Devletlerin gücünü göstermesine de vesile olmuştur denilebilir. Amerika’nın tersine Meksika’nın imajı ise zedelenmiş ve toplum ise burada yönetici sınıfının başarısızlığı üzerine kafa yormuş ve bu başarısızlıklardan dolayı Meksika savaşı kaybetmiştir. Ancak kendine bu savaşla beraber yukarıda dediğim gibi sadece kahramanlık öyküleri ortaya çıkarmış ve bunun dışında hiçbir olumlu bir şey olmamıştır. Üstüne üstlük Meksika kendi topraklarını bile kaybetmiş ve halkını etkileyeceği bir durum bile olmamıştır. Propaganda sadece savaşla bağlı kalmamış, toplumunda içine girerek edebiyat alanında, din alanında, mecliste ve halkın içinde bile kendini göstererek halkın fikirlerinin de etkilenmesine yol açarak bu savaşta neredeyse çoğunluğun aynı fikirde olmasını sağlamıştır.
Savaşa giden süreç
Bu savaş olmadan ilk olarak ortada Meksika ve Teksas halkı arasında bir sorun vardı ve bu sorun Meksika ve Teksas halkı arasında meydana gelen bir savaş sonucu çözülmüş ve “Teksas Devrimi” adı verilen bir süreç ile Teksas bağımsızlığını kazanarak bir ülke haline gelmiştir. Teksas’ın ülke olmasıyla beraber Meksika bunu kabullenememiş ve Teksas’ı tekrar ilhak etmek için elinden geleni yapmıştır. Ancak, hiçbir şekilde başarılı olamamıştır. Bununla beraber Amerika ise Teksas’a aileler göndererek oranın Amerikalılaştırılması için elinden geleni yapmış ve orayı Birleşik Devletler toprağı yapmak için uygun fırsatı aramıştır. Bu fırsat eline geçtiği vakit ise 1845 senesinde Teksas’ı Birleşik Devletlere dâhil ederek orası da artık bir Amerikan toprağı haline gelmiştir. Bu olaydan sonra Meksika, yine bu olayı da kabullenememiş ve Teksas’ın birliğe dâhil edilmesini bile tanımamıştır. Ayrıca Teksas civarında yaşayan kabileler ile anlaşarak onlarla beraber Amerikan askerlerine tacizlerde bulunmuş ve askerleri rahatsız ederek savaşa giden sürece zemin hazırlamışlar. Bu tacizler daha da artarak 1846 senesinin Nisan ayında artık bu olaya daha fazla tahammül gösterilmeksizin başkan Polk’un Kongre’den geçirmesi ile savaş resmi olarak başlamıştır.
Propaganda etkisinin başlaması
Propaganda etkisinin ilk ortaya çıkış noktası Teksas’ın birliğe dâhil olmasından sonra ve savaşın başlamasından önce olmuştur. Ama bu durum resmi olarak değildi, gayri resmi olarak ortaya çıkmıştır. Başkan Polk, Meksika’nın Amerikan askerlerine yapmış olduğu tacizler esnasında Kongre’de konuşmalar yapmış ve yapmış olduğu bu konuşmalarla beraber orada savaşın gerekliliğini ve toprakların savunulması gerektiğini olabildiğince anlatmaya çalışmıştır. Bu konuşmalar akabinde Demokratlar bu olayı kıyasıya destekleyip hatta konuşmaların etkisiyle beraber aşırı fikirler ileri sürmelerine rağmen Whig Parti vekilleri bu olayı o dönem için desteklememişler ve konuşmaları şiddetle reddetmişlerdir. Bu konuşmaların etkisiyle savaş tasarısı Kongre’de kabul edilmiş ve Demokratlar bu savaşı sonuna kadar desteklemişlerdir. İlk olarak savaşın başlamasıyla beraber Kongre’de Başkan Polk ve Demokratlar olabildiğince etkili konuşmalar yapmaya çalışmış ve Whig Partisi’nin muhalefetine rağmen bunu sürdürmüştür. Bu konuşmaların Kongre’de yetmeyeceği öngörülerek gazetelere de etkileyici demeçleri aktarılmaya çalışılmış ve halkın da moralinin yüksek tutulması sağlatılmıştır. Halk, bu savaş esnasında ilk başlarda tarafsız bir durum takınmış ve Demokratlar halkın tepkisini yanlarına çekmeye çalışmışlardır. Dahası, Kongre’de “Manifest Destiny” adını verdikleri bir manifesto ile Başkan Polk’un fikirlerinin aşırı hali ortaya çıkmıştır. Bu fikir ile birlikte Meksika’nın tamamının alınması gerektiği ve Meksikalıların ise Amerikan vatandaşı olması gerektiği fikri ileri sürülmüştür. Bu fikirlerin destekleyicisi az olmasına rağmen yine de etkisini göstermiştir diyebiliriz. Ama bu fikir kabul edilmemiş ve bunun yerine belli başlı topraklar alınarak Meksika’nın tamamına gerek görülmemiştir ve oradaki halkın da Amerikan vatandaşı olmaması gerektiği görüşü ileri sürülerek bu fikir kabul edilmiştir.
Amerika’nın aksine Meksika ise o dönemlerde pek bir propaganda yapmamış olmasına rağmen dini propaganda aracı olarak kullanarak hem halkın hem de askerlerin savaşa olan inancını diri tutmaya çalışmıştır. Meksika’nın yapmış olduğu bu hareket ise savaşı bir din savaşı haline getirmeyi amaçladığını göstererek aslında Meksika’nın eski geleneksel inançlarından vazgeçmediğini göstermiş ve halkın dini duygularını da çok iyi bildiğinden dolayı bunu kullanmayı seçmiştir. Amerika ise Meksika’nın dini propaganda aracı yaptığını gördükten sonra ise kendisi de Protestanlığı kullanmış ve gerek köylerde gerekse şehirlerde rahipleri kullanarak dini bir amaç etkisi ortaya çıkarmıştır. Bunu daha da ileri götürerek askerlerin de savaşta dini ilahiler söylenmesi başlanmış ve askerlerin gittiği yerlere din için gittikleri onlara komutanları tarafından aktarılmaya başlanmıştır. Bunun daha da fazlası olarak bu savaş hakkında kitaplar yazılmaya başlanmıştır. Amerikalı yazarlar tarafından bu savaşın edebiyat alanına sokulmaya çalışılmış olması sadece köylü veya şehirli olup okuma-yazma bilmeyen insanlar dışında okuryazar bir kesimi de etki altına alınmaya çalışıldığı görülmüştür.
Savaş Sürecinde Din Propagandası
Bu durum o kadar bir hâl almıştı ki artık Kongre’de Katolikliğin lanetlenmesi gerektiği ve Katolikliğin gelişmeye engel olduğu, Protestanlığın ise her zaman gelişmeye açık olduğu ve Protestanlık olduğu müddetçe gelişmelerin olacağı gibi şeyler kongrede konuşulup tartışılıyordu. Bu savaş artık bir din savaşı haline gelmişti diyebiliriz. Hem Kongre’de olsun hem toplum da olsun hem de edebiyat alanında olsun bütün konular savaşın dini boyutuna değinmişti ve bütün söylev ve demeçlerde artık din propagandası haline dönüşmüştü. Savaşın ilerleyen yıllarında propaganda artık resmilik kazandı denilebilir. Böylelikle resmi olarak propaganda bu savaşla beraber ortaya çıktı ve artık basın-yayın ve kitle iletişim araçlarıyla beraber bütün bir toplumu etkisi altına almıştı denilebilir. Hatta Kongre’deki muhalif olan bazı Whig Partili vekiller bile bu savaşı destekleyecek duruma gelmişlerdi denilebilir (onların desteklememesinin asıl sebebi kolonicilik alanlarının artması ve bu artıştan dolayı kendi ellerindeki yerleri kaybetme korkusuydu). Toplumda bu konuda tarafsız kalan kişiler ise bu propaganda etkisiyle beraber tarafsız olan fikirleri değişmeye başlamakta ve artık bu kişiler savaşı desteklemeye başladılar.
Propaganda etkisi gitgide etkisin gösteriyordu. Meksika tarafında ise ordunun gidişatı kötüye giderken sürgünde bulunan, onlara göre karizmatik lider, Santa Anna Havana’dan sürgünden geldi ve ordu yönetimini devraldı. Askerin moral ve motivasyonunu olabildiğince yükseltmeye çalıştı. Meksika savaşları kaybetmesine rağmen bile Santa Anna’nın geri dönüşüyle beraber tekrar bir toparlanma sürecine girdi ve kendi ordusunda tekrar propaganda etkisi yükselerek Meksika da Amerika’nın yaptığı gibi kendi halkına ve Amerika’da bulunan Katolik inancına sahip bireylere çağrıda bulunarak onlarında Meksika’ya destek çıkmasını ve düşmanlarına destek vermemesi talebinde bulunmuştur.
Bu çağrıya Katolikler elinden geldiğince cevap vermeye çalıştı. Özellikle Amerikan birliklerinde yer alan Alman ve İrlandalı Katolik taburları buna dâhildi. Ancak, ordudaki komutanlar ise bunların uydurma olabileceğini ve bu taburdaki askerlerin böyle provoke edici haberlere inanmaması gerektiğini söylemiştir. O zaman diliminde ise askerler bu dediklere inanmışlardır. Hatta ordudaki komutanlar bunlara inandırmak için bile girdikleri yerlerdeki kiliselere dokunmamışlar ve onları öylece bırakmışlardır. Ama bu her yerde geçerli değildi. Çoğu yerde, istila edildiği zaman Amerikan askerleri hep kiliseleri yağmalıyorlar ve onları harap hale getiriyorlardı. Dahası, bununla da kalmayıp şehri bile dümdüz edecek duruma sokuyorlardı, yani Meksika halkını kendilerine göre cezalandırıyordu. Santa Anna ise bu olan bitenleri öğrendiği vakit bunun propagandasını yapmaya devam etti ve bu konuda başarılı olup Katolik askerleri ve Katolik Amerikan insanlarını kendi safına çekip onlara ödül, rütbe ve görev vermiştir. Bu olayların meydana gelmesinde iki tarafında birbirine rekabet içine girmesi ve bu rekabette kazanan tarafın belli olmasıydı. Resmi olarak savaş bitmemiş olsa da Amerika girmiş olduğu her muharebeyi kazanmış ve hiçbir şeyden kaçınmamıştır. Meksika ise bunun tam tersine neredeyse muharebeleri kaybetmiş ama başlarında bulunan Santa Anna’nın olması askere hem güç hem enerji hem de cesaret veriyordu. Amerikan birliklerinde ise bunlar yok gibiydi çünkü yukarıda bahsetmiş olduğum Katolik taburlar ve düzensiz veya eğitimsiz askerler de vardı ve bunlar ordu içinde diğer düzenli birliklerin dikkatini ve düzenlerini bozabiliyordu. Meksika’nın yapmış olduğu çağrılar neticesinde askerlerin kaçma durumu da meydana geldi ve ordunun dikkatinin dağılması neticesinde görevde bulunan komutanlar, özellikle Robert Lee ve Winfield Scoot, çok katı tedbirler almak durumunda kalmıştır. Komutanlar, burada savaştan kaçan askerleri, yani Katolik taburlarındaki askerler, yakalanma neticesinde kurşuna dizmek veya darağacında idam etmişlerdir. Böylelikle askerlerin bir daha kaçmaması ve kaçanların başına ne geleceğini birliklere göstermiştir. Bu olaylar neticesinde bu haberler Kongre’de veya toplum içinde de duyulmuş ve bunlarında çok güzel propagandası yapılarak hem Kongre’deki vekillerin hem de halkın düşüncesi daha da savaş lehine dönmeye başlayarak çok güzel bir etki bırakmıştır. Meksika tarafında ise bu olayların duyulması onları derinden üzmesine rağmen hiçbir zaman yılmamışlardır ve onlara karşı intikam ateşlerini beslemeye devam etmişlerdir.

Mexico City’nin Düşüşü
Savaşın ilerleyen süreçlerinde belki en hızlı ve en derin olayların yaşandığı Mexico City Muharebesi denilebilir. Bu muharebeyle hem savaşın seyri büyük ölçüde etkilendi hem de her iki taraf için ellerine çok güzel propaganda malzemesi geçti diyebiliriz. Amerikan ordusunun hızla ilerlemesi ve Meksika’nın olağan gücüyle direnmesi ve mücadele azmini kesmemesine rağmen yenilgileri Amerikan birliklerinin Mexico City’nin içlerine kadar girmesine neden olmuştu. Burada çok çetin bir mücadele geçmiş ve her iki tarafta olabildiğince karşılık vermiştir birbirine. Hatta her iki ordunun askere alımlarını arttırması ve genç bireyleri askere alım propagandaları ve afişleri bastırması genç nesillerinde düşüncesini değiştirmeye vesile olmuş ve onlarında orduya katılmasını sağlayan adımlardan biridir. Muharebe, burada hızlı bir şekilde ilerlemekte ve Meksika ordusunun kararlı bir direncinden sonra Amerikan birlikleri Chapultepec Kalesi’nin önlerine kadar gelmişti. Meksika ordusu ise kalenin içine kadar gerilemiş ve neredeyse bütün alanı Amerikan askerlerine vermişti. Bu savaşta meydana gelen işte asıl büyük kahramanlık etkisi burada görülmektedir. Chapultepec Muharebesi’nde Amerikan ve Meksika birlikleri arasında büyük bir mücadele geçmiş ve bu mücadelede neredeyse Meksika askerlerinin çoğu ölmüş bir durumdaydı. Sadece kalede 6 tane askerli lise öğrencisi kalmıştı. Bunlar ise tek başlarına kaleyi teslim etmemek adı altında güçlü bir direniş sergilemişlerdir. Son mermilerine kadar kaleyi savunmuşlar ve artık kaleyi savunacak hiçbir şeyleri kalmadığı zaman ise bu 6 öğrenci kendilerini Meksika bayrağına sararak kale burcundan kendilerini aşağıya atarak Amerikan birliklerine teslim olmamıştır. Bu vesile ile Meksika tarihinde bir kahramanlık hikâyesi ortaya çıkmış ve bu olay bütün Meksika toplumu için kendilerinde büyük bir etki uyandıracak durum haline gelmiştir. Ne yazık ki, bu kahramanlık göstergesi olmasına rağmen Amerikan birlikleri Chapultepec Kalesi’ni ele geçirmiş ve Mexico City’ye bir adım daha yaklaşmıştır. Bu olay karşısında Santa Anna ise orduyu bırakıp gitmişti. Halk ve askerler geri çekilmesine rağmen umutlarını hiçbir şekilde kaybetmemiş ve direnişlerine devam ederek Amerikan birliklerine karşılık vermiştir. Aslında, Santa Anna olsun veya olmasın halk daha savaşın ilk başlarından itibaren hiçbir şekilde inancını ve direncini kaybetmeyerek mücadeleye çok sıkı bir şekilde sarılmış ve olanca gücüyle kendi düşmanlarına saldırıda bulunuyorlardı. Ama yapacak bir şey kalmadığından ve ordunun başsız olmasından dolayı Mexico City düşmüştür. Burada Meksika birlikleri elinden geleni yapmasına rağmen propagandayı sadece din etkisiyle sınırlandırması, ayrıca ordunun ihtiyacı olan mühimmatları sağlayamaması ve en son olarak ordu komutanının savaştan çıkması da aslında Meksika’nın yenilgisine zemin hazırlayan etmenlerdendir. Ama bütün bu etmenlerin olmasına rağmen hiçbir şekilde inancını ve gücünü kaybetmeyerek son ana kadar Amerika’ya karşı bir mücadele içinde oldu. Amerika ise bu zaferle beraber tekrar cazibesini arttırmış ve “Manifest Destiny” adını verdikleri bildiri tekrar gündeme gelmiştir, ancak, yine yukarıda bahsedildiği şekilde kabul edilmemiştir. Artı olarak Kongre’de bunların dışında Whig Partili vekiller ilk başlarda bu savaşa karşı olmasına rağmen propagandanın etkisinin yayılmasıyla beraber artık savaşı destekleyecek duruma gelmişlerdir. Buna istinaden, halkın büyük bir çoğunluğu da gazeteler ve kitle iletişim araçlarının etkisiyle savaşı destekler nitelikte olmuştur ve tarafsız olan insanların fikri artık Meksika’ya karşı olmaya başlamıştır.
Savaşın Sonlarına Doğru ve Bitiş
Savaşın neredeyse bitmesine az kalmıştı denilebilir. Mexico City kaybedilmişti ve artık Amerikan askerlerinin ayakları altındaydı. Bu olaylar Meksika’nın da propaganda gücünü kırmıştı denilebilir. Artık ellerinde propaganda yapacak bir güç veya dini bir söylev kalmamıştı. Çoğu askerin savaştan firar etmesi de aslında Meksikalı komutanların artık etkili bir konuşma yapamadığı veya sözlerinin geçmediğinin göstergesi haline gelmişti. Amerikan birlikleri ise girdikleri yerde ise yağmalama faaliyetlerine devam etmişlerdir. Kongre’de ise Demokrat vekiller Meksikalıların çok aşağı bir ırk olduğunu ve onların asla haklarının olamayacağını, eğer Amerikan toprağına gelmiş olan Meksikalılar varsa onlarında kolay bir şekilde vatandaşlık alamayacakları ve gerekirse Katolik mezhebini bırakıp Protestan olmaları dâhilinde onların da Amerikan vatandaşları gibi aynı haklardan yararlanabilecekleri belirtilmiştir. Bunlar sadece Kongre’de konuşulmuyordu, gazetelerin yapmış olduğu etkili propagandalarla beraber Amerikan halkının da kafasının içine yerleşmiş ve çoğu insan bu düşüncelerle birlikte artık toplum içinde bulunuyordu. Bu etki o kadar güçlü bir hal aldı ki yukarıda bahsetmiş olduğum şekilde edebiyatta daha güçlü bir hal aldı ve kitaplarla insanları daha fazla etkilemeye çalıştılar. Bu konuda çok başarılı oldular ve Amerika etkisini hem savaşta olsun hem politikada olsun hem de halkına karşı olsun çok iyi bir derecede etkilemeyi başardı.
1848 Şubat ayında ise Amerika ve Meksika arasında Guadalupe Hidalgo antlaşması imzalandı ve savaş resmi olarak her iki devlet için de bitmiş oldu. Bu savaş ile birlikte ortaya çıkan propaganda, bize gücünü göstererek aslında ne kadar etkili ve kullanışlı bir kitle iletişim ve etkileşim aracı olduğunu göstermiş oldu. Bu durum savaşın amacını değiştirmiş oldu (bu savaş iki taraf arasında bir toprak kazanma savaşı iken bir anda din savaşına dönüştü). Hem her iki tarafa kahramanlık ve kendilerini yüceltecek hikâyeler ve olaylar bırakmış oldu, hem de güçlü ve etkili söylev, demeç ve gazete haberleriyle insanların fikirlerini nasıl değiştirebileceğini ve bu değişimlerle beraber ordudaki askerlerin de komutanları aracılığı ile moral ve motivasyonunun yüksek tutulmasını sağlamıştır. Ama bu moral ve motivasyonlar da belli bir süre iki ordu için yeterli gelmiştir. Savaşın ilerleyen süreçlerinde galibiyet propagandaları da dâhil olmak üzere hem ordunun hem toplumun düşüncesini de etkilemiş ve onların üzerinde mutlak bir hâkimiyet kurarak mücadeleye olan inançlarını diri tutmalarını sağlamıştır.
Ek olarak, savaşın sonunda barış antlaşması imzalanmış ve bu antlaşma Amerika için büyük bir öneme sahip olmuştur. Bunu hem kendi başarı ve cazibesi için hem de toplumun o zaman için meydana gelen halkın içindeki savaşma azmi ve cesareti ile beraber bu antlaşma da onların mutlu olmasına yaramıştır. Meksika ise bu antlaşma ile beraber toprak kayıplarını tescillemiş oldu ve topraklarını istemese de Amerika’ya vermiş oldu. Meksika böylece kendi içindeki cazibesini de kaybetmiş oldu ve Amerika’nın cazibesi hem toplumda olsun hem de Amerika dışında olsun etkili bir şekilde gittikçe artarak kendisini öne çıkarmayı başarmıştır. Bu vesile ile Amerika bu olay üstüne propagandasını hem Kongre’de olsun hem de basın-yayın yoluyla kendi halkına da etkileyici bir şekilde aktarmış ve halkın bu antlaşmayla beraber kutlamalar yapmasına ve sokaklarda sevinçlerini paylaşmalarına olanak tanımıştır.
Sonuç
1845 yılı ile birlikte başlayan ve 1848 senesinde son bulan bu savaşla beraber propaganda ortaya çıkmış ve her iki ülke için de bu büyük bir keşif olarak nitelendirilebilir. İlk olarak Amerikan Kongresi’nde Başkan Polk’un vekillere hitap etmesiyle ortaya çıkmış ve daha sonraları geliştirilerek hem konuşmalarda, hem de kitle iletişim araçları ve basın-yayın yoluyla halkada ulaşarak etkisini göstermiştir. Aynı şekilde yazarlar aracılığıyla edebiyat alanına da girerek okuryazar bir kısmı etkilemeyi amaçlamışlar ve o dönem için savaşa karşı tarafsız fikirleri olan insanları da propaganda etkisi altına alarak fikirlerini değiştirip onları kendilerine göre bilgilendirmiştir. Amerika Meksika’ya göre bunu çok iyi kullanmayı bilmiştir çünkü Meksika sadece bu propagandayı din amaçlı ve askerin moral ve motivasyonunu bu amaçla ayakta tutmayı hedeflemiş iken Amerika ise bunu her yönüyle kullanmıştır. Sadece din etkisiyle değil propagandanın çok çeşitli bir yönü olduğunu göstererek aslında her alana yaymaya çalışmıştır. Bunun için yukarıda dediğim şekilde bir sürü alanı kullanarak kendine bir hedef seçmiş ve bu amaç doğrultusunda farklı araçları kullanarak ve farklı inandırma biçimlerini de bu araçlara ekleyerek insanlar çok çabuk manipüle edilmiştir. Örneğin, Başkan Polk ve diğer Demokrat vekiller ilk başlarda savaşa karşı olan Whig Partili vekilleri zamana göre konuşmalarının etkisiyle birlikte onları da kendi saflarına çekmeyi başarmışlar ve fikirlerini de değiştirmişlerdir. Ayrıca, yukarıda bahsetmiş olduğum din etkisi sadece Meksika’da değil, Amerikalılar da Meksika’dan bunu gördüğü gibi hemen din etkili bir propaganda ortaya çıkararak Meksika’nın yapmış olduğundan çok daha ileri gitmiş ve savaşı Katolik-Protestan savaşı haline dönüştürmüşlerdir. Bu vesile ile birlikte Amerikalılar, dini bir propaganda kullanarak Protestanlığı o tarafta yaymaya çalışmış ve Katolik mezhebinde olanları ise kendilerince düşman görmüşler ve onları aşağılamışlardır. Böylelikle, propaganda bu savaş ile ortaya çıkmış ve resmiyetini bu savaşla birlikte kazanmıştır. Dahası savaşın bitiminden sonra da etkisini hiçbir şekilde yitirmemiş ve bu etkiyle beraber sürekli olarak kendini yenilemiş ve bu yenileme sonucunda ise Amerikalılar bunu çok iyi kullanmayı başarmış ve o savaştan itibaren başlayarak günümüze kadar da çok iyi öğrenmiş ve etkili kullanmaya devam etmiştir.
YAZAR
Fatih Kizir
KAYNAKÇALAR
Calore, Paul (2014), The Texas Revolution and the U.S.-Mexican War: A Concise History, Jefferson, North Carolina: McFarland & Company.
DeLay, Brian (2008), War of A Thousand Deserts Indian Raids and the U.S.-Mexican War, New Haven: Yale University Press.
Eisenhower, John S. D. (1989), So Far from God: The U.S. War With Mexico 1846-1848, New York: Random House.
Foos, Paul (2002), A Short, Offhand, Killing Affair: Soldiers and Social Conflict during the Mexican-American War, Chapel Hill: The University of North Carolina Press.
Fowler, Will (2007), Santa Anna of Mexico, Lincoln and London, Nebraska: University of Nebraska Press.
Greenberg, Amy S. (2012), A Wicked War: Polk, Clay, Lincoln and the 1846 U.S. Invasion of Mexico, New York: Vintage Books.
Guardino, Peter (2017), The Dead March: A History of the Mexican-American War, Cambridge, London: Harvard University Press.
Guardino, Peter. (October, 2014), “In the Name of Civilization and with a Bible in Their Hands:” Religion and the 1846–48 Mexican-American War, Mexican Studies/Estudios Mexicanos, 30 (2), 342-365.
Heidler, David Stephen & Heidler, Jeanne T. (2006), The Mexican War, London: Greenwood Publishing Group.
Henderson, Timothy J. (2007), A Glorious Defeat: Mexico and Its War With the United States, New York: Hill and Wang Publishing Co.
Huffines, Alan C. (2005), The Texas War of Independence 1835-1836, Oxford: Osprey Publishing.
Levinson, Irving W. (2005), Wars within War: Mexican Guerrillas, Domestic Elites, and the United States of America, Fort Worth, Texas: TCU Press.
Meed, Douglas V. (2002), The Mexican War 1846-1848, Oxford: Osprey Publishing.
Pinheiro, John C. (2007), Manifest Ambition: James K. Polk and Civil-Military Relations during the Mexican War, Westport, Connecticut: Fraeger Security International (Greenwood Publishing Group).
Pinheiro, John C. (2014), Missionaries of Republicanism: A Religious History of the Mexican-American War, NY: Oxford University Press.
Wilcox, Cadmus M. (1892), History of the Mexican War, Washington DC: Church News Publishing Co.

Yorum gönder