Depolitizasyon, Dehümanizasyon mudur?
DEPOLİTİZASYON, DEHÜMANİZASYON MUDUR?
Depolitizasyon, bir toplumda fertlerin siyasal söyleme, eyleme uzak veya mesafeli durmasını temin eden her türlü baskıcı ve aldatmacalı politikalar olarak tanımlanabilir. Halk denilen yığınların dikkatini/enerjisini, demokrasiyle hiç de ilgili olmayan amaçlarla siyasetten uzak tutmaya niyetler. Böylece politikacılar memleket meseleleri üzerinde serbestçe tasarruf edebileceklerdir. Depolitize edilmiş bir toplum giderek hayatın gerçeklerinden uzaklaşmış, milli/manevi değerlerinden yozlaşmış, ahlaki-kültürel olarak çürümeye yüz tutmuş, siyasetçilerin, medya patronlarının kendilerine ne izlemesi, nasıl düşünmesi gerektiğini, hangi olaya nasıl bir tepki vereceğini belirlediği bir toplum haline gelmiştir. Halkın ülke demokrasisine, siyasetine olan enerjisini ve ilgisini spor, sanat, moda, dizi, film vb. şeylere aktarılmasını belirli bir sürece yayarak bunu halka hissettirmeden yaparlar. Örneğin bir politikacı vatandaşlar için yanlış bir ifade/üslup kullandığında veya egemen tarafından toplum için zararlı bir karar alındığında yahut mahkemelerin bağımsızlığını zedeleyici bir olay meydana geldiğinde halk buna tepki göstermek, ses yükseltmek yerine o akşam maçtaki hakemi veya dizideki karakteri konuşmaya başlar.
Depolitizasyon ile apolitiklik birbiriyle karıştırılan iki kavramdır. Depolitizasyon egemen tarafından toplumun politikadan uzak tutulması için uygulanan bir “politika” iken apolitiklik bireyin kendi seçimidir. Acaba egemen kesim depolitizasyonu uygularken günün sonunda kendini aklamak için bireyin apolitik olmasını mı beklemektedir? Toplumu gözleri bağlı şekilde uçurumun kenarına kadar getirip toplum aşağı düşünce de “Ben onu itmedim, kendisi düştü.” demekle egemen kesim hedeflediği masumluğa erişebilir mi? Burada artık toplumu oluşturan bireylerin tabiri caizse gözünü açması, kendisinin seçtiğini ve kendisini temsil ettiğini düşündüğü kişilere bir balans ayarı vermesi gerekmektedir. Çünkü zaman geçtikçe görüyoruz ki herhangi bir X partisine veya kişisine oy veren seçmenlerin büyük bir kısmı aslında oraya oy vermek istemediğini fakat o partiden veya kişiden başka oy vereceği kimsenin olmadığını düşündüğü için oy veriyor. Kaldı ki bu da demokrasinin temel prensibiyle uyuşan bir şey de değildir. Demokratik toplumlarda bireyler fikirlerini yansıttığını düşündüğü için oy vermelidir, oy verecek daha iyi bir seçeneğinin olmadığını düşündüğü için değil.
İşte bir kesim bu düşünce tarzıyla oy vermeye, siyasette/politikada aktif olarak yer alma mücadelesine devam ederken bir kesim de ülke siyaseti ve politikası üzerinde ne olursa olsun bir söz hakkının olmadığını düşünerek ilgisini, bilgisini, enerjisini başka konulara kaydırmaktadır. Bu da bireylerin artık başka konular üzerinde yoğunlaşmasına ve sonuç olarak o konular üzerinde birleşilmesi, ittifaklar kurulması ve hatta düşmanlıklar yaratılmasına olanak sağlamaktadır. Ötekileştirmenin en ilkel şekli olan dehümanizasyon (gayri insanileştirme), sosyalleşme sonucu düşmanı nefret edilecek bir nesneye dönüştüren psikolojik bir mekanizmadır ve bireylerin üzerinde ilgisinin yoğunlaştığı konularda görülmeye başlanması kaçınılmazdır. İnsani özelliklerinden sıyrılan düşman bu süreçte değersizleştirilip, aşağılanarak kendi tarafını yüceltmede ona uygulanan bu baskı ve zorbalamadan faydalanılır. Özellikle savaş dönemlerinde uygulanan bu politika bireylerin kendi fikirlerine olan bağlılığını artırmak ve pekiştirmek için etkili bir silahtır. Örneğin 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nın uyguladığı düşmancıl politika buna iyi bir örnektir. Çünkü o dönemde Almanlar için kendilerinden olmayan her unsur onlar için bir tehdit ve düşmandı. Bunun için Alman milleti bir olup bütün düşmanlarını dize getirecek güçte olmalıydı. Bu düşünce tarzı da Almanların birbirlerine olan bağlılığını artırdığı ölçüde diğer milletlere olan düşmanlığını da artırıyordu. O dönemlerde Almanlar için yalnızca kendi taraflarında olanlar ve düşman tarafta olanlar vardı. Artık bu düşmancıl yaklaşımlar sosyal medyanın da etkisiyle daha fazla alanda görülmeye başlandı. Depolitizasyon faaliyetleri sonucu politikadan, siyasetten uzak durup ilgisini başka meselelere kaydıran kesimler artık bu meseleler üzerinden dostluk-düşmanlık kurmaya başladı. Yazımızın başında da belirttiğimiz üzere spor, sanat, film, dizi vb. alanlar bu dostlukların da düşmanlıkların da başını çekmektedir. Bireyler artık sırf kendi tuttuğu takımı tuttuğu için birini severken rakip takımı tutan birisinden bu nedenle nefret etmeye ona düşman olmaya başlıyor. Hatta bütün bir şehrin bir takımdan ölümüne nefret ettiği durumlarla dahi karşılaşılabiliyor. Sosyal medyada geniş kitlelere hitap eden birtakım hesaplar iki grup arasındaki nefreti sonucunu düşünmeden ateşleyebiliyor ve artık bu gruplar aklı ve mantığı bir kenara bırakarak birbirlerinden sadece nefret eder hale geliyor. Bir yönetmenin filmlerini sevenler diğer yönetmene ve onun seyircilerine artık insan gözüyle bakmıyor, müthiş bir ötekileştirmeye tabi tutuyor. Hatta ne yazık ki bu kavgalarda ölümler meydana gelebiliyor. Peki ne oluyor da bu kesimler birbirlerinden bu denli nefret ediyor? Bu kişilerin başka uğraşları yok mu? Ya da halledilmesi gereken daha önemli sorunları yok mu ki bütün benliklerini, enerjilerini birbirlerine düşmanlığa harcıyorlar? İşte depolitizasyon burada bir kez daha karşımıza çıkıyor. Bireyler geleceğine yönelik olumsuz yönde etki eden bir düzenleme çıktığı zaman buna karşı çıkmak yerine rakip takım taraftarına veya diğer yönetmenin seyircisine hakaret etmeyi tercih ediyor. Depolitizasyon politikası sonucu insanlar içlerinde yatan fikir beyan etme, insanların fikirlerine yön verme içgüdülerini bu konular üzerinde gerçekleştirme olanağı buluyor. Genel olarak toparlarsak insanlar bir parçasını oluşturduğunu düşündükleri toplum üzerinde bir etki yaratmak isterlerken birtakım politikalar nedeniyle bu isteklerinden uzaklaşmakta, bu uzaklaşma ile başka konular üzerine yoğunlaşmakta ve bu konular üzerinde yoğunlaşma ile de temel istekleri olan insanlar üzerinde etki yaratabilme olanağına yeniden sahip olabilmektedirler.
Bu etkinin gücünü artırabilmek için de en etkili yöntemlerden olan; kendini yüceltirken karşındakinin insani özeliklerini hiçe sayan, onu aşağılayan, onun insanlık onurunu yok eden bir yöntem olan dehümanizasyonu kullanmaktadırlar. Yani sonuç olarak depolitizasyonun kaçınılmaz sonucu olarak dehümanizasyon da meydana gelmektedir.
Mehmet Akif Arslanpınar


Yorum gönder