İstanbul’un Nüfus Problemi | Ekonomi Nasıl İstanbul’dan Çıkarılır?

İstanbul’un Nüfus Problemi | Ekonomi Nasıl İstanbul’dan Çıkarılır?

 

dış mekan, gökyüzü, bina, ufuk çizgisi içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Türkiye gibi 485 diri fayın (NTV, 2023) bulunduğu bir coğrafyada, ekonominin belirli bölgelerde toplanması ciddi sorunlar oluşturmakta. Bu sorunlar sadece beklenen İstanbul Depremiyle de sınırlı kalmamakta. İstanbul şehir planlaması üretimde taşınan ağır eşyalar için sorun teşkil ederken dev şehirde 20 milyon insan sıkışık binalara adeta hapsolmuş durumda. Hava kirliliği ise daha çok trafiğe bağlı olarak artış göstermekte olup bazı bölgelerde İBB’ye bağlı anlık hava kirliliği ölçme cihazları insan sağlığına zararlı bir değer kabul edilen, pm10 değerini ölçmekte ( İBB ). Hal böyle olunca akıllara tabii ki de İstanbul’un nüfusunu düşürmek gelmekte. Aslına bakarsanız iş sadece İstanbul’a da kalmıyor. Anadolu’da nüfusu az olan şehirlerde bile nüfus şehir merkezlerine toplanmış durumda. Sorunları görmemek mümkün değil. Modern Araştırmalar ve Stratejik Kalkınma Derneğinin (MASKDER) yapmış olduğu “Yerel Yönetimlerde Beklentiler ve Hizmetler; Yönetici ve Yönetilen Karşılaştırması Araştırması” raporunda da İstanbul’da ikamet eden katılımcılara “En büyük kent sorunu nedir?” sorusu yönelttiğinde %22,6 ile en çok verilen cevap “Deprem ve doğal afet için yetersiz önlemler” oluyor. Herkesin aklına nüfusu dağıtmak geliyor. Peki bunu nasıl yapacağız?

 

metin, el yazısı, kağıt, menü içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Aslına bakarsanız Osmanlı döneminde de benzer sorunlardan muzdarip olunmuş. O dönemlerde bu soruna bir çözüm yolu olarak, Payitahta (İstanbul’a) girişler için bir nevi iç pasaport olan Mürur Tezkeresine bağlanmış. Ne kadar doğru olduğu tartışılır çünkü uygulama doğrudan iç seyahat hakkını ihlal etmekte. 1908 yılında II. Meşrûtiyet’in ilanı ile birlikte özgürlük havasının estiği Osmanlı İmparatorluğunda bu uygulama da nasibini almış ve kaldırılmış. Cumhuriyet Dönemine geldiğimizde ise dönemin tek parti hükümetinin (CHP) nüfus politikası olan köylüyü köyde tutma politikası uygulanıyor (Közleme, 2021) . Akabinde ilerleyen tarihlerde ise İstanbul 1950’ye kadar 1 milyon nüfusa ancak ulaşıyor ( Gökburun, 2017 ) . Köylüyü köyde tutma politikasının doğruluğu tartışılır fakat bu politika sonucu yıllardır göç için bekleyen nüfus köylerde baskı içinde tutuluyor.

metin, poster, insan yüzü, uçucu; el ilanı içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

1950’de kentleşmeye daha önem veren, görece daha liberal; Demokrat Parti’nin 1950 seçimlerini kazanmasıyla bu politikadan çıkılıyor ( Yılmaz, 2022 ) . Köyde iş bulamayan ve göç etmesi gereken bir nüfus bir anda büyükşehirlere akın ediyor. Her ne kadar köylünün kente entegresini iyi planlayan Demokrat Parti maalesef yıllarca totaliter bir şekilde köyde tutulan patlamaya hazır bir nüfusu kontrol edemiyor. Sonraki yıllarda Özal döneminde serbest piyasanın ülke içinde gelişmesiyle yeni fabrikalar açılıyor ve yeni iş imkanları doğuyor. Bu gelişme sonucunda köylerde zor şartlarda düşük ücretlerle çalışan köylüler İstanbul’a akın etmesiyle beraber sonucunda çok ciddi bir nüfus İstanbul’da birikiyor. Hatta bu nüfus İstanbul içinde o kadar güçleniyor ki ülkede ki seçimlerin kaderini etkileyecek düzeye ulaşıyor. İl ve ilçe belediye başkan adayları gecekondulara ruhsat vermeyi vaat ederek oy kazanıyor ve bir yandan gecekondulaşma siyasetten aldığı güçle daha da artıyor, arttıkça siyasette o kadar daha güç kazanıyor. Belki de o gün belediye başkanı seçilen siyasiler bir şehre nasıl kazık atılır bunun en büyük örneğini göstermiş oluyor.

 

metin, el yazısı, küre içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Öncelikle sorunun farklı boyutlarından ziyade olayın ekonomik nedenlerine yoğunlaşacağız. Bir pazarlama stratejisi olan rakiplerin yan yana toplanması, enerji fiyatlarının yüksekliği ile lojistik fiyatlarının üretim maliyetlerini arttırması. Tüm bu sebepler iş imkanlarını tek bir noktaya taşıyarak iç göçle insanların yaşamlarını devam ettirebilmesi için büyükşehirlere ve hatta şehir merkezlerine toplanmaya itiyor. Büyük şirketler zamanla taşra bölgelerine üretimi kaydırsa da üretilen ürünün pazara ulaşımı ikame malın farklı bir noktada oluşu üreticiye bir tür maliyet olarak yansımakta. Aslında bakarsanız şirketlerin taşraya yayılması İstanbul’daki üretimin, nüfus ve çarpık kentleşme sorunlarını bir miktar rahatlatabilir. Bu noktada üretimin taşraya taşınması ise maliyetleri düşürerek mümkün. Bunun için Dünya’da da uygulanan vergisiz alanlar oluşturulabilir. Örnek olarak Tax Foundation’nın yayınladığı raporda Amerika Birleşik Devletleri’nin 7 eyaletinde ( Alaska, Florida, Nevada, Güney Dakota, Tennessee, Teksas, Wyoming ) %0 gelir vergisi uygulanmakta ( Tax Foundation, 2024 ) . Türkiye’de enerji fiyatlarının yüksek olması üretimde yan yana olma ve pazara yakınlık şartını dayatmakta. İstanbul’dan tamamen ekonomiyi çıkarmaktan ziyade belirli sektörleri çıkarmak şehrin tarihsel hafızası açısından da önemli. Şehir Bizans Döneminden Osmanlı’nın son dönemlerine kadar Dünya Finans başkenti olarak gösteriliyordu. Bizans’tan kalan Galata Bankerlerinin mirası ise Şeyhülislam’ın da onayıyla şehirde bankerlik faaliyetlerine devam etmiş ve Avrupa Finansına buradan ciddi bir paydaşı olunmuş. Öte yandan çok eski uygarlıklardan beri Haliç deniz ticaretinde antrepo olarak kullanıldı.

İstanbul’a yeni şirketlerin girmesini engellemek de olmuyor, örnek olarak finans merkezinin İstanbul’a yapılıyor olması ve devamında Merkez Banka’sının da İstanbul Finans Merkezi’ne taşınacak olması akıllara tekrardan İstanbul’un tarihteki dünya finans başkenti olmasını getirdi. İstanbul’un katı şekilde boşaltılmaya veya ekonominin tamamen şehirden atılmaya ihtiyacı yok. Ağır üretimin fabrikaların İstanbul’dan ve çevre illerden taşınmaya ihtiyacı var. Bu bağlamda İstanbul gibi büyükşehirlerde sosyal yardımların kısılması İstanbul’da hayat pahalılığı ile mücadele etmemenin ve diğer şehirlerde; örneğini verdiğim ABD’de uygulanan No Tax Area’ların oluşturulması gerekmekte.

 

Yazan: Ömer Terzi

 

Kaynakça:

(NTV,2023)(https://www.ntv.com.tr/galeri/turkiye/turkiyenin-diri-fay-haritasi-guncellendi-en-riskli-alanlar-hangi-bolgede,luQ_sOLkt0OZW_-t42oAUQ/sOcDPnoEYke86hHdlirc0g)

(İBB)( https://havakalitesi.ibb.gov.tr)

(MASKDER,2024)

(Közleme, 2021)(https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1865169)

(Gökburun, 2017) (http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/57290.pdf)

(Yılmaz, 2022 ) (https://sssjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&makale_id=62814)

(Tax Foundation, 2024 )(https://taxfoundation.org/data/all/state/state-income-tax-rates-2024/)

 

Yorum gönder