Sultan Baybars ve Anadolu Seferi
Sultan Baybars hem Türk tarihinin hem de dünya tarihinin oldukça önemli liderlerinden birisidir. Yaptıklarıyla tüm dünyaya örnek olabilecek bir gelişim göstermiş olup bir köleyken sultanlığa erişti ve halifeliği yeniden diriltti. Baybars’ın dünya tarihine en büyük etkileriyse Ayn Calut’ta Moğolların durdurulması ve haçlılara karşı giriştiği etkili mücadeledir. Ayrıca yine en az bunlar kadar önemli olabilecek bir sefer girişiminde bulunarak Anadolu’ya ve Moğollara bir sefer düzenlemek istedi. Böylelikle tüm Anadolu’yu ve Yakın Doğu’yu Moğollardan temizlemek istedi. Yaptığı işlerle tarihte önemli izler bırakan Baybars ayrıca Memlük Devleti’nin gerçek kurucusu da sayılmaktadır.
Baybars 1222 ila 1228 yıllarından birinde Kırım civarındaki bir Kıpçak köyünde doğmuştur. Ailesi Moğol istilasından kaçarak Bulgaristan’a sığınan bir Türk ailesiydi. Moğolların Kırım’ı da geçerek Bulgaristan’ı işgal etmesi ve büyük bir insan katliamı yapmasıyla hem annesi hem de babası öldürülmüş ve muhtemelen çocuk yaşlarda esir düşerek köle pazarına düşmüştür. Önce Anadolu Selçuklu içinde kölelik yapan Baybars daha sonra günümüz Suriye’sinde Hama şehrinde onun zekasından etkilenen Alaadin Bundukari isimli Mısırlı bir beye satıldı. Ancak bu bey ile Eyyubi Sultanı Sâlih Eyyûb arasında çıkan bir husumetten dolayı Alaaddin’in tüm mallarına el konuldu ve Baybars Sultan Sâlih Eyyûb’ün himayesine girdi. Bu sırada Sultan Sâlih’in dikkatini çeken Baybars onun önemli adamlarından birisi oldu ve askeri eğitim almaya başladı. Sâlih Eyyûb yönetiminde Baybars gibi Türk Memlük beylerini yanında tutarak iktidarını sağlamlaştırmaya çalışmıştır.
Baybars’ın tarih sahnesine çıkışı Sâlih Eyyûb zamanında gerçekleşen Yedinci Haçlı Seferi ile olmuştur. Bu savaşlar sırasında Sultan Sâlih Eyyûb vefat etmiş yerine oğlu Turanşah gelmiştir. Bu sefer sırasında Haçlıların Mansure civarındaki saldırılarında Fahreddin Yusuf ölmüş ve ordunun yönetimi Baybars’a geçmiştir. Mansure kalesinin kapılarını açan Baybars ordusuna saklanma emri vermiştir. Sayıca Eyyübi ordusunun iki katı civarlarında olduklarını bilen Haçlı kuvvetleri şehrin onlara bırakıldığını düşünerek şehre girdiklerinde Baybars’ın tuzağına düşmüş oldular ve çok ağır kayıplar verdiler. Batılı tarihçiler sayıları 15-20.000 civarında olan Haçlı ordusundan geriye birkaç on tane askerin anca kalabildiğini belirtmişlerdir. Bu harekatla yerini iyice sağlamlaştıran Baybars devletteki en önemli isimlerden birisi olmuştur. Bu dönemde Bahri Memlükler denen grup devlet içinde hâkim konumdaydı. Memlük kelimesi kölemen anlamına gelmekte olup Baybars gibi Türkler Sultan Sâlih Eyyûb döneminde Nil nehri üzerinde bulunan El-Rovdah adasında yani Bahr-el-Nil (Nil’in denizcileri, Nil denizinden gelenler) yaşadıkları için Bahri Memlük olarak anılıyorlardı. Sâlih Eyyûb’ün oğluna vasiyetine rağmen Turanşah devletteki Bahri Memlükler’i uzaklaştırmak isteyerek çoğunluğu siyahi Memlükleri üst konuma getirmeye başladı. Baybars ve birkaç arkadaşı Turanşah’ın bir ziyafeti esnasında çadırını basarak ona saldırmışlar ve kaçan Turanşah’ı Baybars bizzat öldürerek Eyyübileri bitirmiştir.
Turanşah’ın ölümünden sonra yerine geçecek kişiyi tayin etmek için toplanan Bahri Memlükler kendisi de Türk kökenli ve Sâlih Eyyûb’ün karısı olan Şecerüddür’ün Sultan olmasına karar verdiler. Bir kadının sultan seçilmesi İslam tarihi için de Türk tarihi için önemli bir noktadır. İslam tarihinde tahta ilk kez bir kadın tahta geçmiş oldu. Şecerüddür başa geldikten sonra iş olarak Haçlılar ile anlaşarak onların saldırısına son vermiştir. Ancak Şecerüddür’ün Mısır’daki sultanlığı dışarıdan kabul görmediği için çok kısa sürmüştür. Ne Suriye’deki emirler ne de Halife Mustasım Billah, Şecerüddür’ün sultanlığını tanımayarak ‘‘Eğer orada başa geçecek erkek bulamıyorsanız Bağdat’tan sizin memlekete erkek yollayalım’’ demiştir. Tüm bunlar üzerine Şecerüddür tahttan feragat etmiş ve yerine evleneceği Aybeg geçmiştir. Aybeg iktidarı iç karışıklıklarla geçmiştir. Hükümdarlığı sırasında sırasında çıkan bir isyanı bastıran Fariseddin Aktay’ın giderek yükselmesi üzerine Bahri Memlüklerin liderliğini yapan Fariseddin Aktay ve Baybars’ın öldürülmesi emrini vermiştir. Fariseddin Aktay Memlük sarayında ölürken Baybars ve diğer Bahri Memlüklerin çoğunluğu Suriye ve çevresine kaçmayı başarmışlardır. Bu dönemden sonra Aybeg’e karşı Suriye’den bazı saldırılar düzenlemiş olsa da Baybars yenilerek hep geri çekilmek zorunda kalmıştır. Aybeg ise 1257’de karısı Şecerüddür tarafından bir hamam eğlencesi sırasında öldürülmüştür ve yerine henüz 15 yaşında Mansur Ali gelmiştir. Bu sırada Şecerüddür öldürülmüş ve Mansur Ali’nin naipliğini babasının da yakın adamı Kutuz yapmıştır. Ancak bu yıllarda Moğol tehlikesi de yavaş yavaş Mısır’a gelmeye başlamıştır. 1258’de Bağdat’ın Moğollar tarafından yakılıp yıkılması ve halifenin öldürülmesi İslam dünyasında bir şok etkisi yaratmıştır. Sıranın Mısır’da olduğunu bilen Memlükler bir toplantı yaparak devletin başındaki Mansur Ali’nin öldürülmesine ve Kutuz’un Moğol saldırıları boyunca başta olmasına Moğol saldırısı sonrasında yeni bir sultan seçilmesine karar verildi. Kutuz ayrıca Baybars ve diğer beylere de Moğol savaşı sonrasında çeşitli beylikler vermeyi vaat etmiştir.
Nihayet 1260 yılına gelindiğinde Moğolların keşif hareketleri Mısır üzerine yoğunlaşmaya başladığında Memlükler hazırlıklarını yaptılar. Bu sırada Altın Orda devletinin de Memlük ordusuna askeri teçhizatlarla yardım gönderdiği bilinmektedir. 1260 yılında Hülagu Han Kutuz’a bir mektup yazarak teslim olmasını istedi ancak Kutuz gelen elçileri öldürterek savaşacağını belirtmiştir. Elçilerin haberi gelmeden sayısı birkaç yüz bini aşan Moğol ordusunun besin ve yem ihtiyacını karşılamakta zorlanan Hülagu Han Çin’e doğru çekilerek Mısır ve Kuzey Afrika’nın fethi için yakın dostu Kitbuka’yı görevlendirmiştir. Kitbuka komutasında ordular Şam’ı ve Halep’i ele geçirip Kahire üzerine harekete geçmişlerdir. Kutuz ile anlaşan Baybars savaşın stratejisini belirleyerek sahte geri çekilmeler ve kıskaç taktikleriyle düşmanı sıkıştırmayı planlamıştır. Nihayet iki ordu Ayn Calut vadisinde buluşmuşlardır. Baybars’ın düşmanı tuzağa düşürmesi ile neredeyse tüm Moğol askerleri öldürülmüş, Kitbuka ise önce esir alınmış sonra askerlerin önünde idam edilmiştir. Yenilgi haberini alan Hülagu Han Halep ve Şam’ın yakılmasını emredip ordu toplayıp geleceğini söylese de Memlükler hızlı bir şekilde Şam ve Halep’i ele geçirmeyi başarmışlardır. Savaştan sonra ise Kutuz sözlerinden caymış ve Baybars ve arkadaşlarına vereceği emirliklerden vazgeçtiğini açıklamıştır. Bunun üzerine Baybars tarafından dönüş yolunda öldürülmüş ve aynı gün Memlük emirleri tarafından Baybars Sultan seçilmiştir.
Baybars sultan olduktan sonra ilk iş olarak yıkılan Abbasi halifeliğini diriltmiş ve Halifelik makamını himayesi altına almıştır. Ayrıca devlete her ne kadar Batı ve Doğu kaynakları Memlük Devleti demişse de Memlükler kendilerine Türk Devleti ya da Türkiye demişlerdir. Baybars bu işlerden sonra Moğol tehlikesinden kökünden kurtulmanın yollarını aramaya başlamıştır. Bu konudaki ilk önemli gelişme 1262 yılında yaşanmıştır. Selçuklu hükümdarı II. İzzeddin Keykavus, Ayn Calut Muharebesi’nden sonraki aylarda Sultan Baybars’a bir mektup göndererek Moğollara karşı iş birliği teklifinde bulundu. II. İzzeddin Keykavus, Baybars’a olan mektubunda Anadolu’nun doğusundan bazı şehirleri verme vaadine karşılık Anadolu’dan ve Yakın Doğu’dan Moğolların atılmasının gerektiğini yazmıştır. Sultan Baybars’ta hem bölgenin siyasi istikrarı için hem de Karadeniz’den Mısır’a kadar olan bölgenin ticaretinden faydalanmak için bu duruma sıcak bakıyordu.Sultan Baybars bu teklifi gayet memnuniyetle karşılasa ve aralarında mektuplaşmalar başlasa da bu gizli ittifaktan Moğolların haberi olmuş ve Konya’ya bir ordu göndermişlerdir. Bu gelişmeler üzerinde Selçuklular Baybars’tan yardım istese de bir anda bu kadar büyük bir orduyu hazırlamanın imkansızlığından dolayı Memlük yardımı gelmemiş ve II. İzzeddin Keykavus Bizans’a sığınmak zorunda kalmıştır. Daha sonra tekrar taht mücadelesine girişmişse de başarısız olmuş ve Berke Han’ın girişimiyle Kırım’a gitmiştir. Keykavus sonrası gelen IV. Kılıç Arslan ise Moğolların ve Vezir Pervane Süleyman’ın kuklasıydı. Bu yüzden Memlük Devleti’nin Anadolu üzerine askerî harekâtı suya düşmüş oldu. Daha sonraki yıllarda devlet tamamen Pervane Süleyman’ın eline geçti ve Moğol desteğiyle IV. Kılıç Arslan’ı öldürdükten sonra yerine çocuk yaştaki III. Gıyaseddin Keyhüsrev’i geçirdi ve devleti tamamen tek başına yönetmeye başladı. Bu yıllarda Anadolu halkından Baybars’a sürekli yardım mektupları gelse de Selçuklu yöneticilerinin tavrından dolayı Baybars bir sefere girişememiştir.1272 yılından itibarense nihayet Pervane Süleyman’ın Moğollar ile arasının açılmaya başladığı bir dönem başlamış oldu. Bu dönemde Moğollardaki Noyanları Abaka Han’a şikâyet eden Pervane Süleyman her ihtimale karşın Memlükler ile de mektuplaşmaya başlamıştır. Bu gelişmeler üzerine Baybars güçlü bir ordu toplayarak 1275 yılında Anadolu üzerine sefere çıkmıştır. Ancak seferin ortasında Abaka Han’ın Anadolu’dan Moğol Noyanlarını çekmesiyle Pervane tekrar Anadolu’yu eline aldığından Baybars’a bir mektup göndererek iklimi bahane etmiş ve sefere bir sene sonra çıkmasının daha uygun olacağını bildirmiştir. Baybars bunun üzerine Kilikya’ya bir sefer düzenleyerek Çukurova ve çevresini işgal etmiştir. Bu yıllarda Pervane ile Moğollar arasında çekişmeler iyice gerginleşmiş ve Baybars’ın mektuplarından birisi Moğolların eline geçmişse de Abaka Han bunun bir aldatmaca olduğunu düşünüp Pervane’yi desteklemeye devam etmiştir ancak kendini sağlama almak için Anadolu’ya Toku Noyan’ı yollamıştır. 1276 yılına gelindiğindeyse bu sefer su kıtlığını bahane eden Pervane bir sene daha müddet istemiştir. Bu sırada Anadolu’da bir isyan patlak vermiştir. Pervane’nin en yakın adamı olan Hatıroğlu Şerafeddin Pervane’nin İlhanlılar ile görüşmeye gittiği bir sırada Pervane’nin Moğollar ile olan ilişkisinden bıktığı için isyan başlatmış ve Baybars’ı Anadolu’ya davet etmiştir. Ancak Baybars Pervane ile anlaştıklarını belirtip önümüzdeki bahara geleceğinin sözünü vermiştir. Anadolu’da birçok bey toplanıp destek verse de hem Baybars’ın gelmemesi hem de Moğolların ordu ile Anadolu’ya geleceğinin haberi üzerine Şerefeddin Hatıroğlu kalesine doğru çekilse de orada Selçuklu beyleri tarafından tutuklanmış ve akabinde idam edilmiştir. Moğollarsa Anadolu’da isyana destek veren yerlerde katliam yapmıştır.
1277 yılına gelindiğindeyse nihayet Baybars, Moğolların yaptığı katliamın da etkisiyle Anadolu’ya sefere çıkmıştır. Şubat’ta yola çıkan Memlük öncü birlikleri Moğolların dağınık birliklerini birer birer yenmeyi başarmıştır. Baybars ise Şam ve Halep üzerinden Anadolu’ya girmiş ve Nisan ayında Moğol ordusuyla karşılaşmıştır. Tarihe Elbistan Muharebesi olarak geçen bu savaşta Moğolların yanında Selçuklu askerleri de yer alıyordu. Moğol ve Selçuklu ordusunu Tatavun Noyan, Toku Noyan ve Pervane yönetirken Memlük ordusunu Baybars bizzat yönetti. Savaş başladığında Selçuklu ordusundaki askerlerin bir kısmı taraf değiştirdi bir kısmıysa savaşmayarak tamamen savaştan çekildi. Bu durumu gören Moğollar öfkelenerek Memlük ordusunu yarmayı başarmışsa da Baybars’ın çevreleme hamlesiyle Moğol ordusunun büyük kısmı katledilmiş kalanlarsa esir alınmıştır. Pervane Süleyman ise savaşın ortasında kaçarak Kayseri’ye gitmiş ve Sultan Gıyaseddin ve önemli vezirleri alarak Tokat kalesine sığınmıştır. Bu savaştan sonra Kayseri’ye doğru ilerleyen Baybars’ın güzergahındaki tüm kale yöneticileri savaşmadan direkt tabi olmuşlar ve halk büyük coşkuyla kendisini karşılamıştır. Kayseri’ye yaklaşan Baybars askerlerine güzel kıyafetler giymelerini buyurmuş ve Baybars’ın Kayseri’ye girişi adeta bir bayram şenliğine dönmüştür. Bütün şehir Baybars’ı karşılayıp selamlamıştır Baybars’ta gördüğü bu ilgi ve alakaya karşılık vermiş ve bütün askerlerine hediye almamalarını ve aldıkları bütün her şeyin parasını ödemelerini emretmiştir. Daha sonra Selçuklu tahtına oturmuş ve bu tahtı gerçek sahibine vermek için geldiğini belirtmiştir. Bunu da “Ben memleketi yağmaya değil sahibini-Selçuklu Sultanını- Moğolların esaretinden kurtarmaya geldim” sözleriyle anlamaktayız. Burada adına paralar basılarak dağıtılmıştır. Bu sırada Pervane, Baybars’a bir mektup göndererek kendisini tebrik etse de Moğollardan çekinerek Abaka Han’a da mektuplar göndererek Baybars ile olan mektup trafiğini anlatarak güvenini kazanmaya çalışmıştır.
Baybars günlerce Pervane’den ve Gıyaseddin Keyhüsrev’den haber beklese de istediği desteği alamayınca geri dönmeye karar vermiştir. İlk olarak Sivas üzerine ilerleyen Baybars ve ordusunun hareket ettiğini öğrenen Pervane bir mektupla Baybars’ın gitmemesini istese de Baybars’ın Pervane’ye bir güveni kalmamış ve diğer beylerin de Moğol korkusu üzerine destek vermekten çekinmeleri üzerine buradaki durumun çözüme kavuşmasının imkansızlığı üzerine Halep’e doğru yola çıkmıştır. Pervane’ye son bir mektup yazarak kendisinin üzerine düşeni yaptığını ve onun korkaklığı yüzünden bir daha ne yardımlaşma ne de mektuplaşma olmayacağını belirterek Anadolu seferini sonlandırdığını bildirmiştir.
Baybars’ın harekâtını öğrenen Abaka Han büyük bir orduyla Anadolu’ya yürümüş ve Elbistan ovasına geldiğinde bölgedeki cesetleri incelemiş ölenler arasında hiçbir Selçuklu askerini göremeyince deliye dönerek Anadolu’da büyük bir katliam yapmıştır. Özellikle Kayseri ve Sivas’ta yüz binlerce insanın öldürüldüğü rivayet edilmektedir. Ardından Pervane’yi de idam ettiren Abaka Han Selçuklu’ya kendi yöneticilerini göndererek devleti tamamen kendileri yönetmeye başlamışlardır. Baybars ise Moğollar üzerine bir askeri sefer planlarken Şam’da hastalanmış ve Haziran 1277’de ölmüştür.
Sultan Baybars kölelikten sultanlığa kadar yükselmiş, sultanlığında da devletin düzenini sağlayarak tam hakimiyet yaşamış ve dönemine damga vurmuş oldukça önemli bir liderdir. Moğollar ile yaptığı savaşlarda kurduğu üstünlük onun kendi döneminde bir anda Doğu’nun ve Anadolu’nun kurtarıcısI olabilecek lider olarak görülmesine yol açmış ve Anadolu’ya sefer düzenlemeye karar vermiştir. 1277 yılında yaptığı seferle Anadolu’da halk tarafından coşkuyla karşılanmış ancak Selçuklu idarecilerinin Moğol korkusu yüzünden bu sefer amacına ulaşamamıştır. Yine de Baybars tüm gayretini göstererek Kayseri’ye kadar ilerlemiş ve üstüne düşeni yapmıştır. Baybars varlığı ile Moğolların istilasının Kuzey Afrika’ya ulaşmasını engellemiş ve bir ölçüde tarihin seyrini de değiştirmiştir. Tüm bu yönleriyle Baybars Türk ve Dünya tarihinin önemli liderlerinden birisidir.

Baybars Heykeli

Sultan Baybars’ın 14. yüzyılda yapılmış bir tasviri

Bir Memlük atlısının tasviri

Ayn Calut Muharebesi’nin harita üzerinden görünümü

Abaka Han’ın Tasviri

Memlük Devleti bayrağı
Kaynakça
Güneş, İ. (2010). MEMLÛK SULTANI I. BAYBARS’IN 1277 YILINDAKİ ANADOLU SEFERİ. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 20(2).
Keleş, E. (2019). Elbistan Meydan Muharebesi ve İlhanlıların Yeni Anadolu Politikası. Türk Dünyası Araştırmaları, 123(242), 63-72.
KELEŞ, B. (2023). SULTAN BAYBARS VE ABAKA HAN’IN KAYSERİ’YE GELİŞLERİNİN TÜRKİYE SELÇUKLULARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ. The Journal of Academic Social Science Studies, 3(67), 327-338.
Eser, F. (2020). Sultan Baybars Döneminde Memlükler.
Tomar, C. (1996). Memlük DevletiNin kuruluşu Ve gelişmesi (Master’s thesis, Marmara Universitesi (Turkey)).
1 Eylül 2002 Konya doğumluyum. İlkve orta öğretimi Konya Necip Fazıl Kısakürek ortaokulunda tamamladım. Liseyi Konya Mehmet Hanife Yapıcı Anadolu Lisesi, Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi ve Sınav Anadolu Lisesi’nde tamamladım. 2020 yılında başladığım Ankara Üniversitesi DTCF Tarih bölümünden 2024 yılında mezun oldum. Lisans bitirme tezimi Eskiçağ üzerine versem de genel tarihle ilgilenmekteyim

Yorum gönder