Avrupa Seçimleri ve AB / Avrupa Seçimleri Akabinde Avrupa’daki Siyasi ve Sosyal Hayattaki Türbülans:
6-9 Haziran 2024 tarihlerinde gerçekleşen Avrupa seçimleri Avrupa Parlamentosu’ndaki Avrupa Parlamentosu Üyelerini (MEP) belirlemenin yanı sıra tüm Avrupa ülkelerindeki siyasi ve sosyal hayatı da önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde etkileyeceğini söyleyebiliriz. 2024 Avrupa seçimleri tüm AB (Avrupa Birliği) üyesi ülkelerin halklarının katıldığı ve dünyada tek örneği olan bir yapılanmadır, bu yapılanmanın içerisinde Avrupa halkları ulusüstü bir yapı olan Avrupa Parlamentosu için milletvekillerini direkt olarak seçme gücüne sahiptir. Avrupa Parlamentosu’nda bağımsız milletvekillerini de dahil ettiğimizde prensip itibariyle dokuz siyasi grup bulunmaktadır (European Parliament, 2024) ve bunun yanı sıra farklı ülkelerden milletvekillerinin farklı oranlarda oluşturabilecekleri delegasyonlar ve komiteler de bulunmaktadır. Haziran’da gerçekleşen seçim sonuçlarına göre, her ne kadar aşırı sağ grupların ve ideolojilerin merkez partilere kıyasla zayıf kaldığını gözlemleyebilsek de bu grupların, ideolojilerin büyük bir çıkış yakaladığını söylemek mümkün gözüküyor. 2019 Avrupa seçimlerinde 118 sandalye alan aşırı sağcı veya muhafazakâr olarak nitelendirebileceğimiz iki grup olan ‘Identity and Democracy’ ve ‘Conservatives and Reformists’, 2024 seçimlerinde 720 sandalyenin 162 sandalyesini kazandı. Anaakım partilerden olan Avrupa Halkları Partisi (European People’s Party) ve Sosyalistler ve Demokratlar (Socialists and Democrats) ise 2024 seçimlerinde toplamda 720 sandalyenin 324’ünü garantiledi (Politico, 2024a). Anaakım partiler, sayı ve güç itibari ile aşırı sağ ve muhafazakâr partilerden daha güçlü ve konsolide bir konumda olsalar dahi, aşırı sağ ideolojiler yıllar içerisinde sağlam temelleri olan anaakım parti ve ideolojileri temelden sarsmaya devam ediyor.
Avrupa’daki huzursuzluk ortamı, 2015 yılından beri süregelen ve etkisini özellikle Avrupa insanı üzerinde katbekat artıran göç krizi, 2019 Koronavirüs pandemisi ve akabindeki Rusya-Ukrayna savaşı ve Filistin-İsrail savaşı ile artmaya devam ediyor. Özellikle post-Kovid dönemde Avrupa halklarının deneyimlediği ve günlük hayatı ciddi bir şekilde etkileyen birtakım sosyal ve siyasi dönüm noktaları, olaylar toplumdaki sorunları gözler önüne sermiş oldu. Aşırı sağ partilerin ve ideolojilerin propagandaları özellikle 2020 yılından itibaren ivme kazandı ve bu ideolojilerin başarıları aslında orta direk, sıradan Avrupa insanının azalan alım gücü, yüksek enflasyon ve hızla artan yaşam giderleri vesilesiyle yaşadığı öfke ve huzursuzluğu oldukça iyi bir şekilde enstrümentalize etmeleriyle açıklanabilir. Aşırı sağ ideolojiler sıradan insanların yaşadıkları problemleri, en başta ekonomik sebeplerden ötürü duydukları huzursuzlukları diğer alanlara kanalize etmeyi başardılar, 2024 itibariyle aşırı sağ partiler Avrupa insanını yalnızca ekonomik sorunlar sebebiyle manipüle etmiyor, bunun yanı sıra toplumdaki sosyal, kültürel farklılıkları öne çıkararak göçmenler üzerinden de bir manipüle etme işlemi gerçekleştiriyorlar. Aşırı sağ ideolojiler, göçmenleri ve Avrupa’ya gelen mültecileri adeta bir günah keçisi olarak lanse etmeyi başarıyor, zira aşırı sağ partiler sayesinde göçmenler Avrupalı yerlilerin gözünde onların işlerini çalan, ekonomik durumlarının kötüleşmesine vesile olan ve topluma entegre olamadıkları iddia edilen ve toplumun huzurunu bozan insanlar olarak algılanmaktadır. Aşırı sağ partilerin ve politikacıların başarılı propagandaları sayesinde özellikle AB’nin kurucu ülkelerinde aşırı sağ politikacılar iktidara geldiler yahut en güçlü muhalefet parti bloklarını oluşturdular, örneğin İtalya’da 2022 seçimlerinde Giorgia Meloni hükümeti iktidara geldi, Hollanda’da seçimlerde ise liderliği aşırı sağcı politikacı Geert Wilders’in yaptığı PVV adlı siyasi parti galip geldi. Fransa’daki seçimler anaakım ve aşırı sağcı ideolojilerin çekişmesiyle geçti, aşırı sağ ve muhafazakar parti Rassemblement National’in, Avrupa seçimlerinde kayda değer bir ivme kazanması üzerine Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Ulusal Meclis’i feshetti ve ülkeyi 30 Haziran ve 7 Temmuz tarihlerinde seçimlere götürdü, bu seçimlerde ise ikinci turda sol ve anaakım partilerin birçok bölgede tek bir aday üzerinde uzlaşması sebebiyle anaakım partilerden olan ‘Ensemble’ ve ‘Nouveau Front Populaire’ toplamda 359 sandalye aldılar, Rassemblement National ise 10 milyonu aşkın oy olarak %37.1 oy oranı (Politico, 2024b) ile birinci parti olmasına rağmen anaakım ve sol-liberal partilerin uzlaşması üzerine beklenenden daha düşük bir sandalye kazanımında kaldı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un 2024 yılı başında aşırı sağ ideolojilerin de baskısı altında kalarak yürürlüğe soktuğu ‘Göç Yasası’ ile aşırı sağ ile riskli bir kumar oynandı ve aşırı sağa Fransa’da anaakım siyasi ve sosyal hayata dahil olabilmelerinin yolu bizzat merkez siyasetçilerden olan Macron tarafından hazırlandı. Almanya’da ise Scholz hükümeti, aşırı sağ partilerin baskısı sebebiyle ve aşırı sağın yükselişinin önüne geçebilmek amacıyla sığınmacılara verilen destekleri kesmeye başladı (Brady, 2024).
Görüldüğü üzere aşırı sağ partiler, ideolojiler sosyal medya ve korku politikalarını kullanarak, Avrupa halklarını manipüle etmeye ve onları kendi taraflarına çekmeye çalışıyorlar; bunun yanı sıra neredeyse tüm Avrupa ülkelerinde hükümette, iktidarda bulunan elitist politikacıların sıradan insanların günlük hayatta yaşadıkları sosyal, ekonomik zorlukları göz ardı etmeleri yahut umursamamaları, bu politikacıların sıradan insanların gözünde elit ve yalnız kendi ceplerini düşündükleri yargısını kuvvetlendirdi. Avrupa’daki siyasi ve sosyal hayat özellikle Avrupa seçimleri sonrasında ve genel olarak post-Kovid dönemde oldukça çalkantılı geçti. Avrupa halklarının memnuniyetsizliğinin had safhaya ulaşması Avrupa’nın çeperlerinde iki savaş (Rusya-Ukrayna ve Filistin-İsrail) olmasıyla açıklanabilir, ek olarak bu sebepten dolayı artmakta olan hayat pahalılığı, enerji fiyatları, enflasyon zaten mevcut olan memnuniyetsizliği üst safhaya taşımakta ve bu ortamı kullanarak kendilerine oyun alanı yaratmayı başarabilen aşırı sağ ideolojilerin daha da güçlenmesine vesile olmaktadır. Tüm bu problemlerden ötürü ve ortak sorunlara da çözüm bulabilmek adına 2022 yılında harekete geçirilmiş gayri resmi bir platform olan Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesinin dördüncü buluşması Birleşik Krallık’ta gerçekleşti. Tüm AB üyesi ülkelerin liderleri ve Arnavutluk, Andorra, Ermenistan, Bosna-Hersek, Gürcistan, İzlanda, Kosova, Lihtenştayn, Moldova, Monako, Karadağ, Kuzey Makedonya, Norveç, San Marino, Sırbistan, İsviçre, Ukrayna ve Birleşik Krallık ülkelerinin liderleri zirvede buluştu ve Ukrayna’ya destek, demokrasi, güvenlik ve göç gibi en tartışmalı ve üzerinde durulması gereken tüm Avrupa ülkelerini ve halklarını bizzat ilgilendiren konular tartışıldı.
Önümüzdeki yıllarda Avrupa’da yükselen aşırı sağ hareketlerin önüne geçilebilmesinin yolunun, sıradan insanların hayatlarını etkileyen olaylara çözüm bulunmasından geçtiğini öne sürebiliriz, dolayısıyla bu durumda ülkeler ve liderler arası uzlaşma, tartışma ve diyalog ihtiyacı her zamankinden daha fazla önem kazanmıştır diyebiliriz. Hali hazırda gergin bir halde olan Avrupa siyasi ve sosyal hayatı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un yaptığı gibi aşırı sağ partilerle riskli bir kumar oynayarak değil, ancak birtakım temellendirilmiş sağlam politikalar ve diyaloglar ile çözüm arayışlarında bulunularak giderilecektir diyebiliriz hatta bu noktada birkaç çözüm önerisine de değinmek yerinde olacaktır.
Aşırı sağ hareketlerin düşük sosyoekonomik statüdeki insanlar üzerindeki etkisi hafife alınmamalıdır, zira aşırı sağ ideolojiler bilinçlenmemiş, ekonomik durumu zayıf ve kültür düzeyi düşük bireylerin sisteme ve işlerini ellerinden aldıkları iddia edilen göçmenlere karşı olan öfkesini harmanlayarak, kendi retoriklerini güçlendirmeye çalışmaktadır, dolayısıyla ulus devletler ve AB vatandaşlarının aşırı sağ ideolojiler tarafından korku politikaları ve sosyal medya aracılığıyla manipüle edilmesinin önüne geçmek amacıyla ulusal eğitim ve entegrasyon politikalarına ağırlık vermeli, asimilasyon ve eylemsizlik politikalarını terk etmelidir. İkinci olarak, göçmenler ve mülteciler şehirlerin çeperlerindeki gettolarda yaşamak zorunda bırakılmamalıdır zira bu var olan sorunların su yüzüne çıkmasını ve kültürel farklılıkların peyderpey bir sorun olarak görülmesine sebep olmaktadır, dolayısıyla aşırı sağ hareketlerin bu kültürel farklılıkları, toplumun kesimlerini marjinalize etmek için kullanmasının önüne geçmesinin yolu devletlerin göçmen komünitelerini marjinalize etmemesinden ve toplumda onlara da yer veren birleştirici sosyal politikalardan geçmektedir. Son olarak, Avrupa’da siyasi ve sosyal hayatta artan huzursuzluğun sebeplerinden biri de ‘democratic deficit’ yani Türkçe çevirisi ile ‘demokrasi açığı’ sorunudur. Bu sorun Avrupa halklarının Avrupa devletlerinin ve AB kurumlarının yöneticilerinin politikalarını kavrayamaması ve demokratik kurumlardaki kişilerin sıradan Avrupalılara karşı ‘elit’ konumunda olması üzerine, sıradan insanların demokratik süreçlere katılımının ve dahlinin azalması olarak kendini gösterir. Bu ciddi sorun karşısında, Avrupa Devlet veya hükümet başkanlarının yahut AB kurumları yöneticilerinin halka kendilerini anlatabilmeleri ve sıradan insanlarla etkileşime geçebilmeleri, aşırı sağ ideolojilerin bu devlet ve kurum yöneticilerini elit olarak yaftalamasının ve sosyoekonomik statüsü düşük bireylerin desteğini almasının önüne geçecektir.
Referans:
Brady, H. (2024). Breaking Taboos: EU Asylum and Migration Policy Since 2020. International Centre for Migration Policy Development. https://www.icmpd.org/blog/2024/breaking-taboos-eu-asylum-and-migration-policy-since-2020
European Parliament. (2024, July 16). The political groups of the European Parliament. https://www.europarl.europa.eu/aboutparliament/en/organisationandrules/organisation/political-groups
Politico EU. (2024a). 2024 European election results. Politico. https://www.politico.eu/europe-poll-of-polls/european-parliament-election/
Politico EU. (2024b). France Election Results 2024: Who Won Across the Country. Politico. https://www.politico.eu/article/france-election-results-2024-map-constituencies-emmanuel-macron-marine-le-pen-live-new-popular-front-national-rally/
I am a dedicated multitasker with a bachelor’s degree in Political Science and International Relations from TOBB University, graduating top of my class in 2023. I’ve completed four full-time internships that provided me with experience in project management, communication, and international politics. Currently, I’m pursuing a Master’s in European Studies at KU Leuven for 2023-2024 academic year, with a focus on European governance and International Politics. I am fluent in Turkish, English, and French, also have basic Spanish knowledge, and hold certifications in Global Diplomacy, counter-terrorism, and social inclusion. My key interests include Turkish foreign policy, EU politics, and NATO enlargement.


Yorum gönder