Osmanlı’da Saray Yapısı ve Teşkilatlanması

Osmanlı’da Saray Yapısı ve Teşkilatlanması

OSMANLI’DA SARAY YAPISI

Osmanlı Sarayları sağlam temel ve denge üzerine kurulu bir çark sistemine benzetilebilen tıpkı devletin kendisi gibi nev-i şahsına münhasır (kendine özgü) yapılardır. Bu sistemde her kapının, her avlunun, her bölümün ve vazifelilerin kendilerine ait farklı farklı anlamları vardır. Çarkın dişlileri farklı olsa da çalışma prensiplerindeki amaç tek bir Devlet içindir. Hep beraber gezintiye çıkıyormuş gibi sarayın yapısını inceleyebiliriz.

BAB-I HÜMAYUN KAPISI ( HÜKÜMDAR KAPISI) VE BİRUN BÖLÜMÜ

Devlet-i Aliyye’ nin evi olan sarayımızın önüne geldiğimizde bizi Bab-ı Hümayun ( Hükümdar Kapısı) olarak adlandırılan bir kapı karşılar. Ana giriş kapısından geçtiğimizde ilk bölüm olarak karşımıza ‘’Dış Saray’’ anlamına gelen Birun bölümü çıkar.

Bu bölümde yer alan saray çalışanları: Yeniçeriler, doktorlar, terziler, bekçiler, Emir-i alem, kapıcıbaşılar, şikar ağaları, çaşnigirbaşı, müteferrikalar, baltacılar, peykler, satırlar, solaklar, mehteranlar, saray sanatkarları, kapıcılar kethüdası, çavuşbaşı, mirahur ve bostancıbaşılardır. Saray’ın kumaşçısı, berberi, kuyumcusu, buradadır. Aynı zamanda bir pazar haline gelmiştir. Burada kalanlar da Saray Halkı ve yönetici sınıfındadırlar. Normal olarak kendi içlerinde sınıflara ayrılmışlar ve bir sistem altındadırlar. Bu bölümdekiler her gün saray çalışanı olarak evlerinden çıkarak bölümlerine gider çalışırlar ve çalışma saatleri bitince tekrar sarayın dışında olan evlerine dönerlerdi.

I.AVLU (ALAY MEYDANI)

Buradan ayrıldığımızda bizi 1. avlu yani Alay Meydanı karşılar. Bu meydan halkın bazı günler girebildiği ve devletle arasındaki bağın kopmamasını sağlayan önemli yapıların bulunduğu ve devlet erkanınında at ile girebildiği tek alandır. Bu avludan ikinci kapıya geçene kadar olan ağaçlı yolda cülus, sefer, cuma selamlıkları gibi görkemli anlar yaşanmıştır. Elçi alayları, beşik alayları ve valide alaylarına da sahne olmuştur. Bu da avlunun aynı zamanda resmi tören meydanı olduğunu gösterir. Avluda odun ambarı, hasırcı ocakları, Saray’ın dış karakolu gibi yapılar da vardır.

BABÜSSELAM KAPISI VE II.AVLU (DİVAN MEYDANI)

1. Avlu’nun bitiminde bizleri ikinci kapı olan Babüsselam (selam) kapısı karşılıyor. Kapıdan geçtiğimizde ikinci avlu olan Divan Meydanı’nda kendimizi buluruz. Bu avluda Saray hastanesi, pastane, yeniçeri kışlaları, Istabl-ı Amire (ahırlar) ve en önemli kısım olan Harem bulunur. Kuzeyinde Divan, güneyinde saray mutfakları vardır. Ayrıca padişaha olan hediyelerin ve değerli eşyaların tutulduğu Raht hazinesi de Mahrem ahırı bölümündedir.

Bu avluda Devlet için en önemli mekanlardan biri olan, Divan-ı Hümayun toplantılarının gerçekleştiği Kubbealtı bulunur. Padişahın kubbesi, gölgesi anlamında olduğundan verilmek istenen mesaj buradan kullarına adalet dağıtması üzerineydi.

BABÜSSAADE KAPISI VE III. AVLU ( ENDERUN AVLUSU)

2. Avlunun sonunda bizleri son olarak Saadet Kapısı anlamına gelen Babüssaade kapısı karşılar. Bu kapı padişahın odasına açıldığından sadrazam bile belirli günlerde özel izinlerle girebilmektedir. Bu kapı, sarayda padişahın varlığını temsil etmektedir. Padişah’ın cenazeleri, bayram tahtı merasimi gibi en özel törenler bu kapının önünde gerçekleşirdi. Hemen kapının yanlarında Sultan Haremi’nin Baş ağası (Babüssaade Ağası) ve görevlilerin yanı sıra Harem Ağalarının daireleri ve saray mektebinin odaları bulunurdu.

Bu kapının sonrasında sarayın iç kısmı, kalbi ve merkezi olan Enderun Avlusu yani 3. Avlu vardır. Has oda ve iç hazine buradadır. Sultanın avlusunu izinsiz kullanabilen tek sınıf Enderun öğrencileridir. Burada kendilerine verilen değerin değerin farkında olmaları ve sorumluluklarının bilincinde olmalarını gösteren kasıtlı bir durum vardı.

Osmanlı saray yapısı ve sistemi mükemmel denilecek bir denge içerisindeydi ve her bölümün, görevin, bölümler arasındaki ilişkinin farklı bir anlamı vardır. Son avluda yetişen öğrenciler kendi vasıf ve liyakatlerine göre bu kapıların açıldığı avluların içinde bir bölümde görev alıyorlar ve çark kusursuzca işlemeye devam ediyordu. Saray yapısı ve görevlendirilmeler büyük devlet olmanın ve sürdürülebilir olmanın en önemli taşıydı. Normal olarak bu kadar büyük bir sistemde aksayacak veya çürümeye yüz tutacak herhangi bir çarkın dişlisi diğer bölümlere sıçrayabilir, önüne geçilmezse doğanın kanunu olan her unsurun doğup, büyüyüp, sona ermesi gibi bu dengede sona erebilirdi.

 

BİBLİYOGRAFYA:

1. Uzunçarşılı,İsmail Hakkı, Osmanlı Devleti’nde Merkez ve Bahriye Teşkilatı,1988.

2. Gündüz,Tufan, Osmanlı Teşkilat Tarihi El Kitabı,2014.

3. Bülbül,Zekeriya,Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyet Tarihi,2021.

Yorum gönder