Sanat ve Düşünce

Sanat ve Düşünce

Sınırlarla yaşamak mı? Sınırları aşmak mı? İnanmak mı? İnanılır olmamak mı? Kendini ifade ediş biçimi mi? Anlamsızlık mı? Sanat, kuşkusuz sınırsızlıktır. İnsanlığın dünyaya bırakmış olduğu ilk işaretler hep “sanat” ile ilgili olmuşlardır. Mağaralardan su kenarlarına kurulmuş şehirlere, oradan bölgelere yayılan bir furyadır sanat. Hayvan taklitlerinden sahnelere taşınan, mağara duvarlarından kağıtlara çizilen, şekillerden harflere dayanan, akan zamanla hızla değişen, dönüşen fakat asla tekrarı olmayan o yegane ihtiyaçtır.

Peki neden sanata ihtiyaç duyarız? Yaratıcılığımızı taçlandırmak için mi, yoksa düşüncelerimizi dışavurmak için mi? Bugün sınırsız teknolojilerimizle beyinlerimizi inceleyebiliyoruz fakat işin içine düşünce ile ilgili zor sorular girince, bunlara hazır cevaplarımız bulunmuyor. İnsanın içgüdüsel olarak içine işlenmiş olan üreticiliğini tartıp biçemiyoruz. Maddeye erişebiliyor fakat düşüncelere hükmedemiyoruz. Hükmedilemeyen o noktada sanata olan ihtiyacımız doğmuş oluyor. Düşüncelere işlenen o biricik akışa sanat diyebiliyoruz fakat hala sanatın ne için olduğuna cevap veremiyoruz. Kimi zaman bir ritimle, bir sözle, bir sesle ve türlü şekillerle bu ihtiyacımızı dışavuruyoruz. Sadece estetik zevk uyandırmak için değil, bir varoluş hikayesini de akabinde yaratmış oluyoruz. Antik çağ düşüncesinde, physis (akış) diye bir kavram vardır, tam anlamıyla varlıklar akar durumdadır. Bunu sanatın akışına da benzetmek doğru olacaktır. Örnekle, drama sözcüğü “birçok su kaynağı olan yer” anlamına gelen ‘‘ydrama’’ kelimesinden geldiği savunulur. Yani sanat da akan, eylem gerektiren ve hareket içeren bir alandır. Bu alan, tıpkı felsefenin yükselmeyerek bilakis alt sınıfa inerek, onları gözlemleyerek yapılması gibi en aşağı temsil eden bir alandır. Akan şey yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarıyadır. Sanat üretmekte beklenti, sonsuzlukta yer edinmekse yalnızca en alçaktan en yükseğe doğru düşünerek gerçekleştirilebilir.

Makineleşen dünyanın eskizidir sanat. Sonrasında teknik bilgilerle düşünce somut hale getirilir. Somut ürünler, ekonominin ve teknolojinin ürünüdürler fakat muhakkak bir düşün yoluyla ortaya çıkarlar. Zihin yaratır, akıl tasarlar, eller meydana getirir, şartlar ise dönüştürür. Sanat, yaşamda bu dönüşümle yer alır. İnsan ve doğa ancak sanatla güzel aktarılabilir. Bir araç mıdır amaç mıdır diye tartışıladursun ki, bunun net cevabını vermek yaratıcılığa ket vurmaktan başka bir anlam ifade etmez. Düşüncenin en zengin tarafıdır sanat ve düşünceler bir yüzyıl daha bu zenginlikten besleneceklerdir.

 

Yorum gönder