Kırmızı Yaka, Altın ve Kurşun
Sayın okuyucu,
Senin hakkını savunan biri var.
Yargının üç sacayağından “savunma” makamını oluşturan avukatlık mesleği, günümüzde hor ve hakir görülen, maddi ve manevi mevcudiyeti sorgulanan ve hatta SALDIRIYA UĞRAYAN bir meslek grubu haline geldi. Topluluğun en yüksek ideali olan hak arayıcılık ve yol göstericilik, şimdilerde -maalesef- var görülmüyor, saygınlığının ideal kuvveti yok sayılıyor.
Birçok sebep gösterilebilecek bu çarpık sonuçlara aslında sebep dahi göstermeye gerek yoktur. Saldırının, vandallığın, terörün her türlüsü yalnızca lanetlenir, sorgulanmaz.
Geçen günlerde Tekirdağ Barosuna kayıtlı meslektaş Buğra Durgut’un ofisi saldırıya uğradı. Ne mutlu ki meslektaşımız ofisinde değildi fakat buna şükredecek durumda da değiliz.
Yalnız şükredecek şey elbette ki var; mesela mesleğin bu tür saldırılara açık olmasını engelleyecek bir meslek örgütümüz ne mutlu ki var.
İnternette ufak bir araştırma yaptığınızda dahi avukatlara karşı sayısız saldırı, sayısız vandallık görebilirsiniz.
Biz yine de merak edip sebep bulalım ama birkaç sorum var:
Bir duvar ustası, işi duvarı yapmak veya yıkmak olsun; yaptığı veya yıktığı duvar için ofisi kurşunlanır mı? Meslektaşımız Nur Peker’e yapıldığı gibi “Bir bakar mısın ağabey” denilip silahlı saldırıya uğrar mı? Meslektaşımız Aleyna ve Muharrem Kanalcı’ya yapıldığı gibi arabasına taş atılıp bıçaklı saldırıya uğrar mı? “Sen o harcı elinle süreceksin” diye akıl verilip beldeki tabanca gösterilir mi? Duvarı örmekteyken merhum, maktul, mazlum meslektaşımız Rahmetli Avukat Ersin Arslan’a yapıldığı gibi silahlı saldırı sonucu öldürülür mü?
Asıl sebep nedir? Tahmin edebilirsiniz; dik durmamak, bir olmamak, hak aramamak, mazluma kol kanat germemektir. Zalime güç vermek için sessizlik yeter. Yanan bir evi söndürmek için, geçmiş olsun dileği içeren alelade bildiriler yeterli midir? Ölmekte olan bir çocuğu üzülerek, bağırarak kurtarabilir misiniz? Yoksa tüm bu yangınların, saldırıların ve zulmün karşısında dik durmak ve kullanılmakta olduğu ispat edilmiş zihinlerle; meslektaş sayısı, fakülteler ve baro düzenlemeleriyle, siyasete ve gündeme etki edecek uzun vadeli planlamalar mı gerçekleştirilmeli?
Sayın okuyucu, takdir senin.
Acil durumunda yanında olan kim? Kimdir sana yol gösteren? Katıksız bir şekilde seni, yalnız seni savunan kimdir?
Hukukçu! Tavrını ve idealini neye göre seçeceksin? Gelip geçici olduğunu bildiğin, bilim ve tarihte yeri olmayan önemsiz lakırdılara göre mi? Ülkene, mesleğine ve mesleğinin onuruna göre mi?
Kimse ikna edilemez. Kişiler yalnızca inançla yürür.
M. Şamil ÇAVUŞOĞLU
Sakarya doğumlu. Avukat, girişimci, araştırmacı, yazar.
MASK Derneği Yönetim Kurulu üyesi, AR-GE Kurulu Hukuk Çalışmaları Masası Başkanı.
ÇAVUŞOĞLU Hukuk Bürosu kurucusu.
Yorum gönder