Türkiye’siz Bir NATO – NATO’suz Bir Türkiye

Türkiye’siz Bir NATO – NATO’suz Bir Türkiye

Türkiye’siz Bir NATO – NATO’suz Bir Türkiye

 

GİRİŞ

ABD’nin hegemon güç olduğu NATO, İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan düzendeki en önemli uluslararası güvenlik yapılarının başında gelmektedir. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa, savaşın ağır etkileriyle karşı karşıya kaldı. Bu durum Avrupa’nın uluslararası sistemde yeni bir güç olarak yer almasını engelledi. Öte yandan, ABD ise savaşı kendi topraklarından uzak tutmayı başardı. NATO’nun kurulması ile birlikte ABD-Avrupa ortak güvenlik anlayışı hayata geçirildi. NATO sonrası düzende Avrupa tek başına bir güç merkezi olarak ortaya çıkamadı. ABD kendi güvenlik politikaları doğrultusunda Avrupa’yı da şekillendirdi.

1952 yılında NATO’ya girişiyle birlikte Türkiye’nin de güvenlik politikaları derinden etkilendi. 70 yılı aşan süredir örgüte üye olan Türkiye, son yıllarda yaşanan krizler sonrası NATO’yu sorgulamaya başladı. Bu sorgulamalar “Türkiye’siz bir NATO” ve “NATO’suz bir Türkiye” senaryolarını gündeme getirdi.

Türkiye’siz Bir NATO

Türkiye, NATO’ya dahil olduğundan beri jeopolitik ve askeri anlamda örgütün en önemli müttefiklerinden biri olarak öne çıktı. Türkiye’nin Soğuk Savaş döneminde Sovyet tehdidine karşı NATO güvenliğine katkı sağlaması, ülkenin bölgesel denge ve ittifak içerisindeki kritik rolünü sıklıkla vurguladı. Bu durum da Türkiye’nin NATO’dan çıkmasıyla bölgesel dengenin etkileneceğini ve hatta günümüzdeki Türkiye-Rusya ilişkisi bağlamında incelendiğinde, Türkiye’nin NATO’dan ayrılması durumunda ittifakın Rusya ile olan ilişkisinin değişebileceğini ortaya koymaktadır. Nitekim Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında iki aktörle de görüşebilen tek NATO üyesi ülke oldu.

NATO’nun doğu sınırlarındaki güvenliğinde ise Türkiye’nin ileri karakol konumu ön plana çıktı. Türkiye, özellikle Ortadoğu bölgesinde yaşanan çatışma ve krizlerde, stratejik üsleri aracılığıyla ittifakın hızlı ve etkili müdahale kapasitesini artırarak NATO’nun bölgesel etkinliğini artırdı. Bu bağlamda Türkiye’nin NATO’dan çıkması, özellikle Doğu Avrupa ve Ortadoğu’daki güvenlik dinamiklerinde değişikliklere neden olabilir. Öte yandan bu durum NATO için stratejik üslerinin kaybına neden olarak NATO’nun hızlı müdahale yetisini olumsuz anlamda etkileyebilir. Unutulmamalıdır ki günümüzde önemi giderek artan Karadeniz jeopolitiği, Türkiye’siz değerlendirilemeyecek bir konudur.

Askeri açıdan ele alındığında ise Türkiye’nin NATO’nun en büyük ikinci kara ordusuna sahip olması ve dünya genelinde aktif çatışmalara müdahil olan üç ordu arasında yer alması, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) uluslararası çatışmalarda edindiği deneyim ve yeteneklerinin ön plana çıkmasını sağladı. Öte yandan Türkiye’nin dünyanın en büyük güçlü orduları arasında yükselerek 11. sıradan 8. sıraya gelmesi, ülkenin savunma kapasitesi ve askeri yeteneklerine olan uluslararası güveni de pekiştirdi. Türkiye’nin NATO’dan ayrılması, NATO’nun askeri operasyonlardaki kapasitesini azaltabilir ve planlamalarını yeniden şekillendirmesini gerektirebilir.

NATO’suz Bir Türkiye

NATO’suz bir Türkiye’ye gelince.. Türkiye, 1952 yılında NATO’ya girişiyle birlikte askeri kapasitesini NATO silahları ile güçlendirdi. Bu kapasite gelişiminin problemlerini ilk olarak 1964 yılında Johnson Mektubu ile gördü. Türkiye, 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası uygulanan silah ambargosuyla birlikte durumun ciddiyetini daha net kavramaya başladı. Türkiye, elindeki silahları kullanmak için başka devletlerden izin alması gerektiğini gördü. Bu, bağımsız bir devlet için kabul edilemeyecek bir durumdu. Günümüzde ‘yerli ve milli’ askeri teknoloji atılımları da bu doğrultuda oldukça önem taşımaktadır. Lakin Türkiye henüz kendine yetecek bir askeri teknolojiye sahip değil. Türkiye’nin askeri taleplerinin ilk durağı NATO olmaya devam etmektedir.

Türkiye, NATO üyesi olmanın getirdiği avantajları kullanmaktadır. NATO’nun 4. ve 5. maddesinden kaynaklanan garantiler, çevresi savaş ve çatışma çemberi ile sarılı olan Türkiye için güvenlik şemsiyesi oluşturmaktadır. Bu maddelere referansla, bölgesel anlamda herhangi bir ülkenin Türkiye’yi hedef alması demek tüm NATO ülkelerini hedef alması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda Türkiye, NATO’nun caydırıcı özelliğinden faydalanmaktadır.

Türkiye’nin son yıllardaki güvenlik algılarına bakıldığında ise NATO’da müttefik ilişkisine sahip diğer ülkeler öne çıkmaktadır. Özellikle NATO ülkeleri tarafından desteklenen ve ilişkileri açığa çıkan terör örgütleri (PKK/PYD/YPG-FETÖ-DAEŞ) Türkiye’nin güvenlik konusunda öncelikli meseleleri haline gelmiştir. Türkiye, müttefiki olduğu ülkelerden güvenlik tehlikesi algıladığı bir dönemden geçmektedir.

Türkiye’nin içinde bulunduğu bu durum neticesinde NATO’dan ayrılması gibi bir senaryoda, avantajlarını kaybetmesi ve çok daha büyük problemlerle karşı karşıya kalması içten bile değildir. Nitekim Türkiye NATO’dan çıkarsa, caydırıcılık gücünü ciddi oranda kaybedecektir. Bununla birlikte bölgede yaşanan sorunlarda yalnız kalacaktır. Ayrıca Türkiye’siz bir NATO’ya İsrail de dahil olacaktır. Türkiye’nin bunu engelleme gücü veya yetkisi de bulunmayacaktır. Türkiye için kritik konulardan birisi olan Kıbrıs sorununda da aynı durum görülecektir. GKRY, Türkiye’siz bir NATO’ya alındığı takdirde, Türkiye’nin politika üretebilme gücü ciddi oranda düşecektir. Yunanistan ile Türkiye arasındaki gerginliklerde Atina çok daha sert ve cüretkâr şekilde yanıt verecektir. Türkiye’nin Yunanistan’a yapacağı en ufak bir müdahale bile tüm NATO ülkelerine yapılmış sayılacaktır. Şunu da belirtmek gerekir ki, Türkiye’nin isteği dışında Türkiye’yi NATO’dan atabilecek bir mekanizma bulunmamaktadır.

Sonuç

Sonuç olarak Türkiye’nin stratejik ve jeopolitik konumunun, ordu gücünün NATO için göz ardı edilemeyeceği söylenebilir. Türkiye’nin NATO’dan çıkması durumunda, ittifakın stratejik ve politik dinamiklerinin değişeceği, üçüncü ülkeler ile ilişkilerin etkileneceği öngörülebilir.

Öte yandan Türkiye’nin bölgesel çatışmalardan algıladığı tehditlerin arttığı bir dönemde NATO’nun Türkiye karşıtı bir pozisyon takınması PATRIOT füzelerinin satılmayışında, CAATSA yaptırımlarının ilk defa bir NATO üyesine uygulanmasında, F-35 projesinden çıkartılışı ve daha birçok örnekte görmek mümkündür.

Yazarlar

Özge İrem ÇOŞKUN

Gürkan DEMİR

 

1 yorum

comments user
Binali anik

İrem kızım tebrik ediyorum güzel bir çalışma olmuş başarılar diliyorum Allah’a emanet olun canım benim dua ile

Yorum gönder