Anksiyete Türleri
ANKSİYETE VE TÜRLERİ
İlk olarak anksiyeteyi tanımakla başlayalım. Günümüzde yaygın olan anksiyete (kaygı bozukluğu) nedir?
Anksiyete; Vücudun strese verdiği doğal reaksiyon sonucu kaygı, korku ve huzursuzluk gibi duyguların ani ve yoğun bir şekilde yaşanmasına bağlı fiziksel ve duygusal tepkilere neden olan psikolojik bozukluktur. Anksiyete bozukluğu semptomları kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bazı semptomlar psikolojik iken bazıları da fiziksel olarak kendini gösterir. Psikolojik belirtiler şu şekildedir:
1) Olaylar karşısında en kötü senaryoyu düşünmek ve bu senaryoya göre plan program yapmak.
2) Belirsizlik durumunu idare edememek.
3) Yanlış bir seçim yapma korkusuyla kararsızlık yaşamak.
4) İşleri olağan akışına bırakamamak.
5) Bir durumu kenara koyarak başka bir olaya geçememek.
6) Rahatlayamamak.
7) Konsantre olmada güçlük çekmek.
8) Aniden çok kötü bir şey olacakmış duygusu ve korkusu.
9) Kendine veya bulunduğu ortama yabancılaşma hissi.
10) Kontrolü kaybetme korkusu.
Fizyolojik belirtileri de şu şekilde sıralayabiliriz:
1) Ağız kuruluğu,
2) Kas gerginliği,
3) Çarpıntı,
4) Nefes almada zorluk veya hızlı nefes alma,
5) Ellerde ve ayaklarda titreme,
6) Aşırı terleme,
7) Mide ağrıları,
8) Yorgunluk,
9) Uykuya dalmada zorluk,
10) Derinin solması ya da kızarması,
Sayılan belirtiler pek çok kişinin günlük hayatta zaman zaman karşılaştığı durumlardır. Ancak bu belirtilerin ortada geçerli bir sebep yokken devam etmesi anksiyete bozukluğunu düşündürür.
Anksiyete Bozukluğu Neden Olur?
Anksiyete bozukluğuna neden olan durumlar henüz tam anlamıyla açıklığa kavuşturulamamıştır. Ancak bazı faktörlerin bir araya gelerek anksiyete gelişmesinde etkili olabileceği düşünülmektedir. Bu faktörler şu şekildedir:
Genetik: Ailesinde anksiyete bozukluğu olan kişilerde bu problemin görülme ihtimali daha yüksektir. Dolayısıyla anksiyete bozuklukları genetik bir temele sahip olabilir.
Beyin Kimyası: Bazı çalışmalar; anksiyete bozukluğu gelişmesinde, beyinde korku ve endişe duygularını kontrol eden kimyasal bağlantılardaki sorunların etkili olduğunu göstermiştir.
Çevresel Stres: Hayatta karşılaşılan stresli olaylar da anksiyete bozukluğu oluşmasında etkili olabilir. Çocukluk döneminde fiziksel veya duygusal strese maruz kalmak, taciz edilmek, aile tarafından ihmal edilmek, bir yakınını kaybetmek gibi olaylar anksiyeteye yol açabilir.
Madde Kullanımı: Kişiler, anksiyete bozukluğuna bağlı gelişen sorunlarla baş etmek için uyuşturucu madde ve alkol kullanımına başvurabilir. Bu maddelerin aşırı kullanımı veya yoksunluğu da anksiyeteye neden olabilir.
Hastalıklar: Kalp, akciğer, tiroit hastalıkları anksiyete benzeri belirtilere yol açabilir ya da var olan anksiyete semptomlarını daha da kötüleştirebilir.
Anksiyete kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanmaktadır. Korumacı bir davranışla büyütülen çocuklar ve değer kaygısı duyan kişilerde anksiyeteye daha fazla rastlamak mümkündür. Bazı durumlar da anksiyete bozukluğu yaşama riskinizi arttırabilir.
- Çocukluk döneminde, cinsel istismar ya da ihmal yaşanması durumunda,
- Travmatik olaylara maruz kalan bireylerde,
- Depresyonda olan kişilerde,
- Kendi sağlığınız ya da çevrenizdeki kişileri sağlığından duyulan endişe ve stres halinde,
- Madde bağımlılığı bireylerde,
- Çocuklukta yabancılardan çekinen, kendini geri çeken, iletişim kurmayan kişilerde,
- Özgüven eksikliği, alay konusu olma gibi olumsuz düşünceler, algılar yaşayan kişilerde anksiyete bozukluğu görülme riski çok daha fazladır.
Anksiyetenin Türleri Nelerdir?
Anksiyete bozukluklarının pek çok farklı türü vardır. Her türde görülen belirtiler ya da anksiyete atağına neden olan durumlar farklıdır. Ancak genel olarak sorun, ortada endişe ve bunaltı hissine neden olan bir durum yokken kişinin bu hislere kapılmasıdır. Bazı durumlarda da normalde kaygıya yol açabilecek bir olay karşısında kişinin normalden daha fazla bunaltıya, endişeye kapılmasıdır. Anksiyetenin her biri ayrı bir belirti listesine sahip olan toplam birçok alt türü vardır:
1-) Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB): Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişilerde “sürekli, aşırı ve durumla uygun olmayan bir endişe durumu” söz konusudur. Aşırı endişe, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkiler ve hatta olağan yaşam etkinliklerini sürdürmesini engeller. Bu kişiler her durumda olası en kötü sonucu düşünürler, her şey kendi denetimlerinin dışındadır, iyi bir olasılık ya da geriye dönüş mümkün değildir. Yaygın anksiyete bozukluğunda da aşırı endişe ve kaygı genellikle sağlık, aile, para ya da iş gibi konularla ilgilidir. Denetlenemez nitelikte olan endişe hali en az altı ay boyunca hemen her gün vardır ve gün boyunca sürer. Stresler de YAB’ın gelişiminde önemli rol oynar.
2-) Panik Bozukluğu: Birkaç dakika içerisinde başlayan yoğun korku, endişe ve dehşet duygularının yaşandığı panik ataklarla karakterize bir rahatsızlıktır. Panik ataklar belirli aralıklarla tekrar eder. Atak sırasında kişide göğüs ağrısı, nefes darlığı, ölüm korkusu, çarpıntı gibi belirtiler oluşabilir. Panik bozukluğu olan kişiler sürekli atağın tekrarlayacağı endişesi taşır ve atağın gerçekleştiği durumlardan kaçınmaya çalışır.
3-) Fobiler: Belirli birtakım nesnelere veya durumlara yönelik olabilir. Kişinin belirli bir durum ya da nesneye karşı aşırı korku, endişe ve kaygı duyması durumu fobi olarak sınıflandırılmaktadır. Yükseklik korkusu, örümcek fobisi, agorafobi, tuvalet korkusu, kan tutması ve hastalık fobisi kaygı oluşturabilen fobilere örnek verilebilir. Fobilerde kişinin söz konusu durum ya da nesne ile mutlaka karşılaşması gerekmez. Bu durum ya da nesnenin düşüncesi dahi fobiyi tetikleyebilir ve kişide aşırı endişe ve hatta panik atak gelişmesine sebebiyet verebilir. Kişinin korkusu çoğunlukla aşırıdır ve kişiler bu durumlardan kaçınmak için çeşitli davranış kalıpları geliştirebilir. Fobisi olanlar çoğunlukla korkularının aşırı olduğunun bilincindedir ancak engel olamamaktadır.
4-) Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Kişilerin yaşadıkları travmatik bir olay sonrası söz konusu olayın etkilerini atlatamamaları sonucu gelişir. Bir yakının kaybı, araba kazası, savaş ya da şiddet içeren olaylar sonrası bu bozukluğun gelişmesi daha olasıdır. Daha basit görünen boşanma, okul değiştirme ya da taşınma gibi olaylar da strese bağlı bozukluklara yol açabilir.
(Örneğin; taşınmaktan çekinme, yeniden evlenmekten çekinme, vb. durumlar).
5-) Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu: Bireyin evinden veya güçlü bir duygusal bağa sahip olduğu kişilerden (örneğin; bir ebeveyn, bakıcı, hayat arkadaşı veya kardeşler) ayrılma konusunda aşırı düzeyde kaygı yaşadığı bir anksiyete bozukluğudur. Ayrılma kaygısı gelişimsel sürecin doğal bir parçasıdır. Daha büyük çocuklarda, yaşlılarda ve yetişkinlerde patolojik olarak kendini gösterebilse bile en çok bebeklerde ve küçük çocuklarda yaygındır.
6-) Agorafobi: Kişinin yardım bulamayacağı, kaçamayacağı, kapana kısılmış ya da çaresiz hissedebileceği durum ve ortamlardan korkması ve kaçınması ile karakterize bir kaygı bozukluğudur. Bu durumlarda panik atak ve benzeri semptomlar ortaya çıkabilir ya da bu belirtilerin olacağı korkusu vardır. Agorafobiye sahip kişiler toplu taşımalardan, sinema gibi kalabalık yerlerde bulunmak istemezler.
7-) Sosyal Anksiyete Bozukluğu: Çekingen biri misiniz? Kalabalık bir ortamda insanlar sizi dinleyeceği ve izleyeceği için gergin olur musunuz? Çoğu insan özellikle yeni insanlarla karşılaştıkları sosyal ortamlarda bir miktar kaygı yaşayabilir ve bu normal kabul edilir. Psikolojik bir sorun olarak tanımlanan sosyal kaygı ya da sosyal anksiyete bozukluğu başka insanların kendisini inceleyebileceği sosyal ortamlarda kişinin davranışlarının ve fiziksel özelliklerinin olumsuz değerlendirilmesinden, yargılanmasından kaygı duymasıdır. Bu sorun utangaçlıktan çok daha ciddi bir durumdur. Bunu daha iyi anlayabilmek için bir dakika için odaklanın ve şöyle bir durum yaşadığınızı gözünüzde canlandırmaya çalışın:
“Bir davete katılmanız gerekiyor ve daha gitmeden birkaç gün önceden endişe etmeye, korkmaya, gerilmeye başlıyorsunuz. Davete gittiğinizde içeri zorluk çekseniz bile giriyorsunuz. Sanki herkes size bakıyor, sizin hakkınızda konuşuyormuş düşüncesine kapılıyorsunuz. Elleriniz ve bacaklarınız titremeye, nefesiniz daralmaya, yüzünüz kızarmaya, kalp atışlarınız her saniye artmaya başlıyor. Tüm bunları gördükleri için sizinle dalga geçtiklerini, olumsuz yorumlarını kendi içinizde duymaya başlıyorsunuz. Kaygınız daha çok artıyor ve kendinize sessiz, kimsenin olmadığı saklanacak bir yer arıyorsunuz. Bir şeylerle uğraşıp kimsenin sizi rahatsız etmemesini umut ediyorsunuz ve insanlarla göz temasından kaçınıyorsunuz. Tüm bu endişeli halinizi herkesin gördüğünü düşünüp kendinize kızmaya ve yargılamaya başlıyorsunuz. Eve döndüğünüzde ise tüm yaşanan şeyleri tekrar ederek kaygının etkisini arttırıyor, bir daha kalabalık olan ortamlara giremeyeceğiniz, bu tür davetlere katılamayacağınız, sürekli rezil olduğunuz fikrine kapılıyorsunuz. Fakat o davette kimse size bakmıyor ve olumsuz şeyler düşünmüyordu… “
Sosyal anksiyete bozukluğu olan kişiler, örnekte olduğu gibi, sosyal ortamlarda kendilerini küçük düşürecek, utandıracak, hatta rezil edecek bir şekilde davranmaktan kaygı duyarlar. İnsanların kendilerini tuhaf, aptal, sıkıcı, korkutucu, zayıf ya da beğenilmez olarak nitelendirilmesinden endişelenirler. Bu tür ortamlarda tüm dikkatlerini kendi üzerlerine odaklar, nasıl davrandıklarını gözlemlemeye başlarlar, başkaları gözünde nasıl göründüklerini çok düşünürler ve kendilerini olumsuz değerlendirirken başkalarının da bu şekilde değerlendirdiklerini düşünürler.

Çok Karıştırılan İki Hastalık: Panik Atak ve Anksiyete:
Anksiyete genelde bir strese, endişeye veya korkuya karşı tetiklenir. Panik atak ise aniden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar ve genellikle yalnızca birkaç dakika sürer.
Anksiyete Krizi Anında Nasıl Hissedilir?
Anksiyete anında kontrolü kaybetme, göğüs ağrısı, kalp çarpıntısı, bayılacakmış gibi hissetme, nefes almada zorluk hisleri yaşanabilir.
Anksiyete Krizi Nasıl Geçer?
Genellikle tehdit veya stres etkeni ortadan kalktıktan ya da sakinleşilebildikten sonra kaygı durumu da ortadan kalkar. Anksiyete ataklarında sakinleşebilmek için şu adımları uygulamayı deneyebilirsiniz:
Nefes Egzersizleri: Doğru nefes almak, sakinleşme konusunda son derece etkilidir. Nefes egzersizlerini öğrenerek sakinleşmeyi ve yeniden odaklanmayı gerçekleştirebilirsiniz.
Ayağa Kalkma ve Vücudu Dik Tutma: Korku veya tehlike hissedildiğinde bilinçaltından gelen bir dürtüyle öne eğilerek kalbi ve akciğerleri koruma durumu oluşmaktadır. Ayağa kalkmak ve dik durmak, vücuda her şeyin normal olduğu mesajını vererek sakinleşmenize yardımcı olacaktır.
3-3-3 Kuralını Uygulama: Anksiyete krizinin başladığını hissettiğinizde 3-3-3 kuralını uygulayarak sakinleşebilirsiniz;
“Etrafınızdaki üç şeyin ismini söyleyin”,
“Duyduğunuz üç sesi söyleyin”,
“Vücudunuzun üç bölümünü; parmaklarınızı, bileklerinizi ve kolunuzu oynatın”.
Kaygı Randevusu Oluşturma: Sizi kaygılandıran tüm detayları bir yere not edin ve bunları düşünmek için kendinize bir zaman dilimi belirleyin. Böylece tüm gün aynı korkuları yaşamak yerine günün belli zamanını bunun için ayırabilirsiniz.
İçinde Bulunduğunuz Ana Konsantre Olma: Gelecek zamanda olacakları düşünmek yerine şimdi bulunduğunuz zamana odaklanın. Kaygılanmanıza neden olacak bir şeyin olmadığını kendinize hatırlatın.
Kendinizi Meşgul Edin: Anksiyete krizinin geldiğini fark ettiğiniz anda kendinize meşgul olabileceğiniz şeyler bulmaya çalışın. Yürüyüş yapmak, kitap okumak, film/video izlemek, kaygılı düşünce kalıplarından uzaklaşmanızı ve kontrolü elinize almanızı sağlamaya yardımcı olabilir.
Şekerden Uzak Durma: Fazla şeker tüketimi anksiyeteyi tetiklediği için anksiyete krizinin geldiğini fark ettiğiniz anda şekerli gıdalardan uzak durun. Onun yerine proteinli gıdalar yemeyi ve su içmeyi tercih edin
Anksiyete ile Nasıl Başa Çıkabiliriz?
Her insanın anksiyete ile mücadele konusunda kendi kendine yapacağı pek çok şey vardır.
Egzersiz ve spor yapmak, dengeli beslenmek, düzenli uyku uyumak, meditasyon yapmak, günlük tutmak, gece uyumadan önce düşünceleri dağıtmak için kitap, gazete okumak, yoga yapmak, yürüyüşe çıkmak, sosyal gruplar içinde bulunmak ve aktivitelere katılmak vb. anksiyeteyi azaltmak için kendimizce yapabileceğimiz şeylere örnektir.
Anksiyete Tedavisinde Uygulanan Yöntemler: Anksiyete büyük ölçüde davranışsal terapi, psikoterapi ve çeşitli ilaçlar yoluyla tedavi edilmektedir. Tedavide bu üç yöntem sıklıkla bir arada kullanılmaktadır. Ancak daha hafif vakalarda psikoterapi ve davranışsal terapi yeterli olabilir.
Davranışsal Terapi: Bilişsel davranışçı terapinin amacı, kişinin davranış sürecini analiz edip tanımasını sağlayarak farklı durumlara karşı gelişen düşüncelerini ve tepkilerini kendisine daha yararlı hale getirmesini sağlamaktır. Kişi, faydasız ve ruh sağlığını kötü etkileyen olumsuz düşünce ve davranış şekillerinden uzaklaşır. Terapi süreci sonunda kişi, öğrendiği sağlıklı düşünce ve davranış şeklini bir alışkanlık haline getirir ve kendisini daha iyi hisseder.
| Faydasız | Faydalı | |||
|---|---|---|---|---|
| Düşünce | Beni görmemiş gibi yaptı, beni sevmiyor. | Kafası çok meşgul, bir sorunu mu var? | ||
Psikoterapi: Uzun dönemli bir tedavi biçimidir. Kişinin anksiyetesinin boyutları, diğer bozukluklarla bir arada olup olmadığı, hangi davranış biçimlerinin aktif olduğu gibi sorulara göre anksiyete tedavisinde kullanılacak yöntem belirlenir. Amaç hastanın duygularını kendi başına yönetebileceği bir aşamaya gelmesidir. Bunun için kişinin stresle başa çıkma yöntemleri geliştirmesi ve kendi davranış kalıplarını anlaması gerekmektedir. Bu, zaman alan ancak oldukça etkili bir yöntemdir.
İlaç Tedavisi: Anksiyete bozukluklarının ilaçla tedavisinde ise antidepresanlar, sakinleştirici etkisi olmayan davranış düzenleyiciler ve kalp ritmini düzenlemek için beta blokerler kullanılabilir.
Sonuç olarak anksiyete ile yaşamak; kendimizi tanımayı, duygularımızı anlayıp onları yönetmeyi, düşüncelerimizi kontrol altında tutabilmeyi öğrendiğimiz bir süreçtir. Olumsuz bir durum gibi gözüksede bize farkındalık katar. Biz kendimizi daha iyi tanıdıkça, kendimize değer verdikçe onu yenmek de daha kolay olacaktır. Anksiyeteyi yenmeye çalışırken kendimizi yargılamamak da en önemli adımlardan biri olacaktır. Neden bu durumda olduğumuzu sorgulamak yerine nasıl atlatabilirim düşüncesine odaklanmak gerekir.
Anksiyete ile hayata devam etmek taşlı yolda yürümeye benzer, zordur ama bu yolun bitiminde daha güçlü ve bilinçli biri olduğunuzu hissedersiniz. Attığınız her adım sizi anksiyeteden yavaş yavaş kurtarır ve daha pozitif bir hayat sunar. Anksiyeteyi yenmenin en kalıcı çözümü kendinize güvenmek ve bunu atlatacak güçte olduğunuzu bilmekten geçer.
Yazar: Gülce Daşdemir
KAYNAKÇA
GÜVEN SAĞLIK GRUBU.(2022,04,29). Anksiyete Nedir? Anksiyete Belirtileri Nelerdir?.Güven. https://www.guven.com.tr/saglik-rehberi/anksiyete-nedir-anksiyete-belirtileri-nelerdir
Florance Ni̇ghti̇ngale. (2022,02,28). Anksiyete (kaygı bozukluğu) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi. https://www.florence.com.tr/anksiyete-kaygi-bozukluklari
Türkiye Psikiyatri Derneği. ((N.D)). Yaygın Anksiyete Bozukluğu. https://psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/25/yaygin-anksiyete-bozuklugu
Uzun, E. (2024, 01,27). Anksiyete Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?. Medi̇̇cana. https://www.medicana.com.tr/saglik-rehberi-detay/12073/anksiyete-nedir-tedavisi-nasil-yapilir
Ayrılma Kaygısı Bozukluğu. (2023, 08,11). Vikipedi.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Ayr%C4%B1lma_kayg%C4%B1s%C4%B1_bozuklu%C4%9Fu#cite_note-1
Memorial Tıbbi Yayın Kurulu (2024, 05,04). Anksiyete Nedir? Anksiyete Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri. Memori̇̇al. https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/anksiyete-nedir-anksiyete-belirtileri-nelerdir
Si̇vri̇, S. (2023, 02,03). Bilişsel Davranışçı Terapi Nedir?. Acıbadem Hayat. https://www.acibadem.com.tr/hayat/bilissel-davranisci-terapi-nedir/
“2005 yılında İstanbul’da doğdu. İlk, ortaokul ve liseyi de İstanbul’da okudu.
Lise eğitimini Çağrıbey Anadolu Lisesi’nde tamamladı. Lisede yapılan birçok
sosyal aktivite projelerinin organizasyonlarını yürüttü. 2023 yılında ise İstanbul
Medipol Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim lisans bölümüne yerleşti. Sosyal
etkinlikleri, eğlenerek öğrenmeyi, birçok farklı alanda yeni bilgiler keşfetmeyi
sevdiği için Medipol Üniversitesi’nde Modern Araştırmalar ve Strateji Kulübü
üyesi oldu. Yazı yazmayı çok seviyordu hatta yazmanın kendi zihnini
rahatlattığını düşünürdü. Yazı yazmaya ortaokulda okulunun çıkardığı “” Yaman
Öyküler”” adlı kitaplar için yazmış olduğu iki öyküsünün seçilmesi ile başladı;
sonrasında “”Lemur”” adlı online dergide bir yazısı yayımlandı. Üniversitede de
yazı hayatına devam etmek, kendini geliştirmek için Manifesto Dergisi’nde
Psikoloji ve Kişisel gelişim alanlarında yazı yazmaya başladı hâlâ bu alanlarda
çalışmalarına devam etmekte.”


Yorum gönder