Erişim Engelinin Hukuki Zemini
GİRİŞ
Hızla gelişen dünyamızda iletişim artık internet üzerinden sağlanmakta ve insanlar yaşamlarını, hatta sosyal ilişkilerini internet ile sağlar duruma gelmektedir. İnternet yararları yanında pek çok zararı da içermektedir. Söz konusu zararların devletler düzleminde; siber güvenlik, veri güvenliği ve gizliğe ilişkin sorunlara sebep olması, devletlerin hukuk aracılığıyla bazı önlemler almasını gerektirmiştir.
Devletlerin aldığı bu tedbirlerden biri de hukuka aykırı içeriğe “erişim engeli” tedbiri veya kararı getirilmesiyle sağlanmaktadır. Erişim engeli kararı, Ülkemizde, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve bu kanunun yönetmeliği çerçevesinde verilmekte olup çalışmamızda bu hukuki zemin açıklanmaya çalışılacaktır.
5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda düzenlenen erişim engeli tedbiri, “İçeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararları ile yerine getirilmesi” başlığı altında iki ayrı tedbir olarak düzenlenmiştir. Ancak metnin lafzından da anlaşıldığı gibi her iki tedbirin birlikte alınması da mümkün olmaktadır. Düzenleme ile her ne kadar iki ayrı tedbire yer verilse de pek çok ortak hükme yer verilmiştir. Bu durumda tedbirlerin birbirleri ile ilişki içerisinde olacak şekilde düzenlendiğini söylemeliyiz.
Yazımızda erişim engeli tedbiri üzerinde durulacak ve gerektiği durumda içeriğin çıkarılması tedbiri ile ilişkisine dair bilgiler verilecektir.
ERİŞİM ENGELİ TEDBİRİ
– GENEL BİLGİ
Erişim, tanım olarak bir şeye erişmek eylemi ile kullanılan ve daha çok ulaşma anlamı içeren bir kavramdır. Ki bu durum, devletleşmenin başlamasıyla birlikte yönetenlerin yönetilenler üzerinde farklı amaçlarla başvurduğu bir araç olarak görülmeye başlanmıştır.
Antik Roma’da sansür olarak karşımıza çıkan engellenme fiili, Latince kökenli olup yüksek rütbeli bir memur makamı olarak “sansürcü makamı” şeklinde M.Ö. 443’te kuruldu ve M.Ö. 22’de sona erdi. Bu makamın oluşturulmasının temelinde devletin kutsal ve eleştirilmez sayılması olduğu için sansür makamı onurlu bir görev barındırmaktaydı. Sansürcü unvanına sahip memurlar, kamu ahlakının düzenleyicileri olarak görev alırlardı. Görevleri: vatandaşları ve malları kayıt altına alma, vergilendirme ve sözleşmeler için malları değerlendirme şeklinde olan sansürcülerin görevleri senato kayıtlarının denetimini yapacak derecede genişlemişti.
Sansürcüler, nüfus sayımı esnasında özel yaşamında veya toplum hayatında bir ahlaksızlık yapan kişinin ismini işaretler ve bu kişi aerarius (siyasi hakları olmayan ancak vergi ödemek zorunda olan kişi) haline gelirdi. Ki diğer görevleri esnasında da bireylerin kamusal haklarını ellerinden alabiliyorlardı. Böylece birey toplumsal hayattan dışlanıyordu.
Sansürcü kavramı Roma’da uygulamadan kalkmış ancak kelime ve uygulama olarak nesillerce süre gelmiştir. Bu kavram günümüzde bir devlet veya otoritenin üst düzey bir yetki kullanarak aldığı karar ve yasakları tanımlamak için kullanılmaktadır. Yani sansür; yönetim erkinin engelleme, yasaklama veya kısıtlama gibi eylemlerle aldığı kararlar olarak ifade edilmelidir.
Modern toplumun ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte kitle iletişim kontrol altına alınamayacak şekilde artmış, devletlerin kontrolünden çıkmıştır. Bu durum sıcak savaşın bittiği ve devletlerin artık bilfiil çatışmadığı dünyamızda ciddi bir güvenlik sorununa yol açmaktadır. Devletler ülkelerinde kullanılan uygulamalara ilişkin veri gizliliği, güvenliği gerekçeleri ile tedbirler almaktadırlar. Bunun en büyük örneği, merkezi dolayısıyla pek çok ülkede yasaklanan “Tik – Tok” platformudur. Bu yasaklar esasında bir erişim engellenmesidir.
İnternet ortamında ise erişim üçe ayrılarak incelenmektedir; Alan Adından Erişim Engelleme, Nesne Tabanlı (URL) Erişim Engelleme ve IP Adresinden Erişim Engelleme[1]. Bu üç teknik devletlerin kendi tercihlerine göre uygulanmaktadır. Ancak belirtelim ki Nesne Tabanlı (URL) Erişim Engelleme yönteminde engellemeye neden olan içeriğin engellenerek diğer içeriklere erişimin sağlanabilmesi durumu söz konusu olmakta bu nedenle uluslararası kaynaklarda bu yöntemin tercih edilmesinin ölçülülük ilkesine uygun hareket edilmesini sağlayacağı, diğer yöntemlerin bireylerin hak ve özgürlüklerine orantısız müdahale sonucu doğuracağı ifade edilmektedir.
– 5651 SAYILI KANUN KAPSAMINDA ERİŞİM ENGELİ
5651 sayılı kanun, 04.05.2007 tarihli olsa da üzerinde pek çok değişiklik yapılmış, bazı hükümleri Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bu kanun ile erişim engelleme kararlarının uygulanmasını sağlamak için Erişim Sağlayıcıları Birliği kurulmuş ve erişim engelleme kararının nasıl alınacağı ile nasıl uygulanacağı düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemeler kanunun 8, 8/A maddelerinde suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla erişimin engellenmesini; 9, 9/A maddelerinde ise özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi sebebiyle erişiminin engellenmesini düzenlemektedir.
Kanunun 8/2 fıkrasınca alınacak tedbir, koruma tedbiri olarak ifade edilmiş olup 8/4 uyarınca alınacak tedbir ise idari tedbir olarak ifade edilmiştir. Maddenin devamında 8/14 fıkrada bazı özel kurum ve kuruluşların bu tedbiri alabileceği düzenlenmektedir. Bu kurum ve kuruluşların aldıkları tedbir kararları idari tedbir gibi hüküm ve sonuç doğurduğundan bu tedbirin de idari tedbir olarak ifade edilmesi gerekir.
Bu durumda erişim engelleme tedbirinin, kanun koyucu tarafından madde metninde açıkça “(10) Koruma tedbiri olarak verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının… “ demek suretiyle adli makamların verdiği tedbir için koruma tedbiri, sonraki fıkrada ise “(11) İdarî tedbir olarak verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının …“ şeklinde, idarenin verdiği tedbirler için açıkça idari tedbir şeklinde hukuki nitelendirmesini yaptığı söylenmelidir.
Koruma tedbiri nitelendirmesi, koruma tedbirlerinin amaçlarının dışında bir amaç (katalog suçları önleme amacı) içerdiği ve kararın adli mercilerce alınmasının tek başına koruma tedbiri nitelendirmesi yapılması için yeterli olmadığı söylenmiş, nitelendirme eleştirilmiştir.
İdari tedbir nitelendirmesi, kararı veren makamın idari makam olması göz önünde bulundurularak yapılmış bir nitelendirmedir.
MADDE 8- İÇERİĞİN ÇIKARILMASI VE ERİŞİMİN ENGELLENMESİ KARARLARI İLE YERİNE GETİRİLMESİ
– Koruma Tedbiri Olarak Erişim Engeli
Maddenin 1. Fıkrasında ilgili katalog suçlar tahdidi olarak sayılmış olup bu suçlara ilişkin bir durumun önlenmesi amacıyla internet erişiminin engellenmesi tedbirine başvurulması düzenlenmiştir. Suçların tahdidi olarak yani sınırlı sayıda sayılmış olması bu suçların yorum yoluyla genişletilemeyeceğini belirtmektedir.
Tedbir, soruşturma evresinde hakim, kovuşturma evresinde mahkeme kararı ile alınmakta ve soruşturma evresinde gecikmesinde sakınca bulunan bir durumun varlığı halinde ise Cumhuriyet savcısı tarafından alınmaktadır. Burada bahsedilen gecikmesinde sakıncası bulunan haller kanunda belirtilmemiş ve somut olay özelinde değerlendirilmeye bırakılmıştır. Kararın, gecikmesine sakınca bulunan hallerde alınması halinde savcı kararı en geç yirmi dört saat içinde hakim onayına sunar ve hakim en geç yirmi dört saat içinde kararını verir. Hakim onayının verilmemesi halinde erişim engeli tedbiri derhal kaldırılır.
Erişim engeli kararı, kararın alınması amacına bağlı olarak sınırlı bir süre ile de verilebilmektedir. Tedbirin bu şekilde belli bir süre ile alınması gerektiği savunulmuştur. Ki bu durumda 8/2 gereğince koruma tedbiri olarak alınan internet erişiminin engellenmesi tedbirinin ceza muhakemesi anlamında koruma tedbiri olarak nitelendirilmesinin kolaylaşacağı söylenmelidir.
– İdari Tedbir Olarak Erişim Engeli
Birinci fıkradaki katalog suçlar için verilecek erişim engeli kararı, re’sen Kurum Başkanı tarafından alınabilir. Bu durumda bir idarece alınan erişim engeli tedbiri söz konusu olup ilgili tedbir idari tedbirdir. Kararın başkan tarafından alındığı durumda karar, ilgili erişim sağlayıcı, içerik sağlayıcı veya yer sağlayıcısına derhal bildirilerek gereğinin yapılması istenir. Ki 8/4’e göre kararın derhal ve en geç dört saat içinde uygulanması gerekir.
Re’sen alınacak erişim engeli kararı için 8/1’de sayılan katalog suçlara ilişkin bir soruşturma veya kovuşturmanın bulunması gerekir. Böylece somut durumda ceza yargılaması gereğince ilgili suçlara ilişkin yeterli suç şüphesinin de bulunması bir zorunluluktur. Bu noktada ise ceza muhakemesi anlamında şüphe kavramı devreye girmekte ve değerlendirmenin bu şüphenin oluşup oluşmadığı tespit edilerek yapılması gerekmektedir.
Yukarıda bahsedilen katalog suçlara ilişkin alınabilen idari erişim engeli tedbiri, Anayasa Mahkemesince E.2015/76, K.2017/153 Sayılı ve 15.11.2017 tarihli kararı ile müstehcenlik suçu bakımından iptal edilmiştir. Ancak söz konusu iptal kararı ikiye ayrılarak iptal edilmiştir. İçerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması hali ve içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunmaması hali ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda, mahkemenin yapıldığı tarihte TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) şu anki BTK başkanına re’sen tanınan yetki, yer sağlayıcı veya içerik sağlayıcısının yurt dışında bulunduğu durumlar için müstehcenlik suçu bakımından iptal edilmiştir. Ancak söz konusu yetki yurt içinde bulunan yer sağlayıcı veya içerik sağlayıcı bakımından iptal edilmemiştir. Anayasa mahkemesinin kararı, Anayasanın 22,13 ve 26. Maddeleri bakımından incelenmiş ve iptal edilmiştir.
Maddenin 14. Fıkrasında “14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde tanımlanan kurum ve kuruluşlar, kendi görev alanına giren suçların internet ortamında işlendiğini tespit etmeleri hâlinde, bu yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı alabilirler….” denilmektedir. Maddede yapılan düzenleme ile -kurum ve kuruluşlar- kendi görev alanına giren- şeklinde erişim engeli kararı vermekle yetkilendirilmiştir.
Bu durum incelendiğinde, erişim engeli kararı, kişi hak ve özgürlüklerini kısıtlayıcı bir karar olup bu kararın alınmasında ölçülülük ilkesi ve belirlilik ilkesi çerçevesinde hareket edilmelidir. Ancak ilgili maddede kararı alacak kurum ve kuruluşların bu kararı almaları için kendi görev alanına giren suçları tespit etmeleri gerektiği söylenmiş, bu suçlardan veya bu suçların nasıl tespit edileceğinden bahsedilmemiştir. Ayrıca ilgili kararı alan kurum ve kuruluşlar 5602 Sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 3. Maddesi ç bendinde “ilgili mevzuat çerçevesinde şans oyunu tertip etme hak ve yetkisine sahip kurumlar ile bu hak ve yetkinin devredildiği kurum, kuruluş ve özel hukuk tüzel kişilerini” söylendiği üzere özel hukuk tüzel kişisi dahi olabilmektedir. Söz konusu durumda kişi hak ve özgürlüklerinin özel hukuk tüzel kişilerince kısıtlanabileceğini görülmektedir. Demokratik bir toplum düzeninden bahsedildiği bir devlette hakim onayı olmaksızın kişi hak ve özgürlüklerinin bu şekilde sınırlandırılmaması gerekir.
MADDE 8/A- GECİKMESİNDE SAKINCA BULUNAN HALLERDE ERİŞİMİN ENGELLENMESİ KARARI
Maddenin birinci fıkrasında kimlerin bu maddeye dayanarak hangi gerekçelerle erişim engeli kararı vereceği düzenlenmektedir. Birinci durumda “Yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması sebeplerinden bir veya bir kaçına bağlı olarak” hakim tarafından veya gecikmesinde sakınca bulunan bir durum varsa Cumhurbaşkanı tarafından erişim engeli kararı alınmaktadır.
İkinci durumda ise gecikmesinde sakınca bulunan hallerde “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması ile ilgili” konularda ilgili olan bakanlığın talebi ile BTK başkanınca erişim engeli kararı alınmaktadır.
Maddenin lafzı incelendiğinde söz konusu yetkinin temelde hakimde olduğu ve gecikmesinde sakınca bulunan haller için olağanüstü bir durum öngörüldüğü görülmektedir. Ki gecikmesinde sakınca bulunan haller için ise konuların ilk durumda olması halinde karar Cumhurbaşkanınca, konuların ikinci durumu oluşturduğu durumda ise ilgili bakanlığın talebi ile BTK başkanınca alınması şeklinde kademeli bir düzenleme yapılmıştır. Bu kademeli düzenleme ile asıl yetki hakimde bırakılmış, kademenin diğer basamaklarında ise karar alma yetkisinin idari mercilere bırakılarak bir nevi idarenin tedbir alması sağlandığından bir idari tedbir alınması yolu izlendiği söylenebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta 8/A kapsamında alınan tedbir temel bakımından bir idari tedbir olup 8. Maddedeki idari tedbir kararından farklıdır. Zira 8. madde kapsamında alınacak tedbir için yeterli suç şüphesi bulunduğu durumda başvurulmaktayken bu düzenlemede suç şüphesine ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın idarenin tedbir alması durumu mevcuttur. Yani 8/A düzenlemesi ile idare bir suçun önlenmesine idari olarak mani olmak istemektedir.
Söz konusu düzenlemenin eleştirildiği durum, konu bakımından ikiye ayrılarak verilen tedbirin her iki konu kapsamının da soyut kavramlar içermesi ve bu nedenle yorum yolunun açık bırakılmasıdır. Alınacak tedbirin erişim engeli tedbiri olduğu ve kişilerin temel hak ve hürriyetlerini doğrudan ilgilendirmesi sebebiyle verilecek tedbirin, Anayasa madde 13 çerçevesinde verilmesi gerekir. Yani Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamalıdır. Söz konusu konular; kamu düzeni, milli güvenlik, suç işlenmesinin önlenmesi gibi geniş konular ile yapılan bir düzenlemeler olup bu konular çerçevesinde alınacak tedbirlerin ölçüsüzce sonuçlar doğurması mümkün olabilecektir.
Maddenin devamında alınan erişim engeli kararı, BTK başkanı tarafından derhal yer sağlayıcı ve içerik sağlayıcıya bildirir ve karar derhal uygulanır. Kararı yerine getirmeyen içerik sağlayıcı veya yer sağlayıcıya BTK başkanınca elli bin Türk lirasından beş yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilir.
MADDE 9- İÇERİĞİN YAYINDAN ÇIKARILMASI VE ERİŞİMİN ENGELLENMESİ
Madde 9 ile kişiler kişilik haklarını ihlal eden bir durum ile karşılaşmaları halinde ilgili içerik veya yer sağlayıcıya erişimin engellenmesini isteyebilmektedir. Kişilere sağlanan bu imkan kişilik haklarına yapılacak bir saldırının hızlıca engellenmek istenmesidir.
Kişilere bu imkan verilirken iki şekilde verilmiştir. Kişiler ilk olarak haklarının ihlal edildiğini ilgili içerik veya yer sağlayıcıyı uyararak bildirir. Bu durum kanunda uyarı yöntemi şeklinde geçmektedir. Kişi bu yöntemi tercih etmeyerek doğrudan sulh ceza hakiminden içeriğin çıkarılmasını ve/veya erişimin engellenmesini talep edebilir. İlk durumda tedbir noktasında tartışmalı bir durum yoktur.
Kişilik hakkı ihlal edilen kişi doğrudan sulh ceza hakimliğine başvurduğunda hakimin vereceği kararın niteliği tartışma konusudur. Koruma tedbiri, ortada bulunan suç şüphesi ile delillerin toplanabilmesi için başvurulan geçici tedbirlerdir. Ancak sulh ceza hakiminin vereceği bir erişim engelleme veya içeriğin çıkarılması kararı geçici bir karar olmayıp karar cezai bir yaptırım gibi görünmektedir. Bu durumda hakimin vereceği kararın niteliğinin tedbir değil yaptırım olduğunun söylenmesi gerekir.
MADDE 9/A- ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ NEDENİYLE İÇERİĞE ERİŞİMİN ENGELLENMESİ
Bu maddenin konusu özel hayatın gizliliği olup kişilerin doğrudan kuruma yapacakları bireysel başvuru düzenlenmiştir. Başvuru doğrudan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurum’una yapılmaktadır. Tedbir bireysel başvuruya dayalı olup tedbirin idarece alınması bakımından idari bir tedbirdir. Bu idari tedbir de yukarıda madde 8 çerçevesinde değerlendirilen erişimin engellenmesi idari tedbiri ile karıştırılmamalıdır.
SONUÇ
Günümüzde teknolojik büyüme hız kazanarak artarken ve internet, günümüz insanı için vazgeçilmez bir duruma gelmiştir. Yaşanan bu hızlı gelişim ile suç ihlallerin ve kişilik ihlallerinin önüne geçmek zorlaştırmaktadır. Bu ve veri gizlilik ve güvenliği gibi gerekçeler ile devletler vatandaşlarını koruyucu tedbirler almaktadır. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ile düzenlemeler yapılmıştır. Yazımızda suç işlenmesinin önlenmesi ve kişilik hakları ihlallerine karşı alınan erişim engeli kararlarını incelendi.
Erişim engeli kararı madde 8 ve 8/A için nitelik olarak bir karar değil, bir tedbir olup kanunda açıkça koruma tedbiri ve idari tedbir olarak nitelendirilmiştir. Bu nitelendirme, ilgili kararın alınmasının bir kişilik hakkı ihlali veya suç işlenmesinin önlenmesini durdurmak olduğunu göstermektedir. Yani erişim engeli kararı, internet ortamında bulunan ve suç teşkil eden içeriğin görülmesini engelleme amacı ile alınmaktadır. Koruma tedbiri şeklinde verilen erişim engeli kararı katalog suçlara ilişkin bir tedbir kararı olup kararın yalnızca adli mercilerce alınıyor olması sebebiyle koruma tedbiri olarak nitelendirilmesi doğru bir nitelendirme olmamaktadır. İdari tedbir kararı alma yetkisinin 14. fıkra ile 5602 sayılı kanun 3(ç) bendi ile bazı kurum ve kuruluşlar ile tüzel kişiliklerce “kendi görev alanına giren suçlar” bakımından bırakıldığı görülmektedir. Bu durum ise ilgili kuruluşların görev alanı tanımının çok geniş olması sebebiyle” belirlilik ilkesi” ile çatışmaktadır. Temel hak ve hürriyetlere ilişkin sınırlamalar Anayasa madde 13 gereğince; özlerine dokunulmaksızın Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerle ve ancak kanunla sınırlandırılabilir. İdari tedbir olarak alınan kararın anayasaya aykırılık teşkil etmesi durumunda Anayasa Mahkemesine başvurulmalıdır.
Madde 9 ile alınan karar ise Bu noktada ifade etmek gerekir ki kanun kişilerin haklarını hızlıca korumak amacıyla ilk olarak ilgili içerik sağlayıcı veya erişim sağlayıcıya uyarı yoluyla iletişime geçmeyi ve ihlali gerçekleştiren içeriğe hızlıca müdahale etmeyi bir hukuki yol olarak kişilere tanımış ve tercih etmemeleri halinde kanun yoluna başvurabileceklerini düzenlemiştir. Bu kanun yolu ile kişi ilgili içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı alabilmektedir. Bu karar sulh ceza hakimliğine başvuru ve mahkemenin erişim engeli kararı alması yolu ile gerçekleştiğinden kararı tedbir olarak değil cezai bir yaptırım olarak nitelendirmek daha doğru olacaktır.
Madde 9/A ise bireysel başvuruya dayalı olarak idarece verilen bir idare hukuku çerçevesinde alınan bir idari tedbir kararıdır. Kişi özel hayatını ihlal eden yayının tam adresini (URL) , hakkının hangi açılardan ihlal edildiği ile birlikte kendi kimlik bilgileri ile doğrudan kuruma yapılır.
Kaynakça
Çınar, İ. (2021). 5651 Sayılı Kanun Çerçevesinde Koruma Tedbiri Olarak “İnternet Ortamında Yapılan Yayınlarda İçeriğin Çıkarılması ve/veya Erişimin Engellenmesi”. İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 8(1), 63-96.
Özkaya, Yunus. “5651 Sayılı Kanun Kapsamında Suç İşlenmesinin Önlenmesi Amacıyla İnternet Erişiminin Engellenmesi”. Bilişim Hukuku Dergisi 4, sy. 1 (Haziran 2022): 141-90. https://doi.org/10.55009/bilisimhukukudergisi.932106.
Canata, F. (2016). 5651 Sayılı Kanun Kapsamında İnternet Düzenlemeleri ve Düşünce-İfade Özgürlüğü Üzerine Bir Değerlendirme. Türk Kütüphaneciliği, 30(2), 185-205.
https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5651.pdf
https://ab.org.tr/ab09/kitap/bayzan_sansur_AB09.pdf
https://ansiklopedi.tubitak.gov.tr/ansiklopedi/sansur
https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=11746&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5
https://tr.wikipedia.org/wiki/Sans%C3%BCr
https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-12330/sansur/
- Kılıç, 2010, s.408 ↑
2021 Yılında İstanbul Medeniyet Üniversitesinde başladığım lisans eğitimimi sürdürmekteyim.
2021 Yılında okulum bünyesinde bulunan İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Atölyesi Kulübünde Bilişim ve Teknoloji Hukuku Komitesinde 2022 yılında Komite Başkanı seçildim.
2022-2023 yılları arasında kulübümüzün düzenlediği Meclis Simülasyonu Etkinliğinde Akademi Başkanı olarak görev aldım.
2022 yılında düzenlenen 2. Bilişim ve Teknoloji Hukuku Sempozyumunda görev aldım. Hali hazırda BTHD Gençlik Komisyonunda aktif görev almaktayım.
Yorum gönder