Geç Kalmadın

Geç Kalmadın

Hayata geç kalmak. Nedir bu tam olarak? Hayatta tam olarak neye geç kalır insan? Seçimlerinde mi geç kalmıştır, hayatının aşkını bulmaya mı geç kalmıştır, yoksa istemediği bir mesleğin içindedir ve bunu değiştirmeye mi geç kalmıştır? Geç kalmışlık hissinin altında yatan en büyük sebepte toplumdur aslında. Toplum ve toplumun bize dayattığı zorunluluklar. 30 yaşına kadar evlenemediysen evde kaldın, 30’undan sonra anne olursan yaşlı anne olursun. Belirli bir yaşa kadar mesleğini elde edemediysen, geçmiş olsun artık yapabileceğin hiçbir şey yok, geç kaldın. Hayatımız boyunca o kadar çok şey vardır ki toplum tarafından sınırlandırılan, ya da o kadar çok şey vardır ki insanlara inandırılan sanki başka hiçbir yolu yokmuşçasına gösterilen toplumsal kalıplar…

Etrafıma baktığımda o kadar çok görüyorum ki bu geç kalmışlık hissini, ya da fark etmeden kendimin de aslında bunu yaptığını fark ediyorum. Örneğin, 4 sene boyunca bir okulu okuyor ama aslında o bölümün o mesleğin ona göre olmadığını anladığı halde sırf, geç kaldım, bu saatten sonra hiçbir şeyi değiştiremem, değiştirsem de olmaz ki, benden artık geçti düşüncesiyle hayatını belki de ona ait olmayan mutlu olamayacağı o mesleğe adayan insanları, ya da yıllarca aslında ona uygun olmadığını anladığı, ama asla bunu kendine itiraf edemediği; o insanla kalıp sonrasında yıllarımı bu insana adadım artık benden geçti, yeni bir insanı bulmaya zamanım yok geç kaldım diye düşünüp, tüm hayatını aslında ona uygun olmayan o insanla tüm bir ömrünü huzursuz bir şekilde yaşayan insanları, hayatının bir bölümü mutsuz geçti diye kalan her bölümünün zaten böyle olacağını çoktan kabul etmiş insanları mutlu olmanın bile bir treni olduğunu ve o treni çoktan kaçırmış olduğunu düşünen insanları, belki de hayatı boyunca fırsatsızlık yüzünden okuyamamış ama sonrasında sırf yaşı geçti diye düşündüğünden hayallerini sonsuza dek bir rafa kaldıran insanları. O tren hep kaçtı bu insanlara göre, bekleseler çokça gelecek o treni beklemekten bile mustariptir bu insanlar. Hepimiz etrafımızda bunun gibi örnekleri görüyoruz. Ya da en büyük örnek aslında kendimiz oluyoruz, sürekli zihnimizle konuşup benden olmaz, ben zaten geç kaldım, bu saatten sonra neyi düzeltebilirim gibi gibi… Geç kaldık, hep bir şeylere geç kaldık. İyi de bu geç kalmanın zamanı tam olarak ne oluyor? Okumanın, mutlu olmanın, değişimin bir son kullanma tarihi mi var da biz her şeye geç kalıyoruz? O hayatındaki mükemmel insanı bulmanın bir son kullanma tarihi mi var? Peki ya o senin için doğru olan mesleğin de mi bir son kullanma tarihi var? Ne bu tarih neye geç kaldık biz tam olarak? Hayatında iyi hissetmediğin o şeyi değiştirmek için neden geç kaldın? Ya da daha mutlu olacağına emin olduğun şeyi neden değiştirmiyorsun? Tam olarak ne bu bahanelerin kaynağı? Peki ya bir soru daha, kendinizi bulmak tek seferlik bir şey midir? İnsan kendini bir kez bulur ve hayatı boyunca o kişi gibi olmak mı zorundadır, robot muyuz ki biz dünya bile bu kadar değişirken fikirlerimizin isteklerimizin değişebilmesi mi korkutuyor bizi?

Gelelim sorularımızın cevaplarına. Size iyi bir haberim var. Biliyor musunuz aslında insan kendini çokça kez bulabilir. Yanlış bir bölümü okuyup doğrusunu kendinizce çok geç bulmak bir zaman kaybı değildir. Yaşadığımız her an bize bir şeyler katar. Yanlış olarak gördüğümüz her an doğruya gitmek için bir aşamadır. Geç kalmak diye bir şey yoktur. Her şeyin bir zamanı vardır ve önemli olan o zamanda o şeyi yapmaya karşı bir cesaretinin olmasıdır önemli olan. Bir şeylere geç kalmak gözüyle baktığınız zaman o şey size hiçbir zaman gelmeyecektir. O tren aslında hiçbir zaman gitmemiştir, belki daha güzeli için beklemen gerekiyordur sadece. İnsanın sadece bir ömrü varken neye geç kalabilir ki. Her şey kötü gitti diye o doğru olan şeyin hiçbir zaman gelmeyeceğini yaşamadan nereden bileceksin. Herkes öyle söylüyor diye doğru bu mu olmuştur? Bir şeyleri denemek için değiştirmek için hiçbir zaman sandığın kadar geç değildir. O okulu okuman için, o kişiyi hayatından çıkarman için, mutlu olman için, dünyayı gezmen için, çocuklar gibi eğlenmek için, hiç cesaret edemediğin o şeyi yapmak için geç kalmadın. Hiçbir zaman geç değildir. Zamanın bir sınırı yoktur. Zor olan tek bir şey vardır o da kalıplaşmış düşünceleri değiştirebilme cesareti, o cesaret içinizde bir yerlerde onu görmek için korkmayın. Geç kalmadınız. Değişimin son kullanma tarihi yok. Mutlu olmanın son kullanma tarihi yok.

 

Yorum gönder